DİNDAR GENÇLİK PROJESİ

Başbakan Tayyip Erdoğan 2002 Genel Seçimleri öncesinde kendileri hakkında ortaya atılan “gizli ajandaları var” tarzındaki iddia sahiplerini haklı çıkartmak için elinden geleni ardına koymuyor.

AKP’nin “gizli ajandası” meselesi nedeniyle “durumdan vazife” çıkarılması hep demokrasinin üzerinde sallanan bir tehdit olarak meşruiyet kazandı:

-Valla ordu olmasa bunlar gözünü kırpmadan dinci bir rejim oluştururlar!…

Yürek serinletenlerin verileri globalizmin gücüne vurgu yapıyorlardı:

-Dünya ekonomisiyle bütünleşmiş, Avrupa Birliği’ne aday koca bir ülke kendi başına böyle bir yere savrulabilir mi?

Esas önemli olan demokrasinin kesintiye uğramamasıdır.

Ne yapılacak?

Seçimle gelmiş, halk desteğine sahip sivil bir iktidar elbette askeri yönetimden iyidir. Hele o ordunun 28 Şubat, 12 Eylül ve 12 Mart gibi “üstün” başarıları varsa?…

Bu ikilem çaresizlik bulvarından ilerleyince varılacak son durağın adresi de belli oldu:

-Demokrasi eşittir Tayyip Erdoğan!

Buna en çok Erdoğan inandı. O kadar ki, bütün dünyanın “terörist” diye ilan ettiği uluslar arası şahsiyetlere bile şahsen kefil olmaktan kaçınmadı!

-Ben diyorsam o terörist değildir!

Ahmet Şık ile Nedim Şener tutuklandıklarında “Bay Demokrasi” kendisini ortaya attı:

-Gazetecilik faaliyetinden değil, başka işlere karıştıkları için tutuklandılar!

İddianame çıktı ortada terör faaliyeti yerine sadece gazetecilik faaliyetleri olduğu aleni olarak görüldü: Sadece kitap yazmak, yazdırmak, eveleme, geveleme, falan filan…

Başbakan Erdoğan, “gizli ajandacıların” ekmeğine yağ sürecek yeni bir yola girdi:

-Dindar gençlik yetiştireceğiz!

-Hoppala!

Türkiye bir ağızdan şaşkınlık ifade edince, Erdoğan bu sefer “düzeltme” yapmak ihtiyacı hissetti:

-Dindar olmasın da tinerci mi olsun gençlerimiz?

Dindar olmayanların tamamını tek cümlede “tinerci” yapıverdi.

Orta yaşı geçmiş olanlar eskiden tedavülde olan kısa dört harfli kelimeyi hatırladılar:

-Ayıp! Çok ayıp!

Ayrıca biz bir hayli iyi(!) yetişmiş “dindar genç” gördük bugüne kadar… Bir araya geldiklerinde “Tekbir” diye çağrı yapan gencin ardından gök gürültüsü yükseliyordu meydanlardan:

-Ya Allah, Bismillah/Allah-u ekber!

Sonra bu birlik-beraberlik havasıyla kendilerinden farklı düşünenlerin sınıflarına, okullarına, yurtlarına, kantinlerine saldırıp, her şeyi yerle bir edenleri gayet iyi hatırlıyoruz.

Zaman dilimi itibarıyla bunları aynı çağda yapıyor olmaları onları çağdaş yapabilir mi?

İnternetten haberleşip, feyzbuktan örgütlendikten sonra, tvittır mesajlaşmasıyla kendileri gibi düşünmeyenlere saldırıyorlar. O halde çağdaştırlar! Ha? Olur mu böyle?

Dindar gençlik projesi AKP icadı ileri demokrasinin yeni yumurtası olarak gündeme düştü… Eğer yerseniz!…

Başın öne eğilmesin!

Başbakan Tayyip Erdoğan bu zamana kadar kendisine destek olmuş liberal aydınlara da bozuk attı:

-Başınızı öne eğin de düşünün biraz!…

Buna verilecek en güzel cevabı Sabahattin Ali “tek parti döneminde” Sinop’ta yazmıştı:

-Başın öne eğilmesin!

Sonraki yılların insanı

Prof. Dr. Aydın Kunt

Galatasaray camiasının renkli şahsiyetlerinden olan Prof. Dr.
Aydın Kunt geçtiğimiz hafta sonu “kötü bir şaka” gibi çekti gitti!

Ona “öldü” demek yakışmayacağı için eski eşi Taniz Hanım da yakın arkadaşlarına böyle haber verdi:

-Aydın gitti!

Aydın Kunt, 60’lı yaşlarının ortalarında “olgun” bir mimar değil de okulu yeni bitirmiş üniversiteli genç heyecanıyla yaşardı.

Yapmayı planladığı işlerin bir bölümü için en az 40-60 yıl gerektiğini kendisi de kabul ediyordu.

Ama geleceğe doğru uzanmaktan da kendini alamıyordu. Yakından tanıyanların tamamı kabul ederler ki:

-Aydın Kunt sonraki yılların insanıydı!

Aydın Hoca ile bizi sevgili Ercan Güven tanıştırdı. Moda’da bir kahvaltı faslında tanışıp, sonra akşam yemekleri, gece yarısı sohbetleriyle devam ettik.

Hoca akademik kariyerini çarşılar üzerine yükseltmişti. Dünyanın bütün çarşılarını biliyordu. Üzerine tezler yazmıştı.

Türkiye’nin çarşılarını anlatan uzun bir televizyon belgeseli yapmak istiyordu. Bunun ilk adımı olarak da Kadıköy Çarşısı’nı İZ TV’ye çekti.

Digitürk 18. Kanaldan yayın yapan İZ TV’de iki yıldır tekrarlı olarak yayınlanıyor. Şubat ayının son haftası ile mart ayının ilk haftası yine Aydın Kunt İZ TV’de ekranlara gelecek, rüzgarda dağılan saçlarını parmaklarını tarak yaparak topladıktan sonra anlatacak:

-Bu çarşının esnafı üst katları konut olarak kullandıkları binaların girişlerini de dükkanlarına ayırırlardı!

Aydın Kunt ile geç tanıştığım için onun dostluğuna doyamadım. Ama öyle sanıyorum ki onu Galatasaray Lisesinden itibaren tanıyan yakın arkadaşları, dostları da aynı burukluğu yaşıyorlardır:

-Aydın Kunt dostluğuna doyulmaz bir insan olarak kalplerde kalacak!

Çünkü O, sonraki yılların insanıdır…