KADIN – ERKEK EŞİTLİĞİNE DİRENEN ÜLKEM…

Ülkem, ülkem, benim güzel ülkem; yıllardır mehter adımlarıyla bir ileri, iki geri giden ülkem…

İktidarlar değişse de kadına karşı tavrı değişmeyen Erkek ülkem…

Kadına ilk kez olumlu ayırımcılık sağlayan, gerçekleştirdiği devrimlerle sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’ün dışında hiç bir liderin kadınlara öncelik tanımadığı ülkem…

“Evet ama kadınlar o haklardan yararlanmayı bilemediler” diyebilecek kadar gaflet içinde olan ülkem! O dönemde her on bin kadından sadece birinin okuma yazması olduğunu unutan; yokluk içinde kazanılmış bir milli mücadeleden, kurtuluş savaşından çıkmış olduğumuzu hatırlamak istemeyen, hiç bir altyapının bulunmadığını sanki bilmeyen ülkem…

Bir ileri iki geri gide gele, günümüzde Osmanlı’ya duyduğu hayranlığı gericiliğe davetiye olarak kullanan ülkem…

Kadına duyduğu düşmanlığı, toplumun her katına yayan , yaymaya çalışan ülkem… Düşmanlığı, kadına duyduğu açlıkla besleyen; açlığını, kadına uyguladığı şiddetle gidermeye yönelen ülkem!

Son 7 yıldır, kadına yönelik şiddetin arttığı, çocuk gelinlerin arttığı, kadın yoksulluğunun , kadın işsizliğinin, kayıt dışı çalışmanın arttığı, emek-beden sömürüsünün arttığı ülkem…

Hukuk sistemimizde ve alışkanlıklarımızda; tecavüzlerde, çocuk yaştaki kızların “rızası”nın aranır olduğu; cinayetlerde, cinayeti işleyenin değil, öldürülenin “tahriki” arandığı; tacizciyi, tecavüzcüyü, saldırganı koruyup kollayan bir yargıya sahip ülkem…

Yıllardır bir avuç kadın örgütünün gece gündüz çalışıp, bir şeyleri değiştirmeye çalıştığı; tam değiştirirmiş gibi olduğunda sırtından bıçaklandığı ülkem…

Başbakanından , sokaktaki adamına “Kadın”ı değil aileyi, “bireyi” değil kul olanı, “toplumu” değil cemaati korumaya çalışan, toplumsal cinsiyet eşitliğine direnen ülkem…

Kadından Yana Cumhuriyet

İşte böyle bir ülkede yaşıyor olmanın gereği bugün ve bence bugünden başlayarak her gün “Kadından Yana Cumhuriyet” diyoruz.

“Biz” dediğim, bu gazetenin kadın çalışanları, kadın yazarları, kadın emekçileri …

Hem gazetem Cumhuriyet’in, hem de ülkem Türkiye Cumhuriyeti’nin kadından yana olması kaçınılmaz!

Neden mi kaçınılmaz?

Eğitim sistemi için öngörülen ve benim “karşı devrim” diye nitelediğim 4+4+4 garabetine direnmek için…

“Ya bendensin ya düşmandan”; “Taraf olmayan bertaraf olur” hırsına, çılgınlığına ve ayırımcılığına son vermek için…

Cumhuriyetin kazanımlarını ve aydınlanma devriminin değerlerini korumak için…

Köktendinciliğin, bağnazlığın kadına dayattığı baskıya ve zulme var gücümüzle karşı çıkmak için…

Bilimsel akla ve yaratıcılığa inancımız sonsuz olduğu için…

Hukukun üstünlüğünü ve emeğin yüceliğini hala savunduğumuz için…

Ezilenin, haksızlığa ve adaletsizliğe uğrayanın, sömürülenin yanında yer aldığımız için…

Çevremizde gelişen savaş kışkırtıcılığına isyan edip, emperyalist güçlerin işbirlikçisi olmayı ret ettiğimiz için…

Doğaya uyum içinde bir yaşamı savunduğumuz için…

Çocuklarımıza, bizden sonraki kuşaklara daha güzel, daha eşitlikçi, daha barış içinde bir ülke bırakmak istediğimiz için…

“Kadından yana Cumhuriyet!” diyoruz.