TOTALİTARİZM ÖZLEMİ

Başbakan Erdoğan’ın nasıl büyük bir günden saptırma üstadı olduğunu bildiğimden, “her kürtaj bir Uludere’dir” diye başlayan, oradan sezaryene kadar uzayan sözlerini taktiğin yeni bir örneği olarak görüp, hiç tartışmayacaktım.

Ama bu kez durum öyle değil, önce Uludere kürtaj benzetmesi üstat işi olmaktan uzak. Kürtajı cinayet olarak nitelemek için Uludere benzetmesi yapması Başbakan açısından büyük hata. Çünkü Uludere bir cinayet ise,” bu cinayetin sorumlusu kim?”sorusu geliyor gündeme.

Uludere’de bir sınır ötesi operasyon söz konusu olduğundan sınır ötesi operasyonların sorumlusu yürütme olduğuna göre, Başbakan’ın kendine ayağına kurşun sıktığı kendiliğinden anlaşılıyor.

Kaldı ki, acemice kotarılmış bir gündem saptırma taktiği bile söz konusu olsa, kürtaj ve hele hele sezaryen konusundaki sözler baştan beri var olan totalitarizm özleminin son göstergeleri olduklarından üzerinde durmayı gerektirecek önemdedirler.

Tayyip Bey Bey , totaliter bir yönetimi oturtma özlem ve çabası içinde.

***

Siyasal iktidar yetkilerinin tek elde toplandığı, yönetenlerin yönetilenler veya demokrasinin kurumları tarafından denetlenmesine ve değiştirilmesine hukuki ya da fiili engellerin konulduğu siyasal rejim olan otoritarizm siyasi alan dışında, yine de bireye özel yaşamında belirli bir özgürlük sahası bırakır.

Ama totalitarizm, sözcüğün kökeninden anlaşılacağı gibi, yaşamın tüm alanlarına şamil bir egemenlik kurmaya yöneliktir.

Siyasi iktidar (parti, şef, yürütme ya da cemaat) yaşamın tüm alanına egemendir.

Vatandaşın, siyasi erke boyun eğmesi yetmez, ama aynı zamanda günlük yaşamında, beğenisinde, dinsel inançlarında, cinsel yaşamında veya özel hayatının diğer alanlarında da otoritenin buyruklarına seçimine uygun davranmak, zorundadır.

Totalitarizm kavramının kurucusu “totalitario “sözcüğünü ilk kez ortaya atan Benito Mussolini’ye bağlarlarsa da, aslında Mussolini’den önce de, bu şekilde adı konmamış, yönetimler vardı.

Yani totalitarizm, adı konmadan önce de var olup uygulanmış bir yönetim biçimi.

Belki de yönetim biçimi deyimi yanlış, çünkü totalitarizm yaşamın tümünü kapsayan, yönetimin de ötesine taşan bir yaşam biçimidir.

***

Totaliter rejimlerde birey olmaz, geleneksel kurum ve örgütler çalıştırılmaz, çözülürler, yerlerine yeknesak bir hareket içinde erimeye, totaliter görüşe boyun eğmeye amade, biat kültürüne amade robotlar yetiştirilir.

Totaliter yönetimler farklılığı, değişikliği, eleştiriyi, bireyi yaşamın hiçbir alanında kabul etmez, bunları ezer, siler, öldürür geçer.

Bir ülkenin lideri, yaşamın her alanına el atıyorsa, “tek bayrak, tek ülke, tek lider, tek din” derken, devletin eğitim sistemini, demokrasinin öngördüğü gibi tartışmacı özgür birey ya da yurttaşlar yerine, dinine ve kinine bağlı gençler yetiştirecek şekilde düzenletirken, din ve kin bağını öne çıkarıyorsa, siyasetten, inanca, milli eğitimden, futbola, tiyatrodan, heykele kadar sanat alanlarında da neyin nasıl olacağını kendi egemen iradesiyle saptıyorsa, orada liderin totaliterlik saplantısı var demektir.

“Ağrı’daki heykel heykel mi, ucube mi?” konusunda kararı Başbakan verecekse, o yıl şampiyon olan takımın kupasını ne zaman nerede nasıl olacağını Başbakan kararlaştıracaksa, bir kentin belediyesinin tiyatrosunun nasıl düzenleneceğinin, tiyatrolarda hangi oyunların destekleneceğinin, dolayısıyla bir ileri aşamada hangilerinin yasaklanacağının da karar mercii yürütme ve tabii ki, onun başı olacaksa, bir de bunların yanı sıra, insanların kaç cocuğu hangi yöntemlerle doğuracağına iktidarın efendisi karar verecekse, o ülke totalitarist bir yönetim altında demektir.

Totalitarizmde, halk bağır bağır arar, otoritarizmin kurşun gibi ağır havasını bile…