DİN ÖĞRENİLMEZ

4+4+4 Anayasa mahkemesinden de geçerek uygulamaya konularsa(ki büyük olasılıkla da öyle olacaktır), çocuklarımızı bir labirente kapatmış olacağız.

Bu, Türk çocukları bakımından, öncelikle Arap alfabesi harflerinin ve Arapça sözcüklerin, yanı sırada da din bilgisi denilen şeyin labirentidir.

Bunlarla ne demek istediğimi açıklamaya girişmeden önce, Emin Çölaşan’ın 15 Nisan 2012 tarihli Sözcü’de yayınlanan “Anaokulunda eğitim!…” başlıklı yazısından söz etmeliyim…

***

Çölaşan yazısında Antalya Muratpaşa-Fener Mahallesinde bir anaokulunun yıllık ders programını yayınlamış.

Bu aylardan bir tanesinin, Kasım ayının dört haftasının eğitim programını buraya aktarmakla yetineyim:

  1. Hafta, öğreneceği KK(yani Kuranıkerim) harfleri:Elif-Be-Te-Se; Öğreneceği Sure: 1.Sübhaneke.
  2. Hafta.Cim-Ha-Hı: 1. Sübhaneke.
  3. Hafta, Dal-Zel-Rı-Ze: 2. İhlas.
  4. HaftaSin-Şın-Sad-Dat: 2. İhlas

Bu böylece bütün bir yılın 12 ayının haftalarını kapsayarak sürüp gidiyor…

***

Kafalar çok karışmış olduğundan , açıklamak zorunda kaldığım için üzgünüm.

Bu yapılan, böyle bir program, çocuklarımıza karşı işlenmekte olan bir suçtur.

Daha Türkçede kullanılan alfabeyi öğrenme çağında, bebek çağındaki çocukların beynine Kuranı Kerim harfleridir diyerek Arap alfabesinin harflerini işlemek, onların ilerideki yaşamda(eğer din alanında uzman olmayacaklarsa) hiçbir işe yaramayacak bir alfabenin harfleriyle doldurmak, günahtır, ayıptır.

Onlara kuşların, bitkilerin adlarını öğretmeden, onlara yaşama sevinci aşılamadan,onları dünyayı keşfetme duygusuyla donatmadan, onlara Türkçenin en güzel şairlerinden dizeler ezberletmeden; onlara bir enstrüman çalmayı, dans etmeyi, türkü söylemeyi öğretmeden, onlara güzelim halk masallarımızın dil ve içerik tartlarını duyumsatmadan, öncelikle ve esas olarak bunları yapmadan tazecik beyinlerini hiçbir şey anlayamayacakları Arapça dualarla, (sözkonusu programın daha sonraki ay ve haftalarında öngörülen Kureyş, Felak, Nas, Maun, Allahümme Salli, Allahümme Barik, Ettahiyyetü, Ayet’el Kürsi’lerle) doldurmak, dine hizmet filan değil, bu ülkenin çocuklarının kişiliklerine, geleceklerine, bu ülkenin geleceğine kastetmektir.

Herhangi bir uygarlaşmış ülkenin eğitim programına bir göz atın bakalım, böyle bir şey görebilir misiniz?

***

Bunları yazarken başıma ne dertler açmış olabileceğimi, twiter’lardan facebook’lardan, ne hakaretler, küfürler, canıma kasteden sözler yükseleceğini bilmiyor değilim.

Bu gibi kimselere din bilgisinin, hele bu yaşlarda, bir eğitim programı olamayacağını nasıl anlatmalı?

Çocuk kendisi için gerekli olabilecek din bilgisini, ait olduğu bir kültür ve töre bilgisi olarak, yaşamın içinde zaten edinecektir.

Devlet, hangisi olursa olsun bir inancı, çocuğa, (anaokullarına kadar inerek) dayatamaz.

İnanç öğrenilmez, yaşamın içinde özgürce kazanılır.

Bu yapılan, bütün okulları, anaokullarından başlayarak, din okullarına dönüştürmek; sonuçta da özgür, araştırıcı, irdeleyici, soru soran bireyler değil; her şeyin zaten bilindiğini, asıl yaşamın bu dünyada değil bir başka dünyada olduğunu düşünmeye başlayacak kullar, boyun eğmiş kişilikler oluşturmaktır..

Böyle bir çocukluk ve gençliğin Türkiye’si, herhalde daha aydınlık, daha mutlu, daha yaratıcı , daha özgür bir Türkiye olamayacaktır.