DEMOKRASİNİN KADERSİZLİĞİ

Büyük bir gazeteci çoğunluğun izlediği Oda-TV Davasının 23 Ocak pazartesi yapılan duruşması yine bir “buluşma günü” havasındaydı.

Ahmet Şık’ın eşi Yonca gelirken kızları Mina’yı da getirmişti. Duruşmaya ara verildiğinde baba-kız hasret giderdiler. CNN Türk’ten Göksel Göksu, Mina’nın geldiğini görmemişti, “gidip şunları göreyim” diyerek yerinden kalktı, onlara baktı, sonra ıslak gözlerle yerine döndü:

-Bu mağduriyetler neden sadece bizim çocuklarımıza düşüyor?

***

Hanefi Avcı’nın savunması inişi çıkışı olmayan monoton bir ses tonuyla sürüyordu. Önemli şeyler anlatıyordu, ama onu dinlemek için uzman olmak gerekiyordu.

Ahmet Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, bu durumun “mesleki vaziyetten” kaynaklandığını düşünüyordu:

-Adam yaptıkları için şimdiye kadar hiç savunma yapmak zorunda kalmamış.

İlk kez birilerine bir şeyleri izah ediyor!

Prof. Dr. Haluk Şahin ise Avcı’nın savunmasındaki “içeriğini” şöyle tahlil ediyordu:

-İstihbarat raporları öyle tutulmaz böyle tutulur dersi veriyor, mahkeme heyetine!

***

Oda TV davasının her aşamasını genç ve titiz bir adliye muhabiri gibi baştan sona düzenli olarak izleyen Haluk Şahin duruşmaya girmeden önce “giriş kartı” alamamış, bu yüzden de içeriye giremeyecek olan genç bir gazeteciyi şöyle teselli ediyordu:

-Ben de öğrenciyken Yassıada duruşmalarına gidip kapıdan dönmüştüm!

Yassıada’da yapılan Demokrat Parti yargılaması 1961’deydi… Sonra 12 Mart 1971 yargılamaları geldi. Aradan dokuz yıl geçti 12 Eylül yargılamaları tarih sahnesinde yer aldı. 1990’ların ikinci yarısında 28 Şubat yargılamaları öne çıktı.

Geldik 2012’ye siyasi davalar devam ediyor… Haluk Şahin de bıkmadan usanmadan izliyor! Onun mesleki azmi, bir başka şeyi de gösteriyor:

-Demokrasinin kadersizliği!

Emek kokan şehir

Geçtiğimiz hafta sonu Zonguldak’ta bir yapılan bir toplantıya katıldım. Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi’nin deniz kenarındaki lokalinde her yıl Uğur Mumcu’yu anmak için düzenli olarak toplantılar yapılıyor. Konuyla ilgili bir konuşmacı davet ediliyor. Bu yıl Zonguldaklı Maden Mühendisleri bu satırların yazarını çağırmışlardı, onur duydum.

Zonguldak’ta taş kömür çıkartıldığından ısırma da kömürle oluyor. Hava bu yüzden biraz kirli kış aylarında… Kar yağmış, yığılmış kalmış. Hava kurşuni gri, denizde mavi değil… Şehrin olağanüstü güzel bir mimari dokusu da yok. Ama bütün bunlara karşı insana şu duyguyu yaşatıyor:

-Zonguldak güzel şehir!

Bu şehirde nereye gitseniz, ülke sorunlarına ilişkin canlı tartışmalara rastlayabiliyorsunuz. Kahvelerde, maden ocaklarında, çarşıda, pazarda, lokallerde aynı havayı solumak mümkün.

Bu haliyle Türkiye’nin 1970’li yıllarındaki “mutlu gelecek” hayalinin Zonguldak’ta yaşadığına tanık oluyorsunuz. Örneğin Maden Mühendisleri Lokalindeki Uğur Mumcu’yu anma toplantısında bütün salon doluydu. Kitle hiç eksilmeden kendilerinin de çok iyi bildikleri bir konuyu baştan sona dinmediler.

Üstelik yakın saatlerde değerli fotoğrafçı Ali Öz’ün de bir gösterisi vardı. O etkinlik de hatırı sayılır bir sanatsever tarafından izlendi.

Zonguldak’ın ruhu olan bir şehir…

Günün her saatinde hissedebiliyorsunuz ki:

-Bu şehir emek kokuyor!

Amele Birliği Hastanesi!

Maden işçilerinde en fazla akciğer hastalıkları görülür. Bunların başında da pnömokonyoz (yani taş tozu hastalığı) gelir. Maden işçileri kömür damarı üzerinde çalışırlarken araya denk gelen yerlerde taşa da denk gelir kazma uçları… Oradan havalanan kömür tozuna bu taş tozları da karışır. Akciğere gider oturur kalır. Taş tozu akciğerden çıkmaz.

Akciğerini verip, hayatını kazanan maden işçilerinin en eski şifa kaynağı masalsı bir unvana sahip olan sağlık merkezi Zonguldak’a hakim bir tepede kurulmuştur:

Ameli Birliği Hastanesi!

Resmi adı önce SSK Göğüs Hastalıkları Hastanesi olan tesis şimdilerde SGK Hastanesi olarak hizmet veriyor. Ama Zonguldak’ta herkes bu şifa merkezini delerinden kalan ismiyle anıyorlar.

-Amele Birliği Hastanesi’ne gittim, muayene oldum…

Hastanenin Baş Hekim Yardımcısı Dr. Metin Çelikiz, maden işçilerine olan saygı ve sevgisini burada oluşturduğu minik bir müze ile dile getirmiş. Eski Zonguldak fotoğrafları, ocaklarda kullanılan kömür vagonu, madenci heykeli ve pnömokonyoz hastalığına karışı mutlaka kullanılması gereken basit ağız-burun maskesi…

Hepsini alt alta dizdiğinizde sanki eski bir filmin içinde gibi hissediyorsunuz kendinizi… Bu şehrin güzelliği damarlarındaki asil ruhta gizli… Bir daha yazmak istiyorum:

Emek kokan şehir Zonguldak!