ALEME VERİR TALKINI, KENDİ YUTAR HALKINI

Israil, ocak ayının son günlerinde Hamas üyesi 5 Filistin milletvekilini gözaltına aldı. Bu milletvekillerinin hepsi, silahlı terör eylemlerine karıştıkları gerekçesiyle daha önce de tutuklanmış ve yargılanmıştı. Bazıları hüküm giymiş, cezaevine konulmuş ve Hamas militanları tarafından kaçırılan İsrail askeri Gilad Şalid’e karşılık salıverilmişlerdi…

Türkiye’den gördüğü izzet ve ikrama karşın, dünya kamuoyu Hamas’ı hiç de demokratik bir parti değil, gayet terörist bir örgüt olarak bilir. Saptama doğrudur ve gerçekleri saptırmadan tartışılamaz.

Ama İsrail’in benmerkezci, ırkçı, dinci ve salt uluslararası kural ve insan haklarına değil, insanlığın en derinden bağlı olduğu hakkaniyet duygusuna aykırı Filistin politikasına bakarak…
Hamas Partisi’nin Filistin’i savunmak için terörizme başvurmakta haklı olup olmadığı tartışılabilir.

Bugün gelinen noktada, dünya kamuoyunun azımsanmayacak bir bölümü, İsrail devletinin Filistinlilere terörden başka çare bırakmadığı kanısındadır. Ne var ki böyle bir kanı, Hamas’ın bir terör örgütü olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi, örneğin Türkiye gibi ayrılıkçı teröre karşı savaşan ülkelerde, PKK’nın da haklı olabileceği savını gündeme getirir ki… Böyle bir sav, benzeri örgütlere karşı mücadele eden pek çok ülkeyi rahatsız ederken, Türkiye’nin işine hiç mi hiç gelmese gerekir.

Dolayısıyla Filistin’de ister seçimle iş başına gelmiş olsun ister silah gücüyle, dünyada «demokratik» kabul görmeyen Hamas örgüt partisinin, özellikle Türkiye tarafından maşanın ucuyla tutulması gerektiği açıktır. Ne var ki AKP iktidarı, bırakın hakkında temkinli bir dil kullanmayı, 300 milyon dolar yardım yapacağı ileri sürülen Hamas’ı açıkça bağrına bastı, çekincesiz destekliyor.

***

Türk Dış İşleri Bakanlığı, gözaltına alınan Hamas milletvekilleri hakkında bir açıklama yayınladı:

«Filistin Yasama Konseyi Başkanı Aziz Dveyk ve bir diğer Filistinli parlamenterin İsrail tarafından gözaltına alınmasını şiddetle kınıyoruz. Uluslararası toplumun İsrail-Filistin ihtilafının çözümüne yönelik müzakerelerin canlandırılması amacıyla çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleştirilen bu eylem, İsrail’in barış sürecine yönelik samimiyeti ve ciddiyetine yönelik kuşkuları daha da arttırmaktadır. Halihazırda İsrail hapisanelerinde tutulan Filistinli parlamenterlerin sayısı 24’e ulaşmıştır. Filistin’de gerek demokrasinin gelişimini ve evrensel değerlerin yerleşmesini, gerek son dönemde önemli mesafe kaydedilen iç uzlaşı sürecini olumsuz etkileyen bu durum, bir yılı aşkın süredir Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde demokrasi özlemiyle yaşanan tarihi gelişmelerin İsrail tarafından doğru okunmadığını da göstermektedir. Bu çerçevede, halen faal durumda bulunmasa dahi, Filistin Yasama Konseyi’ne Filistin halkının özgür iradesiyle seçilmiş tüm temsilcilerin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz.»*

***

Buyrun buradan yakın, aziz Türkler, Kürtler, Ermeni, Rum, Yahudi ve sair kültür kökenli, mozaik yurttaşları…Yalamaktan dili uyuşan Türk basınının sessizce geçiştirdiği bu «şiddetli kınama», İsviçre yapımı değil, oysa. Ama İsrail yapabilir!

İsrail, Türkiye’yi şiddetle kınamak üzere tutup aynı açıklamayı yayınlasa ve: «Halihazırda Türkiye hapisanelerinde tutulan Türk parlamenterlerin sayısı 9’a ulaşmıştır. Türkiye’de gerek demokrasinin gelişimini ve evrensel değerlerin yerleşmesini olumsuz etkileyen bu durum, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde demokrasi özlemiyle yaşanan tarihi gelişmelerin Türkiye tarafından doğru okunamadığını da göstermektedir. Bu çerçevede TBMM’ne Türk halkının özgür iradesiyle seçilmiş olan tüm temsilcilerin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz», dese, ne yanıt verebilir AKP hükümeti?

Üstelik İsrail’in gözaltına aldığı Hamas vekilleri adli sicilli terörist iken, Türkiye’de yıllardır kimisi hücrede tutuklu milletvekilleri, daha hüküm giymedi!

Türk Dış İşleri Bakanlığı, keşke iç işlerimize bakar olsa da İsrail’e okuttuğu demokrasi dersini, Türkiye’de uygulasa…

*Dış İşleri Bakanlığı açıklamaları, 23.01.2012/No.21

"Önünü görmeyen adamların, sonunu görmeyen adamlara öncülük
etmesini sağlayan yönteme, politika denir."

JEAN MİSTLER

«G» NOKTASI

AKP iktidarı bunu hep yapıyor.

Van depremzedelerinin yaşadıkları –ve yandıkları- çadırkentlere sağlamadığı konforu, Suriye sığınmacıları için kurulan çadırkentlere en üst düzeyde sağlıyor.

Mısır’da, Libya’da, Suriye’de rejime karşı ayaklananların demokratik gösteri hakkını savunuyor. Türkiye’de hükümeti eleştireni yargıya taşıyor, gösteri yürüyüşü yapanı gaz bombasıyla ağlatıp, tutuklatıyor.

Mısır’da, Libya’da, Suriye’de hükümetleri muhalefeti bastırmakla kınıyor, kendi hükümetine muhalefet edeni darbecilikle sınıyor.
Arap ülkelerine «laik devlet» öğütlüyor, Türkiye’de kurduğu «sünni devlet» için dindar nesiller yetiştiriyor.

İsrail’e karşı terör eylemi yapan Filistinlileri koruyup, Türkiye’de teröre karışmayan KCK’lıları bile tutuklayıp yargılatıyor.

AKP’deki iş bölümü tersyüz olsa, Türkiye kurtulacak. Çünkü dış işleri demokrat, iç işleri diktat.