SANATÇILAR GİRİŞİMİ VE MEDYA

Sanatçılar Girişimi neredeyse kendiliğinden ortaya çıkmış bir oluşumdur.
Bir başka deyişle, tasarlanarak, planlanarak, örgütlenerek kurgulanmış bir eylem değil, denebilir ki bir patlamadır.

Kimi sanatçılar zaten çeşitli biçimlerde toplumsal tavrını ortaya koyuyordu.

Sanatçılar Girişiminin bu tekil çıkışları bir yerde toplu bir tepki ve eylem odağına, daha etkili bir görünüme kavuşturmak ve çoğaltmak gereksiniminden doğduğu söylenebilir.

Bu gereksinimi pek çoğumuz duymaktaydık. Ortak gereksinimler bir yerde buluştu ve Sanatçılar Girişimi belki hiç birimizin bu ölçüde olacağını beklemediği büyük bir katılımla ilk basın açıklamasını gerçekleştirdi.

***

Basın açıklamasında dile getirilenler ve 29 Şubat buluşmasında tek tek sanatçıların söyledikleri şöyle özetlenebilir:

Bu ülkede yaşanmakta olanlardan tedirginiz, rahatsızız.

Başta laiklik ve çağdaş eğitim olmak üzere, Cumhuriyetin kuruluş felsefesini ve varlığının temellerini oluşturan değerler yok ediliyor.

Adalete güvenimizi yitirdik.

Ülkenin zenginlikleri yağmalanıyor.

Çevre sorumsuzca katlediliyor.

Rejim demokrasi olma niteliğini giderek yitiyor.

Türkiye Ortadoğu’daki bir savaşta taraf olmaya kışkırtılıyor

Sanat ve sanatçı üzerinde baskılar hiçbir dönemde olmadığı kadar artmıştır..

Bütün bunları reddediyoruz.

Nerede bir haksızlık, adaletsizlik, yalan varsa, karşısında olacağız.

Sanatçılar Girişimi ne bir dernek, ne bir örgüttür. Sanatçı vicdanlarının, duyarlılıklarının, sorumluluk bilinçlerinin buluşmasıdır…

***

Basın Açıklamasının yapıldığı Ses Tiyatrosu salonu hınca hınç doluydu.

Ulaşabildiğimiz hemen herkes oradaydı.

Gazete fotoğrafçıları, çok sayıda haberci ve TV kameramanı vardı

Basın açıklamamızın metnini birkaç gün önce gönderdiğimiz köşe yazarlarından Necati Doğru, 29 Şubat tarihli “Sözcü”de bütün bir makaleyi girişimin basın açıklamasına ayırdı, ona Sanatçılar Girişimi adına teşekkür borçluyuz.

Aynı şeyi aynı gün “Vatan’da, köşesinin bir bölümünü basın açıklamasına ayırarak, romancı kimliğiyle zaten girişimin içinde yer alan Mustafa Mutlu yaptı.

Şubat 29 tarihli “Aydınlık”, basın açıklaması yapılacağına ilişkin haberi kültür sayfasında yaklaşık tam sayfa olarak vererek Sanatçılar Girişimi’ne en çok sahip çıkan yayın organı oldu..

“Yurt”,duyuru haberine yine birinci sayfadan girdi.

Bu haber “Cumhuriyet” ve “Hürriyet”in iç sayfalarında kısaca yer aldı.

Ertesi günün gazetelerinden özellikle söz etmek gerekir ve zaten bu yazının yazılmasının amacı da budur.

Basın açıklamasının ertesinde, 1 Mart tarihli gazetelerde, “Aydınlık”, “Cumhuriyet” ve “Yurt” dışında, merkez medyadan bir tek “Milliyet”te bu haber yer aldı.

Aynı günün, ekleriyle birlikte 50 sayfayı bulan “Hürriyet”inde, bir tiyatro salonu dolusu şair,yazar,tiyatro ve sinema sanatçısı, ressam, müzisyen, heykeltıraş, karikatürist ve fotoğraf sanatçısının dile getirdikleri kaygıya ve “reddediyoruz” çığlığına ilişkin tek satır yoktu. Zaten olsa da, baldır, bacak, meme, kalça kalabalığı, bir yığın ıvır zıvır magazin, reklam, spor vb. haberi arasında kaynayıp giderdi.

Aynı şey “Haber Türk” için ve aynı ölçülerde olmasa bile “Radikal” ve ne yazık ki “Vatan” için de söz konusudur.

TV’lerin bir ikisi dışında bu olaya önemli bir yer ayırmaları zaten beklenemezdi.

***

Sanatçılar Girişimi ilgi odağı olmayı sürdürüyor ve sürdürecek.

Bireysel kimliklerimizi elbette koruyarak fakat bireyci alışkanlıklarımızı aşarak girişimi büyüteceğiz.

Çünkü yurdumuzu seviyoruz.

İnsanımıza saygımız var.

Uluslar arası dayanışmaya, emeğin kutsallığına inanıyoruz.

Demokrasinin ancak örgütlü bir toplumda kalıcı temellere sahip olacağını biliyoruz.

Nerede bir adaletsizlik, haksızlık, yalan, talan, soygun varsa, ulaşabildiğimiz her yerde, karşısında olacağız.

Bazen şiirimizle, şarkımızla, sanatsal fantezilerimizle, bazen suç duyurularıyla ve her zaman omuz omuza…

Girişimi görmezden gelen sözde tarafsız medyanın yanı sıra “Taraf”tan yükselen hastalıklı bir ses ve benzerleri ise, kendi utançları ile giderek daha çok baş başa kalacak, ülke bu karabasandan kurtulduğunda da tükürülmek korkusuyla insan içine çıkabilecek yüzleri olamayacaktır.