ELBET HESAP SORULACAK

19 Mayıs’ta Atatürk anıtlarına gençlerin, vatandaşların, kurumların çelenk koymasını yasaklamak… Sevgi ve saygı ifadesi, sevinç ifadesi olan çiçek ve çelenk sunmayı; bir müdürlük iznine bağlamak… Böylelikle Kurtuluş Savaşımızın ilk adımı olan ve Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ulusal bayramı gözden düşürdüğüne, unutturmaya başladığını sanmak…

Elbet bir gün bunların da hesabı sorulacaktır…

Bugün bunu ve daha nice sorunu kendine dert eden gençler, hapiste gözaltında. Parasız eğitim isteyenler, bu isteği ifade edenler, gözaltında. Protestoya katılan, yumurta atan, pankart açan, slogan atan gözaltında. Nevruz kutlamalarına katılanlar gözaltında… Grup Yorum şarkısına eşlik eden, Grup Yorum konser bileti satan gözaltında. Üniversitede kantin fiyatlarına karşı çıkan gözaltında. Bildiri dağıtanlar gözaltında…

Taksim’deki alternatif 19 Mayıs kutlamasında “Sağlam kafa, sağlam cezaevinde bulunur” sloganı sadece bir espri değildi yani!

Ankara Tabip Odası’nın, geceleri rüyama giren, “Boynuna o puşiyi takma çocuk / Sokaklarda türkü söyleme çocuk / Yargılanırsın!” afişi hâlâ içimi acıtıyor.

Ülkemin binleri aşkın genci gözaltında. 600 genci tutuklu. Gençliğin işsizlik oranı kentlerde yüzde 25’lere ulaşmış durumda… Sadece 2010-2011 yıllarında üniversite öğrencilerine 4 bin 700’e yakın okuldan uzaklaştırma cezası verildi…

Evet bir gün elbet hesap sorulacak.

Aydınlığın öteki adı: ‘Andante’…

Önceki akşam farklı yaşlarda yaratıcı ve yetenekli “gençler” klasik müzik dergisi Andante dergisinin “Donizetti Ödülleri”ni aldı. Tören, Rahmi M. Koç Müzesi’nde Beyoğlu Belediyesi ve KÜSAV Vakfı’nın destekleriyle gerçekleştirildi. Haberin ayrıntılarını dünkü gazetemizde okudunuz. Ben şunu vurgulamak istiyorum:

1O.yılını kutlayan Andante dergisi, adeta bir mücevher! İçeriğiyle, niteliğiyle, yorumları ve eleştirileriyle her sayı verdiği “Kayıt Masası” (tüm yeni çıkan kayıtları veren) ekiyle klasik müzik alanında benzersiz bir örnek. Derginin sayfaları arasında dolaşırken, en karanlık anlarda bile içim aydınlanıyor. Ülkemi ve dünyayı çağdaş aydınlık bir pencereden izletiyor bana.

Bu aylık dergi, şimdi de ICMA (International Classical Music Awards- Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri’ne) üye seçildi. Bu kuruluşta Avrupa’nın önde gelen müzik dergi ve yayınları yer alıyor. Başta yöneticisi Serhan Bali olmak üzere dergiye katkıda bulunanları, emeği geçenleri kutluyorum.

Ödül töreninde dikkatimi çeken bir de, klasik müzik tutkusunun nasıl bir süreklilik kazandığı ve hocalardan öğrencilere, bir bayrak yarışı gibi kuşaktan kuşağa aktarılmasıydı. Hem de hiç küçümsenmeyecek oranlarla…
Ödül töreninde Hüseyin Sermet’e “Yılın Piyanisti Ödülü”nü verirken yaptığım konuşmayı sizlerle de paylaşmak istiyorum:

“Ülkemin bunca sorunu varken, yönetimin sürekli sanatla sanatçıyla uğraşması, çatışması, kavga etmesi anlaşılır gibi değil. Devlet ve Şehir Tiyatrolarına, opera ve balesine yönelik tehdit ve baskılar ortada… Tiyatro ışık ister, aydınlık ister. Bağnazlık değil…

Müzik , tiyatro, edebiyat, resim, heykel, tüm sanatlar, kul olmayı değil, yaratıcı olmayı gerektirir. Eleştiriyi, sorgulamayı gerektirir. Kimse ama kimse, sanatçısına ‘zavallı’ diyemez! ‘Siz kimsiniz’ diye aşağılayamaz!

Biz kim miyiz? Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, bağımsız, özgür, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne inananlarız. Referansımız, laiklik ve sosyal hukuk devletidir.

Referansımız akıl ve bilim yoludur. Referansımız, çağdaş ve evrensel değerlerdir!

O nedenle susmuyoruz, susmayacağız!”