KARGA

Karga sevimli, fakat sevilmeyen bir kuştur.

Sevimliliği zekâsıyla, kurnaz ve alaycı kimliğiyle ilgili.

La Fontaine “fabl”inde onu değil tilkiyi kurnaz gösterse de, bence karga hiç de küçümsenemeyecek kadar kurnaz bir kuştur.

Büyük Ada’da onların martılarla kapışmalarını izlerken, martının saldırganlığına karşın karganın neredeyse bıyık altından güldüğünü görür gibi olurum.

Uzun ömrünü de kurnazlığına mı borçlu, kim bilir?…

Sevilmeyen kuş olmasına gelince… Bunun başlıca nedeni gerçekten çirkin sesi olabilir…

Varsın öyle olsun… Onun kendini beğenmişliğinden, sesiyle de mağrur olduğundan kuşku yok…

***

Karga diye başladım ama, amacım ona övgü düzmek değil…

Geçen Cuma günü, İzmir 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin “alakarga” eylemindeydim…

Kargayı bilmem ama, alakarga eylemi övgüye değer…

Hastane çalışanları, hekimler, öğrenciler, tüm sağlık personeli ve hastalar her Cuma günü saat 10.30’da hastane kapısı önünde toplanarak bu mini eylemi gerçekleştiriyorlar…

Eylemin amacı ülkede iyi gitmeyen işleri eleştirmek…

Tabip Odasının konuğu olarak gittiğim İzmir’de ben de eyleme bir ucundan katıldım…

Bir de şiirimi okudum…

“Alakarga”cılar her buluşma için yine alakarga adını taşıyan tek sayfalık bir dergi-gazete çıkarıyorlar.

Oradaki konuşmamda söylediğim gibi, Türkiye tuhaf bir ülke… Bir yanı kapkara, bir yanı apaydınlık…

Bizi serseme çeviren de bu…

Karamsar mı olmalıyız, iyimser mi, bilemiyoruz…

***

Kargayla başladık, kargayla bitirelim… 19. yüzyıl Rus şiirinin çok büyük ustalarından Nekrasov’un “Karga” adında harika bir şiiri vardır.

Büyük toplumcu şairin başka birkaç şiiriyle birlikte onu da Türkçeye çevirmiştim.

Şimdi, İzmir 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin sevgili alakarga eylemcilerine ithaf ederek, bu güzel şiiri birlikte okuyalım…

“Zaman olur ki insan/Tek satır yazamaz doğrusu/Bir türlü çıkmaz akıldan/Zülfiyara dokunmak korkusu/…/Bir sabah şafakla birlikte/Köyüme vardım, doğduğum, büyüdüğüm/Yüreğim bildik bir üzünçle-/Dolu, kafamda bir düğüm:/…/Yeni bir dönem, özgürlük, devinim/…/Belediyeler, demir yolları…/Ama zavallı yurdumda benim/Neden her şey hep aynı?…/…/ Yine o tasalı ezgiler/Duyageldiğimiz yıllardır/Aynı papaz efendiler/Ve aynı vaazlar:Ya sabır…/Evet, köylü zincirini kopardı/Ama hâlâ aç, cahil, esenlikten ırak/Nerdesin ey halkın sonsuz bolluk sırrı?…/ Bir karga yanıt makamında gakladı.”Nifak!…”/ Baktım kurulmuş seninki/Üstüne telgraf telinin/”Ulan” dedim “yoksa beni/Başkente jurnal m ı edeceksin?”…/…/ Ne yalan söyleyim,korkmuştum bir kere/Bir güzel nişan alıp çektim tetiği/Karga cansız düştü yere/Titredi telgraf teli…”

Alakarga eylemcileri, sanatçıların, sanatçı girişiminin, her Cuma saat 10.30’daki , adını aldıkları kuş gibi sevimli, şirin, akıllı eylemine destek ve katılımını bekliyor…

Yalnız bırakmayalım…

Düzeltme ve özür: Geçen haftaki yazımda M.Eloğlu’nun şiiriyle ilgili satırlardaki anlamsız “irinik” sözünün doğrusu “ironik”tir…

Benim ve düzetmen arkadaşların göründen nasılsa kaçmış… Düzeltir, özür dilerim…