SALT VALİ DEĞİL.

-Hayır orada değil, başka yerde dursunlar!

“Başka yerde dursun” denilenler Selimiye Camii emekli imamı Nadir Ersoy ile Bulgar Ortadoks kiliseleri rahibi Aleksandır Çıkırık.
Olay Edirne’de oluyor.

Selimiye Camii’ ve külliyesinin çevre düzenlenmesinin bir an önce yapılmasını sağlamak üzere, etkinlik düzenleniyor. Alan çevresinde insan zinciri oluşturuluyor.

Etkinliğe Edirne Valisi Gökhan Sezer de katılıyor.

Güzel bir jest.

Sivil halk ile mülki erkanın en başındaki kişinin kol kola girerek, kültürel bir talebi dile getirilmelerinden daha güzel ne olabilir?

İnsan zinciri oluşturulurken, Selimiye’nin emekli imamı Nadir Ersoy da, yanında Bulgar Ortadoks kiliseleri rahibi Aleksandır Çıkırık ile katılmaya geliyor.

Sivil halk, mülki erkan, her dinden din adamları insanlığın uygarlık miraslarından birinin çevre düzenlemesi için kol kola girip zincir oluşturuyorlar.

Ne güzel manzara!

***

İki din adamının gelişini gören görevliler, onları protokol sırasına almak istiyorlar.

İşte Edirne Valisi Gökhan Sözer tam bu anda olaya müdahale ediyor.

Vali Bey, tutumunun kimilerince yadırgandığını hissetmeli ki, açıklama yapıyor:

-Kalsınlar böyle! Bulgaristan’da bizim müftüyü hocayı sağına soluna alıyorlar mı?Zaten bu iktidarın valisinin, Selimiye’nin emekli imamı ve Bulgar Ortodoks papazı ile kol kola girmesi veya aynı sırada saf tutması fazla laik, dolayısıyla yakışıksız olurdu.

Vali Bey Türkiye’nin içinde bulunduğu ortama uygun davranmıştır.

İnançlar arasında karşılıklı saygı ve sevginin bu ortamda yeri yoktur.

Nitekim olaydan bir gün önce, Bahçelievler Pertek Protestan Lütuf kilisesinin pastörü Semir Sertek saldırıya uğramıştı.

Son zamanlarda Türkiye’de, Müslüman olmayan din adamlarına saldırılar ve inançları yüzünden öldürülenler artmaktadır.

Vali papazı protokol zincirinden dışlarsa, ahali ne yapmaz?

İmamın aksırdığı ortamda, cemaat tabii ki, nevazil olur.

Türkiye 21. yüzyılı her türlü karşılıklı saygı ve hoşgörüden uzakta yaşıyor, rahip cinayetleri, misyoner bahanesiyle Hırıstiyan öldürmeleri, devletin gözünün önünde ortodoks gazeteci kurşunlamaları birbirini izliyor.

***

Bu ortamda; Türkiye’nin olgunluğu ve hoşgörüsünü Bulgaristan’a endeksleyen ve diplomatik mütekabiliyet ilkesine bağlayan Edirne Valisi Gökhan Sözer’in davranışı münferit bir olay olmaktan çıkıyor, toplumsal çevreyle uyum halinde bir hoşgörüsüzlüğe dönüşüyor.

Evet gerçi Bay Gökhan Sözer devletin Edirne’deki sureti ve erkidir. Bu yüzden de, olay salt onunla sınırlı kalsa da hafifsenecek türden değildir.

Ama ne yazık ki, olay ondan da vahim. Hatta belki Bay Sözer’i Ortodoks Bulgar rahibi ile yan yana fotoğraf vermeyerek, toplumun hassasiyetlerine özen gösterdiği için destekleyerek kutlayacak kişiler de çıkabilir.

Sonra aynı kişiler engin hoşgörüden söz edeceklerdir.

İnanmayın!

Devlet engin hoşgörüsü olmadığını Edirne’de valisi vasıtasıyla herkese göstermiştir.

Toplum da bu tavra, tutumuyla onay vermiştir.

Edirne,16. Yüzyılda, Selemiye nam başyapıtın kentiydi.

Edirne 21. yüzyılda hoşgörüsüzlüğün, fanatizmin,sevgisizliğin odağı haline getirilmiştir.

Koca dünya beş yüzyıl boyunca nafile dönmüş, hatta bizi daha da geriye götürmüş. İşte “muhteşem 21.yüzyıl”ımız da bu.

Aferin bize!