GÜNDÜZ BDP’Lİ GECE KCK’Lİ’!

Bu ülkede “Kürtlerin makûs tarihi” hep güç politikalarına tapanlar üzerinden yazıldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosu “yedi düvele kafa tutmuş” Kurtuluş Savaşı vermiş bu yüzden de özgüveni çok yüksel bir ekipti…

Emperyalistleri devletleri yendik Kürtleri mi halledemeyeceğiz?

Bu çizgi her iktidar döneminde birçok kez denendi. Kürtlere demokrasi vaat edildi, sırtları sıvazlanıp oy istedi, sonra sırtlarına sopalar indirildi.

AKP de üst üste üç seçim kazanmanın özgüveniyle eski çıkmaz sokaklara dalmakta bir sakınca görmüyor.

Şimdi Kürtleri “sopa” ile ıslah(!) etme sırası AKP’de…

Ankara’da milletvekili Leyla Zana’nın ev kapısı kırılarak, içeri girilip arama yapılıyor. Yasama dokunulmazlığının ırzına geçiliyor.

Ülkenin en üst yönetim birimi olan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, şahane bir demokratik (!)tepki gösteriyor. Çiçek “milletvekiliyle ilgili dinleme, el koyma, tutuklama yapılacaksa” diyor:

-Dokunulmazlık açısından beklenen amacın gerçekleşmesi hassasiyet arz eder!

Diplomasinin inceliğine bakar mısınız?

Milletvekilinin kapısı kırılıyor, TBMM Başkanı “hassasiyet” arzından bahsediyor.

1990’lı yılların başbakanları Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Tansu Çiller’i, Mesut Yılmaz’ı “kafaya alan” devletin esas sahipleri, Kürtlere vurmak için tekerlemeler uydurmuşlardı:

-Gündüz külahlı, gece silahlı!

Şehirde, kasabada, köyde kafasında “külahla” gezen Kürt yoktu. Ama devlet bir aşağılama ifadesi olarak öyle diyordu. Bu “külahlı Kürtler” gece birden bire silahlı hale geliyorlardı.

Netice itibarıyla bütün Kürtler teröristti!

O yüzden önlerine geleni vurdular. Şimdi JİTEM bahçelerinden kafatası topluyorlar.

AKP de bu paslanmış tekerlemeyi re-organize etti:

-Gündüz BDP’li gece KCK’li!

Anladınız değil mi?

Bütün Kürtler yasa dışı örgüt üyesidir!

Bu anlayışla yönetilen bir ülkeye demokrasi uğrayabilir mi?

NEO AKEPE

AKP’nin son dönemdeki eylem ve söylemleriyle iktidara geldiği 2002’deki çizgisi arasındaki farka bakınca açık olarak şu görülüyor:

-Değişime uğramış bir siyasi organizasyon!

2012 model AKP, 2002’deki AKP’yi kapatabilirdi!

Çünkü AKP o yıllarda demokrasi, halka hesap soran değil hesap veren bir devlet olması gerektiğini söylüyor ve yakınıyordu:

-İktidar olduk ama muktedir olamıyoruz!

Açık olarak Ordudan ve Yargıdan yakınıyordu eski AKP… Bu söylemiyle halk desteğini arttıran AKP, artık yakındığı her şeyi yapma hakkını kazandığını düşünüyor.

Ezik bir gecekondu çocuğuyken, polis üniformasına kavuşmuş delikanlının bütün reflekslerini sergiliyor:

-Eğer kimsenin ağzına edemeyeceksem bu üniformayı neden giyiyorum?

Bu haliyle tarihte halk desteğiyle gelip, en ağır baskı-zulüm rejimini kurmuş olan Alman Nazi Partisi çağrışımlarını da hak ediyor:

-Neo-akepe!