HRANT AYIBI

Bugün, Fransız Millet Meclisi’nin “Ermeni soykırımının inkarını suç sayan kararıyla ilgili Le Monde Gazetesi’nde yayınlanmış bir yazıdan söz edecektim.

Yazı, kaleme alanın kişiliği açısından önemliydi. Yazar, 1981 yılında, Mitterand iktidarının Adalet Bakanı olarak, idam cezasını kaldırmış, 1986 – 1995 yılları arasında, Fransız Anayasa Mahkemesi başkanlığı yapmış olan uluslararası üne sahip hukukçu Robert Badinter.

Böyle bir kişinin parlamentonun Türkiye ile ilgili bu girişiminin 1958 Anayasasına da aykırı olduğunu ileri sürmesi tabii ki çok ilginç.

Ancak, artık hiçbirimizin Ermeni soykırımı ile uzaktan yakından ilişkisi olan herhangi bir olay konusunda, konuşmak hakkımız olduğunu sanmıyorum.

Dünümüz ile yüzleşme, hesaplaşma, tarihimiz, yüzyıl önceki olaylar hep geride kaldı.

Artık önümüzde, bütün bunlardan daha acil, daha büyük bir sorun var:

Hrant Dink olayı.

Önce bir soruyla başlayalım.

-Görüşleri,kimilerine ters gelen Hrant Ermeni olmasaydı, öldürülür müydü?

Gerçi, özü hiç değişmemiş olan düzenimiz, ırk, dil, din, siyasi görüş, mezhep, meşrep ayırımı gözetmeksizin baskı ve zulmünü herkese uygularsa da, eğer Ermeni isen, başka ahvalde göstereceğin dikkatin iki mislini göstermek zorundasındır yine de.

***

Başka bir soru ile sürdürelim:

-Hrant’ın öldürüleceğini, Türkiye’de bilmeyen duymayan kalmış mıydı?

Soruları arttıralım:

-Hrant ölüm tehditleri aldığını söylememiş koruma istememiş miydi?

-Herkesin öldürüleceğini bildiği birini devletin koruması için talep şart mıdır?

-Hrant’ın öldürüleceği bilgisi İstanbul ve Trabzon Emniyetine ulaşmamış mıydı?

Can alıcı sorulara devam edelim:

-Bütün bu gerçeklerin ışığında, Hrant’ın öldürülmesinde TC sorumluluğu yok mu?

Şimdi özetleyelim:

-Ermeni olduğu, 1915 olaylarıyla ilgili fikirleri dolayısıyla devlet tarafından kovuşturulan, fikirleri kimilerine ters gelen, öldürüleceğini herkesin bildiği, yine de, cinayetin önlenmesi için hiçbir şey yapılmayan Hrant cinayeti ile ilgili mahkeme kararı yüzünden bir Türk yurttaşı olarak tüm dünyadaki Ermenilere ve diğer insanlara karşı kendinizi, ezik ve sorumlu hissediyor musunuz?

Ben kendimi ezik, kırık, ve tüm dünyadaki insanlara karşı sorumlu hissediyorum.

Şu anda, haksızlığa karşı isyanın, haykırışının “ben de Ermeniyim” demek olması gerektiğine inanıyorum ve de Hrant olayı ile yani bugün ile yüzleşmeden tarihimiz falan konusunda hiçbir şey söylemeye hakkımız olmadığına inanıyorum.

***

Bugünün hödüklüğünü geçmişe sığınarak gözden kaçırtmaya çalışanlar, şimdi Hrant davası tragedyasında, baştan itibaren kullandıkları kılıfa sarıldılar:

-Bütün bunlar derin devletin ve Ergenekon’un işidir!
Şimdi sormak gerekiyor:

-İstanbul Emniyet Müdür mü, Trabzon Emniyet Müdürü mü, İstanbul
Valisi mi, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı mıdır “derin devlet” ve Ergenekon?

-Bütün bunları görevde, tutan, soruşturma açtırmayan iktidarın kendisi mi Ergenekon?

-Nihayet, bu kararı veren mahkeme mi Ergenekon?

-Ergenekon Davası konusunda, dişe dokunur deliller sunamayanlar, doğru dürüst iddianame hazırlayamayanlar, kanıt ibraz edemeyenler, ibraz ettikleri kanıtlar dökülenler mi Ergenekon?

-Ergenekon davasını yıllardır sonuçlandıramayan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri mi Ergenekon?

-Kim bu Ergenekon, kim?

Ulusal Hrant utancımızı Ergenekon kılıfına sokmaya çalışanları izlerken, onların sık sık neye “yetmez ama evet!” dediklerini çok iyi anladım.

Meğer hazretler,” yetmez ama evet” ile “hamakat”ı kastediyorlarmış.