FETHULLAH GÜLEN VE TİYATRO

18.İstanbul Tiyatro Festivali doludizgin sürüyor. “Keşfedilmeyi” bekleyen nice yol yordam, nice yöntem, nice tat, nice düşünsel alan, nice oyun… Bu arada tiyatro kurumları, mekânları ve tüm sanatlar üzerine de baskılar ve yeni “oyunlar” sürüyor… Elbet direnişler, protestolar ve başkaldırışlar da…

Şu günlerde herkes nasıl bir tiyatro üzerine kafa yorarken, karşıma farklı bir örnek çıktı… Buyurun biraz da buradan yakın!

“Komiklik ve Maskaralık”

Fethullah Gülen’in tiyatro sanatına ilişkin derin düşünceleri(!) İstanbul Şehir Tiyatroları’nın “özelleştirilmesi” için düğmeye basıldığı günlerde ortalıkta dolaşmaya başladı…

“Komiklik ve maskaralık yapmanın, insanları güldürüp eğlendirmenin bizim dünyamızda ne işi var!” başlıklı yazısında Fethullah Gülen, tiyatro yapmanın caiz olmadığını ancak… “Asıl maksat o alanı (tiyatroyu) bir vasıta olarak kullanarak bir de o dille bazı mesajları sunmaktır” diyor. Yani dini öğretiler, peygamberin hayatı vb. için tiyatro yapılabilir: (27.4.2012 – Zaman gazetesi)

“İnsanı laubaliliğe çeken bazı sahalarda dolaşmak zorunda kalanlarda, dine ve millete hizmet edip etmediklerine bakmalı; yararlı olup olmadıklarına göre karar vermelidirler. Bulundukları atmosferde Allah’ı hatırlama ve hatırlatma imkânı oluyor mu, olmuyor mu?(…) Belli sınırlar dahilinde fenalıkların yüzünden peçeleri indirip onları kendi çirkinlikleriyle göstermek ve insanları birkaç cümle ya da paragrafla da olsa güzel ahlakın zümrütten yamaçlarına çağırmak mümkün oluyor mu, olmuyor mu? Vicdanının sesine kulak vermek suretiyle bu soruları müspet cevaplayanlar müstesna, güldürmenin, kahkaha atmanın, komiklik yapmanın bizim dünyamızda yeri yoktur.”

Yaaaa… İşte böyle…

TRT Sansürü

7 Nisan akşamı (Ankara’da Cumhuriyet kutlamasına katıldığımdan) İstanbul’daki Sadri Alışık Ödül Gecesi’ni izleyemedim. Ama gecenin tüm ayrıntılarını bu sayfalarda okudum. Çeşitli kaynaklardan izledim.

Herkes aynı noktada birleşiyordu: Geceye, içinde yaşadığımız baskı ortamına karşı direniş egemen olmuştu. Öyle ki ödülünü alırken Genco Erkal “Hayatımda bu kadar politik bir ödül töreni görmedim” demiş, bunu sanatçılara parmak sallayan Erdoğan’a, “borçlu” olduğumuzu ima etmişti!

Gelin görün ki, devletin resmi televizyonu TRT o geceyi öyle bir yansıttı ki, gerçeği bilenler, gözlerine ve kulaklarına inanamadılar. Hükümete yönelik tüm eleştiriler, her karşı çıkış her direnç kesilmiş, yok edilmiş, tüm tören bir “al gülüm ver gülüm” riyakârlığına dönüştürülmüştü!

“Beyazı, siyah; siyahı beyaz göstermek gibi bir şeydi” diyor katılanlar.

Bunca çarpıtmaya pes! Bir de, eğer bir ödül töreni için bu yapılıyorsa, bize izletilen politik ve ekonomik haberlerde kim bilir nasıl bir sansür ve çarpıtma uygulanıyor diye kahrolmadan edemiyor insan!

Gülmeye, gülümsemeye, kahkahaya düşmanlık… Eleştiriye, tartışmaya, karşı çıkışa, protestoya tahammülsüzlük… Olanın gerçeğini değil, yalana dönüştürülmüş, çarpıtılmış gölgesini sunan iletişim araçları…

Tiyatro Festivali hayırlı olsun!