AKLIM VE YÜREĞİM ‘İÇERDEKİLERDE’

Dün PEN Türkiye Merkezi’nin yönetim kurulu toplantısı vardı. Toplantımızın bitiminde kimi konuklarımızla görüş alışverişinde bulunduk. Ülkemizin çeşitli edebiyat kurumları temsilcileri, bir de PEN Uluslararası Başkan Yardımcısı Eugene Schoulgin…

Eugene Schoulgin, Norveçli bir yazar. Romanları çeşitli dillere çevrilmiş. 1992’den beri İsveç PEN üyesi. 2007-2010 yılları arasında PEN Uluslararası Genel Sekreteri. PEN Türkiye’nin de onur üyesi.

Sohbet sırasında ilginç bir olay anlattı Eugene Schoulgin.

Bir gazeteci, röportaj yapmak için, kendisinden telefonla randevu istiyor. (Hangi gazete olduğu, gazetecinin kimliği vb. fark etmez, söylemedi de zaten…) Bir kahvede buluşuyorlar… Gazeteci, oldukça rahatsız. Ha bire sağına soluna bakınıyor. Sonunda, “Acaba sizin için bir sakıncası yoksa, sokağa çıkıp yürürken konuşabilir miyiz?” diyor. Açıkçası kapalı tüm mekânların dinlendiğinden korkuyor…

Sokağa çıkıyorlar. Röportaj yürürken, açıkhavada yapılıyor.

Eugene Schoulgin, sözü şöyle bağladı: “Bugüne dek dünyanın çok ülkesine gittim, başıma böyle bir şey bir ülkede daha gelmişti. O da İran’dı.”

***

Kimi zaman söylenen ve yazılan binlerce sözcük, “bir yabancının” yaşanmış bir anı kadar açıklayıcı olmuyor…

Bu yaşanmış anda önemli olan, gerçekten o mekânın dinleniyor ya da dinlenmiyor olması hiç değil. Önemli olan, gazetecideki bu algılama. Bu psikolojik durum!

İşte artık bu haldeyiz!

***

Sohbet sırasında, toplantıdan bir gün önce KCK operasyonları, sendika ve dernek baskınlarıyla (KESK, Eğitim-Sen, SES vb.) 149 kişinin gözaltına alındığını öğrendiğinde Eugene Schoulgin, bu kez “Bu tıpkı Fidel’in Küba’sı gibi!” havalara fırlıyor!

Gördünüz mü! Korkularda İran; totaliterlikte Küba! İkisi arasında savruluyoruz…

***

Çuvaldızı Batı’ya da batırmaktan geri kalmıyor Eugene Schoulgin. “Batı cahil olmayı seçiyor! Gerçekten olup biteni bilmek istemiyor. Batı’nın bilgisi hâlâ 80’lerin Türkiye’siyle sınırlı.”

Sonra kendine özel olanı açıklıyor.

“30’lu yıllardan babamın mektupları bendedir. Orada açık açık yazmış: Faşizm yükselirken, herkes her şeyi biliyordu. Ama herkes sustu. Bilmek istemediler. Bilmemeyi seçtiler.”

***

Bilmemeyi seçen bir ülkede yaşamak istemiyorum ben!

PEN Türkiye’den altı üyemiz farklı gerekçelerle tutuklu olarak hapiste:

Mustafa Balbay (3 yıldır), Muharrem Erbey (2.5 yıldır), Ahmet Şık, Nedim Şener, Halim Yazıcı ve Ragıp Zarakolu.

Hepsine kucak dolusu sevgiler. Aklımız ve yüreğimiz onlarda…