RTÜK’E SELAM

“Heil Hitler!”

Kadim dostum Mine Kırıknat’ın yazılarını, kitaplarını hep okurum, halen de, çarşamba ve pazar Cumhuriyet’te yayınlanan makalelerini kaçırmam.

Hem ana metni ilginç bulurum, hem de yanındaki küçük metni. Hele dostum Kadri Ergin’in, gerçekten güzel şiirlerini yayınladığı günler keyfime diyecek olmaz.

Mine dün köşesine Adolf Hitler’in şu sözlerini almış:

-Terör en kuvvetli siyasi silahtır. Benimle uğraşmak isteyenler, benden daha otoriter bir rejim kurmak zorundadırlar.

Hitler’in rejimi, yalan iki yüzlülük ve riya ile sinizmin kucak kucağa yaşadığı kendine özgü bir yönetim biçimidir. Tıpkı “Kavgam”da yaptığı gibi Hitler burada da, açık sözlü davranıyor ve bütün diktatörlerin aslında insanları sindirmek için korkutan bir terörist olduğunu belirtiyor.

Bunu yaparken, yıkılmazlığına dokunulmazlığına güveniyor olsa gerekti…

Konuşmasındaki mantık ilginç.

Onun elinde eşsiz bir siyasi silah vardır: terör. Ve Hitler’e göre, onu yıkmak için onunkinden daha büyük bir terör rejimi kurmak gerekmektedir ki, Naziler’inkinden daha büyük bir terör rejimi kurmak mümkün olmadığına göre de Hitler yıkılmazdır.

***

Hitler’in dediğinden çıkan sonuç, bütün diktatörler, terörist olduklarıdır.

Bu sözde dikkati çeken bir başka hususta, diktatörler açısından diktatör olmanın makbul, ama diktatör demenin murdar olmasıdır.
Nitekim Hitler de, diktatör demiyor, kibar deyimi olan otoriteri tercih ediyor.

Pek haksız değil, otoritarizm totalitarizme, diktaya çıkan merdivenin ilk basamağıdır.

Demek ki, bütün otoriter rejimler de, birer terör yönetimidirler.

Dikta rejimlerinde altın kural da, şudur:

-Terör, terörist rejimlerin varlık bahanesidir.

-Terörist rejimler teröristliklerini arttırdıkça, daha çok insanı terör bahanesiyle içeri tıkarlar.

Gerçekten bir bir ülkede hapisteki “terörist!” sayısı ile rejimin teröristlik düzeyi düz orantılıdır.

Öyle görünüyor ki, bugünlerde ülkemizde Hitler fazlaca söz konusu edilecek.

Zaten nedendir bilinmez ( ya da bilinir) bir süredir ediliyordu da.

Bu kez Hitler’in gündeme gelip oturmasına, bir televizyon reklamı neden oldu.

***

Hangi tv. kanalında bilmiyorum, bir şampuan reklamında Hitler’i görünce şaşkınlıktan küçük dilimi yutayazdım.

Yok yok şaşkınlığım Hitler’in de, reklam aracı edilmesine değildi. Çünkü biliyordum ki, kapitalizm için her şey maldır, tek amaç kardır, pazarlama esastır.

Kapitalist, satmak için her şeyi mubah görür, pazarlamada tek ahlak karlı satıştır…

Tabii, Türkiye’de şampuanını Hitler imajiyla pazarlayacağını düşünen üreticinin ya da ona bu fikri satan reklamcının aklına da diyeceğim yok. Belki şöyle düşünmüşlerdir:

-Türk halkı bir süredir Hitler’e alıştı, artık şampuanda da yadırgamaz, hatta tutar.

Halkına böyle bakan pazarlamacı ayıp etmiştir, ama ayıbın yaptırımı artık yok ki.

Benim şaşırdığım, koca koca generallerini, profesörlerini, rektörlerini, has yazarlarını teröristlikten hapse atan bir ülkenin tv. kanallarında tarihin en nefret uyandıran, en büyük teröristinin, reklam figüru olarak kullanılmasına, RTÜK’ün seyirci kalmasıdır.

RTÜK, hiç mi sakınca görmüyor, Hitler’in reklam figürü olmasında?.
Türkiye’nin egemenleri hiç mi rahatsız olmuyorlar, Nazizm’in batışından 67 yıl sonra Hitler’in Türkiye’de şampuan pazarlamasından?

Bu kafayla toplumca insanlar sağ kollarını havaya dikip selam duracaklar:

-Heil Hitler!…