‘İLERİ DEMOKRASİ’ ŞAŞKINLIĞI

Masanın çevresinde üç konuk, üç ziyaretçi… Üç İsveç milletvekili: Desiree Pethrus Hıristiyan Demokrat Parti’den. Yıllarca partisinin kadın kolları başkanlığını yapmış, halen AB ilişkilerinde sözcü ve etkin rol oynamakta… Amineh Kakabaveh İsveç Sol Parti’den. Kökeni İranlı Kürt. Sol Parti’den milletvekili seçilmeden önce de kendini insan haklarına adamış bir eylemci… Jan Lindholm İsveç’in Yeşiller Partisi’nden…

Geliş nedenleri, demokrasimizle ilgili bilgi edinmek, son zamanlarda dış basında yer alan tüm o eleştirel yazıların gerçek olup olmadığını anlamak.

Biri onlara artık “demokraside” değil, Başbakan’ın deyişiyle “ileri demokraside” yaşadığımızı hatırlatınca, neredeyse küçük dillerini yutacaklardı!

Çünkü daha o sabah, Bakırköy Kadın Cezaevi’nde bilim insanı Prof. Büşra Ersanlı ile gazeteci Zeynep Kuray’ı ziyaret etmişlerdi. (Ne zaman BirGün gazetesi muhabiri Zeynep Kuray’ı ansam, annesi Ayşe Emel Mesci’nin “Zeyno çıkacak yine yazacak” sözlerini anımsamadan edemiyorum.)

Konukların yanı sıra masanın çevresinde gazeteciler, köşe yazarları ve bilim insanları var. Üç konuk sabahki hapishane ziyaretini anlatıyorlar bize, dehşet içinde…

Hayır, bu kadarını beklemiyorlarmış… Diplomatik pasaportları, milletvekili kimliklerine karşın bunca aramadan geçmeyi şaşkınlıkla anlatıyorlar… Onları daha da şaşırtan, cezaevinin bunca tıka basa doluluğu, anne-çocuk ya da iki tutuklunun aynı yatağı paylaşmak zorunda kalması…

Büşra ve Zeynep’i nasıl güçlü bulduklarını anlatıyorlar.

Bir ara, Büşra ve Zeynep’e, “Türkiye’de demokrasinin sizin gibi gazeteci ve bilim insanlarına ihtiyacı var” dediklerinde; çevrede onları dinleyen kadınlardan birinin (görevli memur?) “Türkiye zaten demokrasidir!” deyişini gülümseyerek anlatıyorlar.

Sonra masanın çevresindeki bizleri (avukat, bilim insanı, gazeteci) soru yağmuruna tutuyorlar.

Anlatıyoruz… Cezaya dönüşen tutuklulukları; seçilmişlerin, milletvekillerinin içerde oluşunu, 4 yılı aşkın tutukluluk hallerini, bir yılı aşkın hücrede tutulmalarını, pankart açan öğrencileri… KCK’yi, Ergenekon’u …

(Dün Zeynep Göğüş’ün muhteşem yazısında özetlediği, “12 Eylül kesmedi, 28 Şubat verelim” durumlarına girmeye pek vakit olmadı!

Sevgili Mustafa Balbay’ın muhteşem açıklamasını da, Silivri’de 4 yıldır örgüt aranırken Deniz Feneri’nde 4 yılda örgütün nasıl yok edildiğini de, birileri mutlak, İsveçli parlamenterlerle paylaşmalı…)

Üç konuk şaşkınlıktan büyüyen gözlerle bizi dinliyorlar ve sonunda “Sizin demokrasiniz, bizim için anlaşılır gibi değil” diyorlar.

E, anlamazlar elbet!

Bizimki “demokrasi” değil bir kere, “ileri demokrasi”! Kaç kere düzelttik, hâlâ anlayamıyorlar!

Sevgili okurlar, Büşra Ersanlı’nın adresini soran mektuplar alıyorum. Adres şöyle: Prof. Büşra Ersanlı. Bakırköy Kadın Tutukevi. B-6. İstanbul.

Yaşamak, insanı nasıl da yoruyor!