HAPİSHANEDE ÖZGÜR OLMAK!

“Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Büşra Ersanlı ve Ayşe Berktay’ı ziyaret talebi hususundaki ilgili dilekçeniz incelendi ve…”

Elimizde kapı gibi izin kağıdımız doğru Bakırköy hapishanesine… PEN Yönetim Kurulu adına başkan Tarık Günersel, sayman Tülin Dursun ve ben… Duygu Asena Ödülünü kazanan iki yazar, iki bilim insanı, iki araştırmacıya…İzin, 8 Marta yetişemedi. Gecikmeli ziyaret…

Dev bir yapılanma. Bakımlı , soğuk. Tek düze renk, demir parmaklıklar. Görevliler aşırı nazik, kibar. Kütüphane muhteşem (orada görüşeceğiz). Gelin görün ki kapasitesi 600 olan hapishanede şu anda 1100 kişi kalıyor! Bu bir vahşet değil midir! Hapishane tarihinde asla bu kadar çok insan tıkılmamış buraya! (Görevlilerden öğreniyorum bunları!) 12şer kişilik koğuşlar aralara ranzalar eklenerek 24 kişiliğe çıkarılmış. Ama kiminde 28 kişi kalıyor. Yani kimi yatakta iki kişi! 6 Koğuş siyasilere ayrılmış… Oysa 170 siyasi mahkum var… (İmdaaat!)

Bekliyoruz… Sonunda Büşra Ersanlı geldi. Kocaman gözlükleri, kocaman gülümsemesi, elinde defteri, küçük dev kadın geldi. Kucaklaştık. Ayşe Berktay , o gün hastaneye kontrole gitmiş. Onunla bugün değil bir başka gün görüşeceğiz…(Seni merak ediyoruz Ayşe!)

Büşra hastalanmamaya kararlı, çünkü hastaneye gitmeyecek. Çünkü hastaneye eller kelepçeli, asker eşliğinde götürülüyor…Neredeyse 40 yıl önce yaşadıklarını yeniden yaşayamaz!

“Üzülemeyecek denli saçma”

Büşra Ersanlı keyifli neşeli, cıvıl cıvıl’dı.

Baştan söyleyeyim. Bir saat kadar sohbetimiz sonunda şuna karar verdim: Hapishane olayını aşmış. Mağdur olan o değil, onu oraya sokanlar! Suçlanan o değil, onu 6 aydır orda tutanlar!

Akademik kariyerinin büyük bir bölümünde, siyaset, tarih ve kimlik algılamaları üzerine çalışmış olan Prof Ersanlı’nın hapishanedeki kimliği “Terör Örgütü Üyesi”…

“Bu üzülemeyecek denli saçma-absürd- bir durum.” Diyor gülerek… “39 yıl önce lise sonda ki hapishane deneyimimde ülkede anti-komünist yasalar vardı., eh ben de buna karşı geliyordum… Ama bugün? “

Yani anlayacağınız masumiyetiyle, kendine güveniyle, çalışmalarıyla , taviz vermeyen duruşuyla, ilkelerine , düşüncelerine ve vicdanına sahip çıkarak hapishanede alabildiğine özgür Büşra Ersanlı.

Henüz ortada iddianame yok. Tuttuğu notlar sakıncalıymış! Oysa insanın düşünceleri notlardan değil, yazdığı makaleden anlaşılır. Açıp baksınlar yüzlerce makalesine ya da 2011 Şubattaki JSEE (Journal of South East Europe) dergisine!

Akademik Özerklik ve özgürlük

Elbet bilgisayar verilmemesi çalışmasını engelliyor. Sebze yiyememek sağlık açısından zor…İki günde bir banyo olanağı…(gittiğimiz gün kazan patlamış su yoktu iyi mi!)Su kalitesinin kötülüğügençlerde deri hastalığının çoğalması… Günler bol bol okuyup yazmakla ve derslerle geçiyor: Kürtçe dersi alıyor, Siyaset bilimi (Siyasi tarih ve kültür ve kadın) dersi veriyor.

Ablası Sırma’nın sağladığı “örtü”, yeğeni ressam Zeynep Perincek’in her hafta yolladığı resimlerle sanat galerisine çevirdiği duvarı ve annesinden aldığı her olayı “oyuna” çevirmek, “dalga geçebilmek” yeteneğiyle şöyle diyor: “Hapishane geçicidir. 10 Yıl, 20 yıl yatsan da geçicidir. Önemli olan bu ülkedeki akademik özerklik, bilimsel özgürlük… Acı olan bunları yitirmek!”

Dünyanın dört bir yanından yerli yabancı akademisyenlerde destek dayanışma mesajları alıyor. Birlikte çalıştığı, düşünceleri uymasa bile omuz omuza uğraş verdiği “Ahmet Hoca” dediği Ahmet Davutoğlu, Marmara Üniversitesi Rektörü Zafer Gül, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’dan ise tısss… Bayılırım ben böyle anlı şanlı akademisyenlere!

Haklısın Büşra ! Gerekirse 10 yıl da, 20 yıl da yatılır! Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir!

Ben Büşra’ya moral vermeye gidiyorum sanmıştım… Yanılmışım bana moral veren o oldu…