‘EY TÜSİAD!’ ÇENENİ KAPAMAN GEREKİYORMUŞ…

Açık açık “çeneni kapa” sözü çıkmadı ağzından ama açtı ağzını yumdu gözünü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında TÜSİAD’a.
“Çağdışısınız siz” diye başladı..“TÜSİAD”ın eğitimde statükoculuğu savunması ibretliktir. Kusura bakma senin arzun olmayacak, milletin arzusu olacak. Siz işinize bakın biz işimize bakalım. Sanayide, ticarette ne söyleyecekseniz onu söyleyin. TÜSİAD önce 28 Şubat’taki rolünü sorgulasın.. TÜSİAD’ın acilen değişmesini, kör ideolojisinden kurtulmasını tavsiye ediyorum…” diye sürdürdü. Televizyonda izledim konuşmasını… Gözlerinde nefreti gördüm Erdoğan’ın, kini gördüm… 28 Şubat’ın rövanşı için eğitimi nasıl alet ettiğini. Konuşmasındaki satır aralarına bir bakın:

-Biz AKP olarak eğitimde seçkinci yapıyı kırmak için mücadele ediyoruz.

-8 yıllık kesintisiz eğitim Anadolu’nun şahlanışına karşı yapılmış bir müdahale. Biz bu eğitimin Türkiye’ye verdiği zararı telafi ediyoruz…

Peki, ne demişti TÜSİAD? 12 yıllık kesintisiz eğitim öngören kanun teklifinin mevcut durumdan dahi geriye gidişe yol açacağını belirterek “Teklif gündemden çıkarılmalı. Türkiye’nin ihtiyacı olan eğitim reformu bu değildir” demişti. Yalnız TÜSİAD mı? Birçok STK’den uyarılar geldi. Eğitim Reformu Girişimi (ERG) “dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek ve çocuklarımıza uluslararası standartta eğitim fırsatları sunmak için tüm TBMM üyelerini bu yasa teklifini çekilmesi için irade beyan etmeye davet ediyoruz” dedi… Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı yasa teklifinin geri çekilerek paydaşlarla tartışılmasını ve yeniden değerlendirilmesini istedi… Televizyonlarda uzun tartışmalar yapıldı. Akademisyenler, köşe yazarları neden karşı çıktıklarını yazdılar.

Sağduyulu her kesimin dile getirdiği sözler bunlar. Çünkü korkuyoruz hepimiz. Çünkü eğitim Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri. 4+4+4 ile kız çocuklarının eve kapatılma, bugüne kadar elde edilen kazanımları kaybetme riski büyük… Çünkü tüm eğitimde kalite sorunlarına karşın 8 yıllık kesintisiz eğitimin kazanımları göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Her şeyden önce zorunlu eğitim hamlesi sayesinde 5. sınıftan sonra okul ile bağlantısı kopacak 3.5 milyon çocuk eğitimde tutuldu. Bunun sonucu olarak okullaşma oranı hızla yükseldi. 14 yaşındakiler için eğitime katılım 1993’te yüzde 43’ten 2008’de yüzde 78’e yükseldi. Zorunlu eğitim yalnız ilköğretimi etkilemekle kalmadı; mezun öğrencilerin ortaöğretime devamı da yüzde 3.2 oranında yükseldi. Zorunlu eğitim kızları da etkiledi. Dünya Bankası verilerine göre, 2000 yılında 15-19 yaş grubunda olan kadınlar ortalama 4.4 yıl eğitim alırken bu rakam 2010’da 5.2 seneye ulaştı.

Peki, ne yapılıyor? Tüm bu gerçekleri, tedirginlikleri dile getirmek suç sayılıyor. Öyle ki demokratik olduğunu iddia eden iktidarın kendini demokrat sanan Başbakan’ı, televizyonların karşısında tüm milletin önünde TÜSİAD’a haddini bildirmeye kalkışıyor. TÜSİAD’ın üzerinden herkese, hepimize açıkça tehditler savuruyor.

Her aileyi, her bireyi yakından ilgilendiren bir konu bu Sayın Başbakan. Bu ülkede en çok takdir ettiğim şey ailelerin zengin yoksul ayrımı yapmadan tüm güçlerince çocuklarını okutmaya çabalamaları… Bu uğurda çürük bir sisteme, dershanelere, özel derslere avuç dolusu paralar dökmeleri… Ve bu kadar yaşamsal öneme sahip bir konuyu AKP olarak hiçbir yerde tartışmadan parlamentoya getirme cüretini buluyorsunuz. Bu bile başlı başına suç değil mi? Kamuoyunda büyük yankı olduğunu görünce geri adım atıyor, açıköğretim uygulamasını 4. sınıf yerine 8. sınıfın ardından başlatıyorsunuz. Okulöncesi eğitimin adı bile geçmiyor sözde eğitim reformunuzda. 11 yaşında bir çocuğun temel eğitimini tamamlamadan mesleğe yönlendirilmesi ne kadar doğru? Neden bir ülkenin geleceğini 28 Şubat’ın rövanşına kurban ediyorsunuz? Temel eğitimin kalitesini arttırmak ise sadece dağıtılacak tabletlerle ölçülüyor sizin iktidarınızda. Ve tutuyor TÜSİAD ve onun üzerinden karşı çıkan her kesime açıkça meydan okuyorsunuz…