YAMAN Bİ’ SEVDA

Koca soğuklardan sonra gördük ilkbaharı.
Arabını, Afrikalısını bilmem ama bana iyi geldi sonunda bu bahar.

Gün ışığına uyanayım diye perdeleri de kapatmıyorum artık.

Işısın yüzüme, uyandırsın haylaz sabah güneşi.
Çınlasın başımda hiç susmayan serçeler.
Toprağa düşen çiğ tanesinin gürültüsünü duyayım.
Rengârenk sarıları, yeşilleri giyinsin boyasız balkonlar, duvarsız bahçeler.
Dolapta kalsın bırak, keskin naftalinli o yorgun gri.

Mavinin en güzel tonlarına bürüneyim, kamelya ıhlamura yağmuru fısıldarken.
Turuncuya dönen ortanca, dayasın taç yapraklarını puslu gölgeme.
Bir çilek kokusu takılsın burnuma, buldursun bana saklandığı yabani köşeyi.

Aniden yer yarılsın ve bi’ hercai sarılsın boynuma.
Karanfil tomurcuklarının yavaş yavaş göğe yükselişine dalayım.
Erguvanlar alnına taç olsun tek başınalığın.
Dümenlerini buz gibi bir suya kırsın gül kokusuna yenik düşenler.
Vivaldi’nin her esinde bir papatya açsın tüm “sevmiyor”ları önceden koparılmış.

“Seviyorlar” sana kalsın!

Her çıkmaz sokak başına dikilen manolya seslensin “bu yolun da bi’ sonu var” diye.
Bilinmedik bir türküye nakarat olsun patlamış mor sümbüller.
Bak görürsün rengini beyaz bekliyorken, pembe açacak soğanını çaldığın o yetim lale.
Paslı demiri de örtmüş anneannenin çılgın duvar sarmaşığı.

Gördün mü, yediverenler sarmış Meral ablanın kucağını.
Yaman bi’ sevdaya tutulmaya gör, gözün başka hiçbir mevsim görmez.
Kurulsun nazenin bir sofra, gelincikleri sayılamayacak bir bayıra ve
çınlasın aşk aşk diye yanan hanendeler.

Erken uyumak yok, kal, bu bahar bizim.
Erken kaybolmak yok, bari sen söz ver bana mirim.
“Geçti bahar, geldi hazan” öykülerini anlatanlar yeter uğramasın.
Baharın aç âşıkları çalsın kapımı.

Geçiciyim. Misafirim. Bilirim!

TERCÜMESİZ DİLİ
DOLUNAYA SÖYLENİRKEN
YAS, YEŞİL BİR HIRKA GİYDİ
SAÇI ÖRÜLÜ BABAANNESİNDEN
KAPI ÖNÜNDE BİR ÇİFT RUGAN SİYAH PABUÇ
GÜN
BAYRAMSIZ