12 EYLÜL KİME, NEYE YARADI?

“Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor.” Martin Luther King.

“Yalanların en alçağı, halka ve çocuklara söylenendir. Çünkü her ikisi de kolay inanır…” Sabahattin Eyüboğlu…

Okurum Salih Osmanoğlu, yazdığı güzelim mektupta anımsattı bu iki deyişi de bana… 2011 yılından arda kalan ve 2012’nin ilk günlerinde de en çok haykırmak istediğimi, bu iki alıntı özetliyor.

Son yazılarıma sizlerden gelen tepkiler “Hayır” diyenlerin hiç de yalnız olmadığına beni bir kez daha inandırdı. Bu nedenle hepinize teşekkürler.

***

Evren ve Şahinkaya için 32 yıl sonra dava açıldı.

Baştan söyleyeyim:

Demokratik bir ülkede yaşıyor olsaydık, Kenan Evren ve şürekâsı çoktan yargılanırdı… Uygar bir ülkede Kenan Evren’in konuşabilmesi, ziyaretlere gidip millete el öptürmesi, toplum içine çıkabilmesi, demeçler, görüşler bildirmesi, sergi açması, gazetelerde boy göstermesi söz konusu olamazdı. Ama burası Türkiye!

Haberi öğrenince, ilk aklıma gelen: Yapılmamış darbenin iddianamesi binlerce sayfa; milleti ezmiş, ülkeyi 50 yıl geriye götürmüş darbenin iddianamesi 80 sayfa! Haydi hayırlısı!

İkinci aklıma gelen: Aziz Nesin bu ülkenin en ilerici insanıymış.

Daha 80’lerde dava açma girişiminde bulundu.

12 Eylül’de 650 bin kişi gözaltına alındı.

Gözetim altındakilerin tümü işkenceden geçirildi.

171 kişi işkencede yaşamını yitirdi. (Bu sayı, İnsan Hakları Derneği’nin kesin kanıtları elde ettiği ölümlere ilişkindir. Gözaltında kuşkulu ölüm sayısı 400.)

Sıkıyönetim askeri mahkemelerinde 210 bin dava açıldı.
Bu davaların 71 bini TCK’nin 141 ve 142. maddelerinden; 14 bini de 163. maddeden olmak üzere 85 bin kişi düşüncelerinden dolayı yargılandı.

Bu davalarda 6353 sanığın idamı istendi. İşkence ile alınan ifadeler, karar gerekçesi yapıldı. 517 insan ölüm cezasına çarptırıldı. İçlerinden 50’si ipe çekildi. Biri, 17 yaşındaki Erdal Eren’di.

1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

1402 sayılı yasayla, 14 bin 509 kamu görevlisi işlerinden atıldı. Ayrıca 18 bin memur, 5 bin öğretmen, 2 bin yargıç ve savcı, 4 bin polis, 2 bin subay istifaya zorlandı.

İşkenceden kurtulmak için 30 bin kişi Türkiye’yi terk etti. Bunlardan 14 bini vatandaşlıktan atıldı. (Sayılar, İnsan Hakları Derneği’nin “12 Eylül ve Sonuçları” kitapçığından)

Sendikalar, STK’ler kapatıldı. Kitaplar yakıldı. SEKA’da imha edilen kitap/dergi 40 tondur. 937 film, sayısız oyun yasaklandı. 8 gazete toplam 195 gün kapatıldı.

Liselerde din dersi zorunlu; felsefe dersi ise seçmeli hale getirildi. Tüm ders kitaplarına “Türk-İslam sentezi” yerleştirildi. İmam hatip kursları, okulları katlanarak çoğaldı, şeriat örgütleri desteklendi…

***

Yukarıdaki gerçekler sıraladıktan sonra, günümüzdeki fişlemeleri, telefon dinlemelerini, gözaltına almanın cezaya dönüşmesini, bitmeyen tutuklulukları, basına medyaya uygulanan baskıları, yasaklanan kitapları, yasaklanan düşünceleri düşünmeden edemedim.

Bir de ister istemez 12 Eylül en çok kime, neye yaradı, sorusu geldi gözümün ve ruhumun önüne yerleşti.

Evet; demokrat, uygar, çağdaş bir ülkede yaşıyor olsaydık, Kenan Evren ve şürekâsı çoktan yargılanır, toplum içine çıkamazdı. Ama yaşamıyoruz işte!

12 Eylül’ün öncesinde ve sonrasında, işlerine geldiği için susanlar, bu gerçekleri, görmezden, duymazdan bilmezden gelenler de suçlu. Ve bugün geldiğimiz yerde onların da payı büyük…

Bugün de öyle değil mi? İşine geldiği için, çıkarına uyduğu için, haksızlıkları görmezden gelmek, yok saymak…

“Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor.”

Sahi sizce 12 Eylül en çok neye, kime, kimlere yaradı?…