KURULTAY SORUNU ÇÖZMEDİ

Son kurultay da, özünde CHP’nin bundan önceki kurultaylarından çok farklı değildi.

Evet, gerçi, son kurultay ile CHP de bir dönem nihai olarak kapandı. Artık Baykal da, Sav da, CHP’den silindiler, yalnızca eski hizmetleriyle partinin tarihindeki yerlerini aldılar.

Evet, Kemal Bey’in liderliği kadar Baykal’ın gidişini de perçinlendi. Artık Kılıçdaroğlu gitse de Baykal gelemez, yeni birileri çıkar,
Kurultay bu sonucu vermiştir. Ama CHP’nin sorunu Baykal’ın gitmesi Kılıçdaroğlu’nun gelmesinden ibaret değildi ki.

Nitekim Baykal’ın gitmesinin hemen hemen ikinci yılında, CHP’nin iktidara uzaklığı ve halk üzerindeki etkisi aynı kalmıştır.

Neden?

Çünkü sorun CHP’nin lider partisi olmaktan çıkıp, bir program ve kadro partisine dönüşmesiydi ki, bu da salt Baykal Kılıçdaroğlu değişimiyle olacak şey değildi.

***

Kemal Bey’in Genel Başkanlığa gelmesinden sonra, partinin artan popülaritesinin kısa süre sonra, eski düzeyine dönmesi de işte bu görüşün kanıtıydı.

Genel seçimlerde de, Kılıçdaroğlu CHP si başarılı olamadı.

Oysa Kemal Bey, halktan biri imajını rahatlıkla veriyordu.

Oysa Kemal Bey, Türkiye yüzeyinde basmadık yer bırakmayacak bir enerjiye sahipti.

Oysa Kemal Bey, çalışkandı, konuşmalarında etkileyiciydi.
Ama yine de başarısız kaldı.

Başarısız kaldı, çünkü o kişisel özellikler yetmezdi, onun coşkulu, aynı derecede enerjik, aynı derecede halkla bütünleşici ve çalışkan bir parti yapılanmasıyla desteklenmesi, tamamlanması gerekirdi.

Bu da yeni bir örgütlenme modelini zorunlu kılardı.

CHP’nin ivedilikle yapması gereken buydu.

Şimdi tüzük kurultayı ile bu yönde bir adım atılmıştır. Ancak, gelişmeler, her iki tarafın da, bu konuda yeterince istekli olup olmadığı, bu oluşumun gerçekten yaşama geçirilebilip, geçirilemeyeceği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

Tabandan demokratik katılımcı örgütlenmenin CHP’nin bir numaralı iç sorunu olduğunu bütün parti içselleştirilebildiği takdirde açacaktır umut çiçekleri.

***

Son kurultayın önemli larından biri de, delgelerin bir zamanlar kendilerini oralara getiren klik liderlerinin çizgisine olan katı bağlılıklarından, potansiyel seçmenin tercihlerini dinleme çizgisine doğru kaymalarıdır.

Ancak ,CHP dinamizm ve güç kazandıracak bir yapılanmaya kavuşsa bile bugünkü kafa karaşıklığı ve kimlik bunalımına dönüşmüş şaşkınlığı ile bir yere varamaz.

Ne yazık ki, partinin içine Kılıçdaroğlu tarafından monte edilmiş kimi kadroların Cumhuriyet’e bakış ve Cumhuriyet tarihini algılayış biçimleri , partinin bazen Genel Başkan’ın kimi kafa karışıklığı yaratan konuşmalarına da yansıyan bir kimlik bulanımı içinde olduğunu gösteriyor.

Neyse ki, Genel Başkan son konuşmasında Cumhuriyet’in kurumlarına ve yakın tarihine, demokrasiye öncelik veren çizgiden sapmaksızın ( böyle bir şeyin mümkün olduğu da böylece görülmüş oldu) sahip çıkabildi.

Ama Haluk Koç’un deyimiyle “numaracı cumhuriyetçilerin partiyi tasarlamalarından” kaynaklanan, kafa karışıklığı o boyuta varmıştı ki, Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşması bunu gidermeye yeter mi, bilemem.

Herhalde, bu konuda partinin tabandan demokratik tartışmayla ortak görüşünü belirlemesinde yarar vardır.

Kısacası, CHP’nin son kurultayı, ana sorunları çözmemiş, ama olumlu bir başlangıç umudu vermiştir diyebilir, böylelikle dostum Orhan Bursalı’nın iyimser yorumuna bir ölçüde de olsa katılabiliriz sanıyorum.