HES DİRENİŞÇİLERİNE SELAM

Geçen yılın son ayındaki Pazar söyleşilerimden biri Rize’li “Yurttaş Kâzım” üzerineydi.

Onun adı Rize Salarha Vadisinde gerçekleştirilmek istenen Ambarlık Hidroelektrik Santrali projesine karşı verdiği savaşımda simgeleşmişti.

Yazımın yayınlanışından sonra beni gazeteden telefonla aramış, 67(şimdi artık 68) yaşındaki bu sıcak halk insanıyla HES’ler, üzerine, ülkede yaşanmakta olanlar üzerine sohbetlemiştik…

Hidroelektrik Santralleri, kısa adıyla HES…

Gün geçmiyor ki ülkemizin güzel coğrafyasında, ,insanın bakmaya doyamayacağı güzellikle bir doğa parçası, inadına seçilmişçesine, buldozerlerle, iş makineleriyle bölünüp parçalanmaya, dinamitle uçurulmaya başlamasın…

Amaç oraya bir Hidroelektrik santral kondurmak…

Yöre halkına danışmadan, düşüncelerini almadan…

Tam bir yağma, yok etme, talan düzeni…

“Yurttaş Kâzım” adı Rize yöresindeki HES karşıtı savaşımda simgeleşmişti..

Şimdi b yanına yeni bir ad ekleniyor…

18 yaşındaki bir genç kızdan, adı Erzurum’un Tortum ilçesindeki HES direnişinde simgeleşen Leyla Yalçınkaya’dan söz ediyorum…

***

22 Mayıs tarihli gazetemizin iç sayfalarında ilginç bir haber başlığı vardı:

“80’i birden mağdur!”

Altında ise, türbanlı, pek güzel yüzlü bir genç kız portresi…

Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı bazı beldeler ve köylerden geçen Ödük Çayı üzerinde yapılması planlanan HES’e karşı yöre halkının direniş haberlerini basından izliyordum…

Sözünü ettiğim gazete haberinden, 80 kadar polisin açtığı davada, yöre halkının ve Leyla Yalçınkaya’nın yargılanmakta olduğunu öğreniyoruz…

Meğer taş ve toprak atarak polise direnmişler…

Polislerin ifadesine göre, onlar köylülere herhangi bir müdahalede bulunmadığı halde köylüler polise taş ve sopalarla saldırmış…

***

Türkiye bir polis devleti olmaya doğru evrilirken, yeni tip bir polisle de karşı karşıyayız…

Bu polisin kadın erkek, genç yaşlı, çoluk çocuk ayrımı yapmadığını görüyoruz…

Hatta kadına karşı daha da acımasız ve zalim oldukları gözlemleniyor…

Dolmabahçe’deki bir gençlik protestosunda, aşağılık bir postal altında kıvranmakta olan genç kız fotoğrafı bugünkü siyasal iktidarın utanç(ya da utanmama) belgelerinden biri olarak belleklerden silinmeyecek.

Kürtaj konusundaki söylemlere karşı protesto gösterileri düzenleyen kadınlar, aynı acımasız polis saldırısına uğradılar.

Polis otobüsünde götürülürlerken kadın polislerin de hakaret ve tacizlerine uğramış olmaları, ayrıca düşündürücü ve bu kadın polisler adına utanç verici…

Yeri gelmişken, herhalde bir çoğumuzun da gözünden kaçmamış olması gereken bir gözlemimden söz edeyim…

Kürtaj konulu protestolarda tek bir türbanlı kadın yurttaşımız yoktu…

Sevgili, başları örtülü kadınlarımız…

Oysa en çok tecavüze uğrayan, aile içi tecavüz ve tacizlerin kurbanı olan,
iradesi dışında kaldığı gebeliğe son vermek için olamadık yolara başvurarak sakatlanan, yaşamını yitiren sizler değil misiniz…

Neredesiniz?

Bedenlerinizin, yaşamlarınızın üzerine oynanan oyunlara karşı neden çıtınız çıkmıyor?..

***

Tam bu noktada, başı örtülü, 18 yaşındaki Leyla Yalçınkaya’nın direnişi daha bir anlam taşıyor…

Demek ki şu ya da bu nedenle başın dışına sarılan örtüden çok, içindeki beyin önemli…

Leyla Yalçınkaya’nın da aralarında olduğu HES direnişçilerine karşı açılan davanın en yakın tarihli duruşmasının 4 Eylül’de yapılacağının avukatlarından öğrendik…

Duruşmaya henüz çok zaman var…

Fakat Sanatçılar Girişimi olarak Leyla’yı ve Erzurum’lu HES direnişçilerini yalnız bırakmamaya, o gün geldiğinde gözlemci olarak katılıp direnişlerini ve kendilerine karşı açılan davayı ülke gündemine daha güçlü biçimde taşımaya kararlıyız…

Ülkenin her yöresindeki HES direnişçilerine, Leyla Yalçınkaya’lara, Yurttaş Kâzım’lara selam olsun…