EVRİM

Dünyada yaşamın oluşumu doğaüstü bir güç tarafından mı meydana geldi,
yoksa doğa tüm bu yaşamı yardım almaksızın mı yarattı?

Evrendeki herşey değişim içindedir.

Bunun için de tartışılan kelime “Evrim”dir.

Yaradılışçılara göre tanrı dünyadaki herşeyi, bugün gördüğümüz hali ile bir anda yarattı.

Darwinizm’e göre ise yaşamın oluşmasına dair 3 iddia vardı.

  1. Yaşam çok eskiye, milyonlarca yıl öncesine dayanmaktaydı.
  2. Herşey bir ya da birkaç organizmayla başlamış ve evrimleşerek bugün milyonlarca farklı tür meydana gelmişti.
  3. Doğal seleksiyon (seçilim) ile meydana gelmişti.

Bilim insanlarının Avustralya’da buldukları fosiller 3,56 milyar yıl önce de yaşamın var olduğunu ortaya koymuş, yan, Darwin ilk iddasıyla ile haklı çıkmıştı.

Darwin’e göre; doğa acımasızdır. Dünyadaki pek çok canlı üreme fırsatı bile bulamadan yaşama veda eder.

Bazı bireyler de hayatta kalma şanslarını artıran bir takım özellikler taşır. Örneğin daha keskin gözleri ve daha hızlı bacakları olanlar avcılardan kaçabilme olanağı sağlıyor. Sonuçta bu bireylerin hayatta kalma şansları daha fazla oluyor. Bu en iyinin hayatta kalmasıdır. Ve hayatta kalıp özelliklerini bir sonraki kuşağa aktaran hep en iyilerdir.

Darwin kuşaklar ilerledikçe, bu küçük farlılıkların daha büyük farklılıklara dönüşebileceğini savundu. Gözler daha keskin gözlere, bacaklar daha hızlı bacaklara dönüşecek ve sonunda farklar o kadar büyüyecekti ki yepyeni bir tür oluşacaktı.

Yani türler bir ağacın dalları gibi budaklanarak, zaman içerisinde farklı yeni türler meydana getirecekti.

Oluşan milyonlarca tür içinde DNA mızın % 99,4 benzerlik gösterdiği son yüzyılda anlaşılan maymunlar da ayrı bir tartışma konusu yarattı.

Bazı bilim adamlarına göre maymunlar insanların akrabaları, bazı bilim adamlarına göre ise insanlar bir çeşit maymun cinsiydi.

Canlılığın evrimini anlamada bir çok ipucu vererek insanlığın yolunu aydınlatan bir diğer kanıt ise evrimsel bir artık olarak vücutlarımızda bulunan körelmiş organlardı.

Bir iskelet, röntgen veya çıplak gözle incelendiğinde kuyruk kalıntısı gibi görünen, günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi bulunmayan kuyruk sokumu, böyle evrimsel bir artıkdır.

Apandist de körelmiş bir organdır. Bunun yanında pek çok kişide çürümeye ve ağız problemlerine yol açan yirmi yaş dişleri de körelmiş organlar arasındadır.

Hatta Taş Devri’nde insanlarda çiğ yiyeceklerle beslendikleri için 40’ın üzerinde diş varken şu an milenyum çocukları denilen yeni kuşaklardaki çocukların 28’in altında dişi bulunmaktadır. Bu da insanların mutasyona uğrayarak evrim geçirdiğinin bir başka kanıtıdır.

İnsanoğlu da doğadaki birçok canlı türü gibi evrim geçirmekte ve bu süreç devam etmektedir.

Bugün bir grup tarafından kullanılmadığı için işlevini yitirmek üzere olan beyin de, umarım bir gün körelmiş organlar arasına girmez.