ÇOK EŞLİ KADINLAR!

Günümüz dünyasında –Avrupa ve Kuzey Amerika hariç) kadınların büyük bölümü baskı altında yaşıyorlar. Zorla evlendiriliyorlar, şiddet görüyorlar, işkenceye uğruyorlar, ağır sömürülüyorlar ve en sonunda da öldürülüyorlar!

Kadınlar eskiden beri mi böyleydiler?

Bu sorunun yanıtı -çok eskiden- böyle değillermiş şeklinde verilebilir. Tabii bunu antropolog Doç. Dr. Helen Fisher’a dayanarak söyleyebiliriz. Dr. Fisher 30 yılı aşkın süredir 58 ayrı toplumda, 42 farklı kültürde evlilik, zina, aşk, kadın, cinselliğin evrimi, monogami, aşkın kimyası gibi konuları araştırıyor.

Dr. Fisher “evlilikler son 50 yılda, son 10 bin yıldan daha fazla değişti” diyor:

-Binlerce yıl önce insanlık avcı-toplayıcı dönemdeyken kadınlar aşka yemeğinin yüzde 60 ile 80’nini temin ederlerdi.

Fisher o dönemde ikili gelirin kural olduğunu vurguladıktan sonra şöyle devam ediyor:

-Kadınlar cinsel açısından da ekonomik-toplumsal açıdan da erkekler kadar güçlüydüler. Bu dönemde kadınlar evlenirken bakire falan da değillerdi. Hayatları boyunca iki üç kocaları olurdu!

Kadınlar açısından bu görkemli yıllar ne zaman bitiyor?

Fisher bunu yerleşik düzenle açıklıyor:

-Çiftliklere yerleştik erkekler güçlendi!

Sanayi devrimiyle birlikte kadınlar çiftlikleri terk edip çalışmaya başlıyorlar. Bugün iş dünyasında kadınlar hızla yükseliyor. Bunun görünür gelecekteki sonucu da şöyle olacakmış:

-21. Yüzyılda eşitler arasında başlayan “simetrik evlilikler” dönemi olacak!

(Not: bu bilgiler Mira Şeniz Erten’in ‘Göster Yüzünü Ey Aşk’ adlı kitabında yer alıyor.)

(aşağıdaki sözü dişi verelim)

“Gazeteci cehaleti oranında küstah, gücü oranında zalimdir!”

(80’lerde Lubunya Olmak kitabının önsözünden. Pembe-Siyah Üçgen Derneği yayınları)

Hapishanede geçen yıllar

Ahmet Şık ile Nedim Şener geçen yıl 3 Mart’ta gözaltına alınıp tutuklandılar. Dahil edildikleri Oda-TV Davası’nın diğer sanıkları Soner Yalçın ve arkadaşları onlardan daha önce içeri atıldılar.

Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ise tutuklulukta rekora koşuyorlar. Balbay 1000 gün sınırını aştı Öskan da 3 yılı devirdi.

Bunların tümü bir ağır ceza infazı… Ama ortada henüz kesinleşmiş hüküm yok. Yargılama bittiğinde hapis cezası da almayabilirler.

O zaman ne olacak?

Türkiye Cumhuriyeti boşuna hapis yatmış olan mağdurlarla “dostane çözüm” çerçevesinde anlaşma yoluna gidecek.

Alın size yattığınız kadar para!

Bu türden yargı kazalarının o kadar çok örneği var ki…

Sorun şurada ki, paraları ödeyen onlara haksızlık yapanlar değil, vergi verenlerin tümü olacak.

Devlet bu paraları nereden ödüyor?

Bütçeden!

Bütçe de vergilerden oluştuğuna göre…

Hapiste geçen yılların faturası –hapiste yatanlarından katılımıyla- yine bizlere çıkartılacak!

Kadıköy 1 numara büyük!

Kadıköy’de belediye ilan panolarını yine donattı:

“Kadıköy kaliteli yaşamda 1 numara!”

Kim söylüyor bunu?

Kadıköy belediyesi…

Muşlu Başkan Selami Abi, bunu sen değil, bırak Kadıköylüler söylesin değil mi?

Belediye hizmet yapar, o hizmeti alanlar da takdir eder ya da etmez…

Belediye oyunu aldığı insanların kafalarına vurarak propaganda yapmaz:

-Kadıköy’de yaşam kalitesi 1 numara!

Böyle midir, bilinmez. Ama kesin olan bir şey varsa o da şu olabilir:

-Kadıköy bu başkanı 1 numara büyük geliyor!

Can Ataklı’ya saygılar!

Can Ataklı hafta içinde Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında açıkladığı özel bilgilerle gündemi sarstı. 28 Şubat döneminde (1997) Hürriyet’in başında bulunan Ertuğrul Özkök ve Sabah’ın tepesindeki Zafer Mutlu hazırladıkları dosya ile Turizm Bakanı Bahattin Yücel’i tehdit ederek makamından indirmişler. Bu dosyanın varlığını da bizzat Can Ataklı iletmiş Bahattin Yücel’e…

Bunlar bir iddia elbette…

Hürriyet’in patronu Aydın Doğan, eski gözdesi Ertuğrul Özkök için –eğer böyle bir şey yapmışsa- dedi:

-Şerefsizdir!

Epeyce gürültü koptu.. Hem Özkök, hem de Mutlu kendilerini eleştirenlere karşı sert ifadelerle karşı çıktılar.

Yalnız minik bir nokta var, dikkatler kaçıyor. Her ikisi de Can Ataklı’ya karşı saygıda kusur etmeden yanıt veriyorlar:

-Can yanlış hatırlıyor!

Herkese en sert ifadelerle yanıt verirlerken, iddianın esas sahibi Can Ataklı’ya karşı neden bu kadar nazikler acaba?