ADA’LİÇE

Çok eskilerden tanıyorum ben onu. Hani birisine sarılırsınız hep sabun kokar.
Avuç içi, yanakları, boynu, kolları her yeri sabun, mis gibi.

Karşısındakini tokalaşır tokalaşmaz tanır. Üç kelimeye keramet getirir.
Yaşanmışlıklarını harcamaz, değer biçmeyi bilir.
Hesabı kolaydır, paylaşabildiklerinin de pahası yoktur.

Sarıldıklarını hiç kaybetmez. Haksızlığa uğrasa da kaybetmez.
Kaybedeceği şeyin insandan öte olduğuna inandığından hiçbir şey kaydetmez.
Dünsüz ilerler. Andadır o. Sadece yarını düşünürmüş gibi yapar ama düşünmez.

Herkesin bir hikâyesi olduğunu bilebilecek veya anlayabilecek kadar deneyimli.
Ön yargı, etiket nedir bilmeyen ve bu safsatadan uzak durabilecek kadar insandır o.

Paylaşmayı sever. Biriktirmeyi sevdiği kadar.
Yanıltmaz. Yan çizmez. Zararın içinden fayda doğurur. Bugün için onu anlamayanlar
yarın onu çoktan anlamışlarla çoğalır.

Çat kapı aralayabilenlerden olmuşsanız daha doğrusu izin vermişse kalbini size açmaya.
O büyülü evin kapısından uzatabilmişseniz kafanızı. İşte o an her şey düğümlenir aklınızda hatta boğazınızda. Bir müzenin içindesinizdir adeta. Bu müzenin masumiyetle alakası yoktur düpedüz bir şahsiyet müzesidir kendisi.

Kaç haftadır, aydır görüşmediyseniz dün vedalaşmış gibi başlar ilişkiniz. Serzenişi yoktur. İğnelemez. Sizin uzun zamandır görüşemediğinizin nedeni çeşitlidir. Onun bunu hiç irdelememesi muhtemel. Dizlerini kıvırır, bedenini size doğru yöneltir. Yaşamınızdaki anlamı çözüvermiştir oracıkta sonrasında tekrar elindeki örgüsüne döner.

Siz mutfağa bir şeyler almak için gittiğinizde kumandasıyla şöyle bir Fransız kanallarında gezinir. Döndüğünüzde ya Mezzo’da bir operetin içinde ya da son dönem filmlerinin yarım bıraktığı devamında yakalarsınız.

Rengârenk boncuklar dizer kapılarına maksadı sinek değil aşktır. Rengârenk orlonların arasından yine aşkla rengârenk koltuk örtüleri örer.

Yaşsızdır o. Taçsızdır o. Annedir o. Gügü derler adına. Yılların Gülsün Sami’si, benim Ada’liçemdir. Herkese anlatamam bu sıfatı gizli, saklı ve sadece onu yaşayanlar ve bilenler bilir.

Sizin kendisiyle hikayeniz var mıdır bilmem, ancak eğer yolunuz düşerse Tünel’de komün’ü işletir bir kahvesini yudumlayın, eğer açsanız etli yaprak dolmasını tadın derim. Selamımı söyleyin.