SEÇİLMİŞ İLE ATANMIŞ

Recep Tayyip Bey buyurdu:

-Seçilmişi atanmışa kul etmeyiz.

Neyi kastediyordu?

Seçilmişten murat kimdi? Atanmış ile kim anlatılmak isteniyordu?

Pek anlaşılamadı.

Zaten seçilmiş atanmış, ayırımı da demokrasinin dengeler mekanizmasını içlerine sindiremeyen aklı evvellerin uydurdukları bir şehir efsanesidir.

Hani bir deli bir kuyuya taş atmış da kırk akıllı çıkaramamış misali
Türk demokrasinin esası, Anayasa’nın 6.maddesinde de belirtildiği gibi, “egemenliğin kayıtsız şartsız milletin” olmasıdır.

Bu esası koyan 6.madde şöyle devam eder:

“Türk Milleti, egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.”

***

Yani temsili demokrasilerde, millet kendisine ait olan egemenliğini “Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle” kullanır.

Dikkat edelim. “seçilmişleri eliyle kullanır”,” atanmışlar egemenliğin kullanılmasına katılamazlar” gibi hükümler yoktur.

Yalnızca egemenlik yetkili organlar eliyle, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre kullanılır deniyor.

Bu yetkili organlar seçilmişlerden de oluşabilir, atanmışlardan da…
Egemenliğin kullanılması sırasında, devletin erkleri arasında kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerlidir ve erkler arasında, hiyerarşik bir ilişki yoktur.

Kimse kimseye, “sen atanmış bir organsın, biraz geri dur bakalım” diyemez.
Kaldı ki, Türkiye’nin,gerçek demokrasi olmayıp , yalnız “demokrasi benzeri” sıfatını hak eden, liderler sultası rejiminde, gerçek seçilmişler de yoktur.

TBMM’yi oluşturan 550 milletvekili, partilerinin liderleri tarafından atanıp, isimleri eskiden müntehib-i sani denen, ikinci derecede seçmen statüsündekilerin onayına sunulmuş kişilerdir.

***

“Seçilmişler” den söz edilebilmesi için, gerçekten hem parlamentoda, hem de siyasal partilerin yönetim kadrolarında yer alanların tavan tarafından atanmayıp, gerçekten tabandan seçilmiş olmaları gerekmektedir.

Oysa şu anda yürürlükte olan sistemde durum bu değildir.

Şu anda seçilmişler atanmışlar ayrılığı değil, atanmışlar – atanmışlar aynılığı egemendir.

Var olmayan seçilmişler, atanmışlar ayırımını ise, demokrasiyi sandıktan en önde çıkanın her yetkiyi sahip bir rejim olarak algılayan ham ervahlar atmışlardır ortaya.

Yoksa onların seçilmiş dedikleri de atanmışlardır, atanmış dedikleri de…
Hatta geçmişte, idam cezasına konusunda yürekli tutumuyla bilinen, ve bu liderler sultası rejiminde, hiçbir efendiye eyvallah dememek için siyaseti bırakan değerli eski Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu’nun da belirttiği gibi, kimi ahvalde, atanmışın atanma kriterleri, seçilmişlerin liderin keyfine kalmış olan atanma ölçütlerinden çok daha nesneldir.

Görüyorsunuz, Başbakan’ın sözlerinin hiçbir dayanağı hiçbir demokratik içeriği yok.

Üstelik Recep Bey , kendi sözleriyle de çelişkili bir tutarsızlık içinde.
Çıkıp, “seçilmişi atanmışa kul etmeyeceğim,” diyen Başbakan’a, Silivri’de yatmakta olan milletvekillerini gösterip de sorarlar:

-Peki atanmış yargıç kararıyla tutuklu bulunan bu milletvekilleri ne!?

Ve gülerek eklerler:

-Yapma Recep din kardeşiyiz!