DEMOKRASİ YOK OLDUĞUNDA NE OLUR?

Demokratik olmayan rejimlerle yönetilen ülkelerde anlatılan fıkralar bunu iyi yansıtır. Örnek verelim:

*Çavuşesku zamanında Romanya’dan: Napolyon öbür dünyadan geri döner. Önce ABD başkanını ziyaret eder. Ağırlarlar, ayrılırken başkana,” Sizdeki kadar topum tüfeğim olsaydı Waterloo Savaşını kaybetmezdim!” der. Ardından Rusya’ya gider, birkaç gün sonra ayrılırken Parti Sekreteri’ne,” KGB ve gizli polisiniz bende olsaydı, Waterloo’da asla mağlup olmazdım!” der. Sonra Romanya’ya uğrar; ayrılırken Çavuşesku’ya,” Sizdeki basın, tv ve medya bende olsaydı bu gün bile kimse Waterloo’da mağlup olduğumu bilmezdi!” der.

*Romanya’dan: Kahvede adamın biri, diğerine sorar:

-Çavuşesku hakkında ne düşünüyorsun?

-Yahu, burası çok kalabalık, cevaplasam başıma bela gelir.

Dışarı çıkarlar.

-Bak burada kimse yok rahat konuşabilirsin.

-Adamı beğeniyorum. Karizması var!

*Brezhnev yönetimindeki Sovyetler’den:

-Brezhnev, karikatürlerini topluyormuş; doğru mu?

-Hayır, bunları çizenleri toplatır!

*Nasır zamanında Mısır’dan:

Yolda bir tanıdığına rastlar; adamın burnu bandajlıdır.

-Geçmiş olsun. Trafik kazası mı?

-Hayır!

-Burun estetiği mi?

-Hayır. Dişimi çektirdim.

-Burnundan mı girip çektiler?

-Evet, buralarda artık ağzını açtırmıyorlar insana…

*Hüsnü Mubarek zamanında Mısır’dan:

-Yahu şu başkan hakkında her gün yüzlerce fıkra dinliyoruz. Sence anlatılanların yüzde kaçı doğrudur?

-Belki biri dışında hepsi!

*Sovyetler zamanında Erivan Radyosu’ndan:

-ABD ve Sovyet Anayasaları arasında pek bir fark yoktur; İkisi de düşünceyi açıklama özgürlüğünü güvenceye almıştır.

-Evet ama Amerikadaki, düşünceni açıkladıktan sonra da sürdürüyor bu güvenceyi!

Diktatörlüklerde insanlar çok bunaldıklarında önce fıkralar anlatılmaya başlar. Sonra işler, çorap söküğü gibi çözülür gider…