DOKUNULMAZLAR

Bakmayın siz”dokunulmaz kimse ve bir şey bırakmadık!” diye böbürlenmelerine…

Marifet değildir bu.

Tam tersine demokraside esas olan kişinin ve haklarının dokunulmazlığıdır.

Bir anlamda, dokunulmazlar ve dokunulmazlıklar rejimidir demokrasi.

Kişiye dokunamazsın, haklarına dokunamazsın.

Kişinin haklarının kamu yararıyla sınırlanmasının bile ölçüsü ve denetimi vardır.

“Kamu yararı” diyerek, sınırlamaya kalktığında bireyin hakkını yargı denetimi vardır.

Dokunulmazlık insanlığın uzun uğraşlardan sonra ulaştığı bir aşamadır.

Eskiden de vardı, dokunulmazlık, ama güçlüye gücü oranında tanınmış bir ayrıcalıktı.

Tek gerçek dokunulmaz vardı, piramidin tepesindeki hükümdar.

Sonra aşağı doğru azalarak, tümüyle yok olana kadar inerdi.

Demokraside herkes dokunulmazdır, dokunulmazlık haktır.

Dokunulmazlığın sınırı da toplumun ya da bireyin dokunulmazlıklarının ihlal edildiği noktada başlar, dokunulmazlık dokunulurluğa dönüşür.

Dokunulmazlıkta olduğu gibi dokunulurlukta da eşitlik esastır.
Yani herkes eşit derecede dokunulmaz ve herkes eşit derecede dokunulurdur.

Bireyin başkalarının haklarını çiğneyip, dokunulur olduğu halde, ona nasıl dokunulacağı da, sınırları iyice belirlenmiş kurullara bağlıdır.

***

Normal demokrasilerde geçerli olan bu kuralların hepsi alt üst edilmiştir.

Normal demokrasilerde, bireyin dokunulmaz hakları kamu yararına sınırlanırken, burada gerçekten kamu yararı olup, olmadığı veya sınırlamının ölçüsünün kamu yararıyla orantılı olup olmadığı yargı denetimi altındadır.

Sağ olsun bu iktidar, kimi alanlarda, TOKİ’ye tanıdığı yetkileri yargı denetimi dışında tutarak bu ilkeyi ortadan kaldırmış bulunuyor.

Normal demokrasilerde, bireyi yargı kararıyla dokunulur kılarken,şu ya da bu nedenle olağanüstü yargı gibi yöntemler uygulanmaz.

Sağ olsun bu iktidar, her vatandaşı olağanüstü yargının sınırları içine sokacak bir uygulamayı yürürlüğü koymuş, en doğal hakların kullanımını terör sınırları içine alarak, olağanüstü yargıya tabi kılmıştır.

Demokratik gösteri hakkı, olağanüstü yargının sınırları içine alınabilmektedir.

Parasız eğitim isteği olağanüstü yargının sınırları içine alınabilmektedir.

Kitap yazmak terör sayılıp, olağanüstü yargının çerçevesine sokulabilmektedir.

Kısaca, AKP Türkiyesi’nde olağanüstü yargı olağan, olağan yargı olağan dışı olmuştur.

***

Demokrasilerde, herkes dokunulmazdır, ama suç halinde, sonuna kadar dokunulmaz kimse yoktur.

Oysa, AKP Türkiyesi’nde yapılmakta olan düzenlemeyle, düzenin, demokrasiyle bağdaşmayan kutsal dokunulmazlarını oluşturmak üzere harekete geçilmektedir.

Öyle ki, Başbakan’ın görevlendirdiği kişiler, Başbakan’ın müsaadesi olmadığı sürece, suç işleseler, vatana ihanet etseler bile, yargılanamayacaklardır.

Yani Başbakan’ın iradesi görevlendirdiği kişilere milli iradenin görevlendirdiği kişilere sağlayabildiğinin çok ötesinde bir dokunulmazlık kazandırabilecektir.

Böyle bir dokunulmazlığın, demokrasiyle bağdaşmadığını söylemeye gerek var mı?

Bu yeni dokunulmazlar, çağdaş dünyanın gerisinde tarihin derinliklerinde bıraktığı, monarşinin dokunulmazlarıdırlar.

Şimdi Erdoğan Türkiyesi’nde durum özetle şudur:

Herkes ve her şey, her şekilde, hatta çoğu zaman olağanüstü yargı yoluyla da dokunulurdur; yalnızca Tayyip Bey’in adamları, o izin vermediği sürece dokunulmazdır.