AYDINLANAN YOLLAR

"Evimizin çatısı çöktü, şimdi koyunlarla birlikte ahırda kalıyoruz."

"Yatılı Bölge Okulu’nda okuyorum, hayatım hep işlerle geçiyor. Pamuk topluyorum, odun topluyorum, babaannemin ineklerini alıp çobanlık yapıyorum, keçileri otlatırken, defterimi, kitabımı alıp ders çalışıyorum."

"Ben okuyup annem ve kardeşlerime bakacağım. Annem de istiyor bunu. Ama bize inanmayanlar var. Babam annemi dövüyor, bize küfür ediyor."

"Bir dağ köyünden geliyorum. On üçüme vardığımda üç, beş milyara beni satacaklar."

"Hiç erkek kardeşim olmadığı için babam kuma getirdi, evde kıyamet koptu."

"Ben okumak istiyorum. Okulumuzun müdürü bizim köye gelerek babamı okumam için ikna etti. Babam evet demesine dedi ama beni berdel olarak vermeyi aklına koymuş bir kere."

Bunlar, Anadolu’nun farklı yörelerinden, Çağdaş Yaşamı Destekleme
Derneği’ne burs için başvuran kızların söylediklerinden… Zehra İpşiroğlu’nun Cumhuriyet Kitap’tan çıkan yeni kitabı “Aydınlanan Yollar” dan okuyorum…

Kardelen Öyküleri

Zehra İpşiroğlu araştırmacı bir yazar. Araştırma ve gözlemlerini eleştirel düşünce sistematiği içinde ele alıp sentezler ortaya koyuyor.

Türkan Saylan’ın ölümünden üç yıl önce , onunla güncel konularda yaptığı çok geniş kapsamlı söyleşileri "Yapıcılığın Gücü" kitabında bir araya toplamış, Almanya’da yaşayan film yönetmeni Başak Demir’le bir de belgesel çalışmasına gişrmişti Zehra. Ancak filmde Türkan Saylan’ın dokunduğu ve dönüştürdüğü yöreler /kişiler de yer alacaktı. İşte bu amaçla çıkılan Van yolculuğu ve orada tanıdığı Kardelenler’in öyküleri “Aydınlanan Yollar” kitabına yol açtı.

Kitabı okurken hep Türkan Saylanı omuz başımda hissettim. Kitap ayni zamanda Türkan Saylan’a bir saygı duruşu…

“Aydınlanan Yollar”ın altbaşlığı “Kardelen Öyküleri”… Kitabın ilk bölümü “Sesimi Duyuyor musunuz?” Sorusunu içeriyor: Gelenek, törel, çeşit çeşit baskılar, ekonomik sorunlar, hastalık, şiddet ve korkuyla örülü hayatlar arasından sıyrılıp okula gidebilen kız çocuklarının birbirinden çarpıcı öyküleri yer alıyor. İkinci bölüm “Uzun Yürüyüş” ise Anadolu’nun iki farklı yöresinden gelen köy kökenli iki genç kadının öyküsüne odaklanıyor. Ve her öyküde tüm engellere, güçlüklere karşın, gençlerin yaşama sevinci, yaşama coşkusu ve azimleri ortaya çıkıyor.

Soluk soluğa kah gülümseyerek, kah gözyaşlarımı tutamayarak okudum kitabı. Kimi yerde umutlandım. Çünkü bütün bu kızlar kararlıydılar mücadeleciydiler. Çünkü hepsinin düşleri, idealleri vardı. Çünkü anneler artık kızlarına destek oluyordu. Çünkü “gün gelecek feodal yapılanma, töre ve şiddet kıskacından kurtulacaklarına” inanıyorlardı.

Belirtmeliyim: Kitabın tüm geliri, Van’daki kardelenlere gidecek.

TEPKİLER SÜRÜYOR

İşte tam da bu yukarıda vurguladığım duygular içindeyken geldi AKP’nin eğitime ilişkin yasa tasarısı…

Kadın kuruluşları hop oturup hop kalkıyor, tepkilerini ortaya koyuyor.

Uçun Süpürge’den KA.DER’e sayısız sivil toplum tepkilerini ortaya koyuyor. "4+4+4 formülü , çocuk yaşta evliliklerin önünü açıyor" diyorlar. "Soruyoruz! Kız çocuklar ilkokuldan sonraki eğitimini 70 yaşındaki adamın yatağında mı yapacak?" diyorlar. . "Mesleki eğitimde hangi çocuğun hangi meslek alanına yönlendirileceğine Bakanlar Kurulu’ karar vermesiyle tek tip insan yetiştirmenin zeminini hazırlıyor." diyorlar…"Eğitim/öğretim ‘kademeli’ değil ‘kesintisiz’ olarak ve okul öncesi eğitimi de kapsayacak şekilde 12 yıla çıkarılmalıdır." diyorlar…

CHP Milletvekili Gülsün Bilgehan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e açık çağrıda bulundu:

"Sevgili Arkadaşım Fatma Şahin’i, zorunlu eğitimi 4 yıla indiren Milli Eğitim Yasası’na karşı çıkmaya davet ediyorum" diye başlayan mektubunda şunları vurguluyor :

-1930’dan beri en az 5 yıl olan zorunlu eğitim, 4 yıla iniyor.

-okul öncesi eğitimin kalkıyor

-çocukların insan hakları ihlallerine uğramalarıı (erken evlilik, erken çalıştırma, ev işi yükü) söz konusu olacak…

Gülsün Bilgehan “gençleri, kendileri, çevreleri ve dünya ile barışık yetiştirme hedefi, siyasi partilerin oy kaygılarının üzerinde olması” gereğini vurguladıktan sonra mektubunu şöyle bitiriyor: "Sayın Bakan’ı , göreve geldiğinden beri destekleyen ve yeni yasa konusunda ciddi çekinceleri olan ve tepki gösteren tüm Sivil Toplum Kuruluşlarına kulak vermeye davet ediyorum…"

Hayır, dün gazete baskıya girinceye dek Fatma Şahin’den yanıt gelmedi!