EUROVİSİON

“Eurovision Şarkı Yarışması” 1956’da başlamış.

7 ülkenin katılımıyla İsviçre’de yapılan bu ilk yarışmayı kazanan da “Refrain”(“uzak dur,kendini koru vb.”) adlı Fransızca şarkıyla ev sahibi İsviçre olmuş…

1924 doğumlu İsviçreli şarkıcı Lys Assia hayatta ve 88 yaşında…

İnternette bu ilk yarışmaya ilişkin herhangi bir video kaydı bulunmadığı yazılıysa da, Lys Assia’nın kalabalık bir orkestra ve beş kişilik bir koro eşliğinde söylediği romantik şarkının siyah beyaz videosunu yine internette izleyebiliyorsunuz… ( “Bizi yaralayan aşktan uzak dur”mayı öğütleyen pek güzel bir şarkı…)

Lys Assia’nın izini sürmekten kendimi alamadım…

1950’li yılların yarı dekolte, siyah, zarif sahne kıyafeti içindeki bu güzel genç kadını (doğum adı Rosa Mina Schärer) sonraki iki yılda da Eurovision yarışmalarında İsviçre’yi temsil etmiş. 1958’de seslendirdiği “Giorgio” adlı şarkıyla da Eurovision ikinciliği var.

***

1956’dan bugünlere Eurovision şarkılarının dökümü, toplumsal değişimlerinin de kuşkusuz ki bir aynası olacaktır.

Merak edip “Giorgio”nun videosunu da izledim… Bu kez İtalyanca, yine orkestra eşliğinde ,fakat korosuz, eğlenceli bir parça…

Lys Assia’nın bir onur konuğu olarak 2012 Eurovision yarışması için Bakû’ya geldiğini de bu arada öğrendim…

***

Geçen yılın Eurovision yarışmasını hakkıyla kazanan Azerbaycanlı Eldar-Nigar çiftinin başarısına sevinmiştim.

Anımsadığımca güzel bir şarkıydı ve aklımda nedense Azerice bir şarkı olduğu kalmış.

Şimdi araştırırken İngilizce olduğunu gördüm.

Bu yıl izlemediğim, nedense merak da etmediğim 2012’nin dökümüne baktığımda, şarkıların pek çoğunun, bir kaçı dışında neredeyse hemen hepsinin İngilizce olduğunu şaşırarak gördüm.

Ben sadece aralarında bizi temsil eden şarkının da bulunduğu sadece birkaç şarkının İngilizce olduğunu sanıyordum.

Üşenmeyip saydım… 37 katılımcı ülkeden yaklaşık on tanesi dışında geri kalan hepsisin şarkısı İngilizce …

Aslında bu da bir inceleme konusu.

İngilizce şarkı sayısı yıllara göre acaba nasıl bir ivme gösteriyor?

***

Şimdi beni ilgilendiren asıl konuya geliyorum…

Bir ülkede konuşulan dilde söylenmeyen bir şarkı(güftesi olan bir müzik parçası), o ülkeyi ne kadar temsil edebilir?

Sözgelimi Karadağlının, İzlandalının, Letonyalının, Rus’un İngilizce şarkısından bana ne?

Diyeceksiniz ki ezgiler de sözler de zaten anonimleşmiş, tıpkı internet yazışmaları gibi birbirine benzemiş, burada dilin ne önemi var?

Bu durumda kuşkusuz haklı olursunuz…

Fakat o zaman da şu soruyu sorma hakkı doğar:

Eğer ezgiler ve sözler birbirinin benzeri olmuşsa, onlarda bir ülkenin, bir halkın ruhu, bir dilin özgün tadı yoksa, Eurovision Şarkı Yarışmasının ne anlamı var?

***

Bu satırların yazarını, 1950’lerdeki ergen delikanlılığının duyarlığında, o yılların romantizminde kalmış olarak görebilirsiniz…

İtiraz etmem…

Fakat yine de uluslar arası bir şarkı yarışmasında, gönlüm ezgilerin de sözlerin de bir ülkenin ruhundan izler taşımasını arzu eder…

Güzel Türkçemizin sözcüklerinin, tınılarının, ünlü ve ünsüz uyumlarının, bu fırsatla milyonların kulağına ve ruhuna ulaşmasını isterim…