O AKŞAM… ANKARA’DA…

Ben böyle bir şey hayal bile edemezdim… Ricamı kırmayıp, o dev sahnede bir araya gelen sanatçı dostlar da galiba bu kadarını beklemiyordu… Muhteşemdi , olağanüstüydü… Gazetemizin 88. Yıldönümü kutlamasından öte bir akşama dönüştü…

Aydınlık bir Türkiye, adil bir Türkiye, hak hukuk tanıyan bir Türkiye, emeğe birikime, bilime saygı duyan bir Türkiye, sanata değer veren bir Türkiye, çoğulculuğa inanan bir Türkiye özleminin ve daha güzel bir gelecek için çalışanların buluşmasına dönüştü.

(Sevgili Okurlar, dünkü gazetemizde 88. Yıldönümü kutlamalarının ayrıntılarını hem haberlerde hem de Hikmet Çetinkaya ve Utku Çakırözer’in yazılarında okuduğunuzu varsayarak devam ediyorum.)

***

Önce Ankara’daki kutlamanın “perde gerisi”:

Ankara temsilcimiz Utku, “Zeynep yardım et” dediğinde, kolları sıvadım.

Başvurduğum hiçbir sanatçı beni geri çevirmedi. Hiçbiri karşılık beklemedi.

Hepsine teşekkürüm sonsuz.

Zülfü Livaneli’yi aradığımda hemen kabul etti. Zaten bir akşam önce yine Ankara’da ODTÜ’de Deniz Gezmiş için konser verecekti, ertesi akşam bize de gelebilirdi. Gelin görün ki, Deniz Gezmişlerin konseri İstanbul’a (Ataşehir’e) alındı. Bunu ilk duyduğumda Zülfü gelemeyebilir diye düşündüm. Haklı da olurdu. Bir gece sabaha dek onbinlerce insana konser ver, ertesi sabah uçak, vb… Ama hayır, kalktı geldi.

Genç bariton Güvenç Dağüstün’e ayrıca bir teşekkür borcum var. Piyanist Ilgıt Dağüstün ve kemancı Kumsal Altınörs’ü o getirdi. Hem Güvenç’e, hem Zülfü’ye eşlik eden bu iki çok genç yetenekli kadın, biri piyanosunun başında öteki viyolasıyla bütünleşmiş , sahnede Mustafa Kemal Atatürk’ün dev afişi önünde tören boyunca çağdaş Türkiye’nin simgesiydiler.

Programın başlamasına bir,iki saat kala sanatçılarla otel lobisinde oturuyoruz: Sunuculuğu üstlenen Selçuk Yöntem bana dönüp “kartonlar nerede?” dedi. Karton mu ? Ne kartonu? Anlattılar… Sonraki manzara şöyle:
Tarık Akan , elimdeki kağıtları (program akışı ve sözleri) kapıp fotokopiyle büyütmeye koşuyor, sonra Rutkay Aziz, Ebru Güzel, Tarık, bir elde makas, bir elde tutkal, yazıları kesip biçiyor, kartona yapıştırıyoruz. Böylece “sunucuya” son dakika kartonları hazırlanıyor.

Salona vardığımızda daha da korkuyorum! Üç bin kişilikmiş! Selçuk, “böyle bir tören, provasız falan ancak Türkiye’de hazırlanır “ deyip beni rahatlatmaya çalışıyor. En disiplinli ve dakik olan, her zamanki gibi Gülriz Sururi.

***

Salon hınca hınç doldu. Tek boş koltuk yok. Koridorlar, yerler, basamaklar doldu. Sahnede sadece "Cumhuriyet" afişleri ve Atatürk’ün dev fotoğrafı vardı.

Sonra… Sonrası bir rüya gibiydi…

Sahneden, Sayın Ahmet Necdet Sezer’e dönüp, "Sayın Cumhurbaşkanım, burada bizimle olduğunuz için çok mutluyuz" dediğimde “sahne hayatımın” en kocaman alkışını aldım! Selçuk Yöntem’le dönüşümlü olarak Aziz Nesin’in “Merhaba”sını okuyuşumuzun da alkışlarla kesilmesi unutmayacağım…

Utku’nun daveti üzerine sürpriz konuşmacımız Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir parti başkanı olarak değil, bir Cumhuriyet Okuru olarak konuşması…
Selçuk’un “bir zavallı sanatçı” olarak (çağrışıma dikkat!) adeta bir yönetmen gibi de işini ustalıkla sürdürmesi… Rutkay’ın muhteşem yorumu… Sahneye çıkıp konuşmaktan nefret eden Tarık’ın vurucu saptaması… Gülriz’in Cumhuriyet’le büyüme ve bilinçlenme öyküsü… Hikmet Çetinkaya’nın sahneden (Bekir Coşkun’un deyişiyle) “kükremesi”… Bekir Coşkun’un “memleketimi geri istiyorum” çıkışı… Alkışlarla sık sık kesilen tüm konuşmalar… Sabahat Akkiraz, Güvenç ve Zülfü’nün türkü –şarkı-direniş –dayanışma ziyafeti… Tadına doyamadığımız, alkışı doruğa taşıyan bir ziyafet…

Tüm meslek yaşamımda, bitmek bilmeyen, uzadıkça uzayan ve işkenceye dönüşen törenlerden öyle dilim yanmış ki, her konuşmacıya 5 dakika ayırmış, her müzisyene sadece 3 şarkı ricasında bulunmuştum . Hepsi uydular. Buna da sonsuz teşekkürler. Bir teşekkür de sessiz ve sakin, benden yardım istemeyi aklına getiren, bana bu olanağı veren Utku Çakırözer’e ve bize yardımcı olan ekibine…

Ama asıl en büyük teşekkür , çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu o salonu dolduran Türkiye’nin aydınlık insanlarına, Cumhuriyet gazetesi okurlarına! İyi ki varsınız!