DERSİM’İN ‘KAYIP’ OLMAYAN KIZLARI

Geçtiğimiz hafta sonu Cuma sabahından Pazar akşamına kadar Tunceli merkez, Ovacık, Munzur Gözeler mevkilerinde doyasıya Dersim havası solumak imkânımız oldu.

Bizi oralara götüren davet avukat Altın Mimir’den gelmişti. Ama ev sahipliği konusunda Tunceli’de karşılaştığımız bütün dostlar yarış halindeydiler. Tunceli’ye giderseniz tanıdık kimsenizin olup olmaması önemli değil, selam verdiğiniz her hangi bir Tuncelili sizi severek ağırlayabilir. Anadolu’nun ortasında modern insan ilişkilerinin yaşandığı bu kentin yaydığı hava aynen böyle…

Kentin göbeğinde yer alan dört yıldızlı Grand Şaroğlu Otel’in toplantı salonu ağırlığını kadınların oluşturduğu çok nitelikli bir toplantıya ev sahipliği yapıyordu:

“Kırsalda Kadın Girişimcilik.”

İki günlük sempozyuma kadınlar damga vurdular. Ama bu “kadın damgası” sadece otelin toplantı salonunda ve iki günle sınırlı değildi.

Mesela Tunceli’nin Belediye Başkanı (Edibe Şahin) kadın… Bir önceki başkanı da (Songül Erol Abdil) öyle!..

Belediye Başkanı Edibe Şahin, konuşmasında bölgede yatırımın ve kalkınmanın kilit noktasına şöyle vurgu yapıyordu:

-Ben Alevi, Kürt ve kadın olarak diğer konuşmacılardan biraz farklı bakıyorum. Çok iyi niyetli çabalar var, bunları görmemek mümkün değil. Ama her şeyin temelinde Kürt Sorunu vardır. Bu sorun çözülmeden iyi niyetli çabaların sonuca ulaşması mümkün değildir.

Bu bakış açısı “çok politik” bulunabilir. Ama hayat başkanı doğruluyor. Otelin kasından çıkıp, Seyit Rıza heykeline kadar on adım attığınızda kafanızın üzerinden beş helikopter geçiyor. Hepsi de kentin içinden havalanıyor. Helikopter sesleri normal bir insanı hasta edebilir. Ama Tunceliler buna alıştırılmışlar! Taaa 1930’ların ikinci yarısından itibaren…

O yıllardaki operasyonlarda anne-babalarını kaybeden çocuklar devlet memurlarına evlatlık olarak verildiğini yıllar sonra öğrendik. Nezahat ve Kazım Gündoğan’ın son derece değerli belgeseli “Dersim’in Kayıp Kızları” bu dramı ortaya çıkardı.

Her şeye karşın Dersim’im “kayıp” olmayan kızları da var. Belediye başkanı Edibe Şahin’nden önce kürsüye gelen Tunceli Kadın Girişimciler Derneği Başkanı Fidan Aydın, organik bal üretimini hayata geçirmiş bir gizli kahraman…

Karakoyun kız kardeşlerin yayınladığı günlük Tunceli Emek Gazetesi (internet sitesi de var) kentte sahici habercilik yapmanın gururunu yaşıyor. Cuma gecesi yaşananları bile cumartesi sabahı gazetenin sayfalarında görebiliyorsunuz. Taşrada bu kadar hızlı olabilmek ancak kadınlara özgü bir titizlikle mümkün olabilir.

Kız kardeşlerin en büyüğü Hüsniye Karakoyun, gazete binasını gezdirirken, herkesin birbirini görmelerini sağlayacak düzenlemeyi bir iç mimarın tasarladığını söylüyor. Sonra bir de “ayrıntı” veriyor:

-Biz hep kadın elemanlarla çalışıyoruz, erkekler biraz sorun yaratıyorlar!!!

Emek gazetesinin hem binası hem de sayfaları pırıl pırıl… Ofisi tertemiz, sayfaları da hatasız!

Tunceli’nin cadde ve sokaklarında kadın varlığını çok net olarak görebiliyorsunuz. Her türlü baskı, şiddet, yıldırma, dışlama, aşağılamaya karşın bu coğrafyada farklı bir hayat var. En önünde de onlar yer alıyorlar:

-Dersim’in “kayıp” olmayan kızları!

Ovacıklı Mustafa Sarıgül

Tunceli’nin Ovacık ilçesinin Belediye Başkanı 1977 doğumlu Mustafa Sarıgül… Yanlışlık yok, tıpkı Şişli Belediye Başkanı olan Mustafa Sarıgül gibi… Adı ve soyadı bire bir uyuyor.

Ovacıklı Sarıgül son derece ciddi bir yüz ifadesiyle konuşuyor. Bütün soruları da içtenlikle yanıtlıyor:

-Politikadan beklediğinizi bulabildiniz mi?

-Yok!!!

Bir başka soru da şöyle:

-Halk sizden memnun mu?

-Yaptığımız araştırmalara göre her 10 kişiden sadece 8’i bize küfür ediyor.

Bu da bizim başarılı olduğumuzu gösteriyor!

-Nasıl?

-Bizden önceki dönemde bu oran 10’da 10 idi!

CHP’li Başkan Ovacık’ta yakın- uzak herkesin kendisine destek olmak için elinden geleni yaptığını da şöyle ifade ediyor:

-BDP’lilere göre ben faşistim. Devrimcileri göre, aşiretçiyim. Devlete göre ise komünistim. Ailem ise benim Apocu -Tikkocu olduğuma inanıyor.

Gördüğünüz gibi herkes benim için bir şeyler yapıyor!

Elazığ Havaalanı

Tunceli’ye ulaşmak için Elazığ Havaalanına inmek zorundasınız. En kısa yol bu… Ama havaalanında çıkmak o kadar da kısa olamıyor.

Nasıl mı?

Anlatalım… Uçak piste park edince, yolcular yürüyerek aprondan geçip, yolcu salonuna geliyorlar. Valizlerini alıp dışarı çıkıyorlar. Elazığ’a giden bir servis ve kentin taksileri orda duruyor. Bunlara binerseniz sorun yok.

Ama sizi karşılamaya Tunceli plakalı bir araç geldiyse o zaman işler değişiyor. Tesisin en dış kapısına kadar yaklaşık 500-600 metre yürümek zorundasınız. Çünkü Tunceli plakalı araçlar yolcu almak için içeri sokulmuyorlar.

Haklarını yemeyelim alan yetkilileri, yolcu bırakmak için gelen Tunceli plakalı araçları yolcu salonu hizasına kadar sokulmalarına hoşgörü gösteriyorlar.

Uçağa binip havalandığınızda ise kaptanlar şöyle anons yapıyorlar:

-Tunceli-Elazığ Havaalanından 22.40 itibarıyla havalandık…