BİLGİ TOPLUMUNA DOĞRU

Türkiye’de Kadın…

Bu ülkenin kadınları ne yapıyor? ‘Türkiye’de kadın olmak’ deyince ne geliyor akla? Ya da isterseniz şöyle soralım: Türkiye’yi daha yakından tanımak isteyen bir yabancının yukarıdaki sorulara bulacağı yanıt ne olur sizce? Veya siz, şöyle dış gözle tarayın bir gazeteleri, televizyon kanallarını, ne görüyorsunuz?

Kadına indirgenen sadece birkaç konu var:

-Kadına yönelik şiddet, kıskançlık ve öfke yüzünden işlenen cinayetler, sonu gelmeyen tecavüzler, çocuk yaştaki kızların erken doğumları…

-Kadınlara 3 ve 3’ten fazla çocuk doğurun telkinleri… Özellikle hükümetin başı ve çevresinden…

-Ve kadının kendi bedeni üzerindeki hakkının elinden alınmak istenmesi… Yani kürtaj meselesi… Öyle ki Uludere katliamı ile aynı kefeye bile konularak, yasaklar getirilerek kadına verilmeye çalışılan gözdağı…

Hatırlarsınız, bir de, çok önceleri türban tartışması vardı… Çoktan çözüldü… Hatta artık 4+4+4 sistemiyle 5. sınıftan başlayarak din derslerine kızlarımızın başları örtülü katılabileceği söyleniyor ve en küçük bir tepki bile gelmiyor…
Neyse yukarıdaki soruya dönelim. Türkiye’de kadın olmak deyince, bu yukarıdakilerden başka bir şey geliyor mu aklınıza, özellikle medyaya oradan da topluma yansıyan? Ben özellikle aradım ve ne yazık ki bulamadım… Bir dönemler kadının başarı öyküleri vardı, iş kadını olarak, bilim kadını olarak, yazar olarak, sanatçı olarak… Bu öykülere özellikle daha geniş yer verilir, toplumda kadının konumunu güçlendiren haberler daha bir ön plana çıkarılırdı. Şiddet, ezilen, horlanan, güçsüz kadın belki hep vardı ama onun yanı sıra bu ülkenin güçlü, direnen, yoktan var eden kadınlarının da varlığını öğrenmiş olurduk… Şimdilerde ise haber değeri olduğunda bile kadının başarısı satır aralarına tıkılıyor bilmem farkında mısınız?
Sekreterlikten patronluğa…

Ben bugün o kadınlardan birini yazmak istiyorum. Garanti Bankası, KAGİDER ve Ekonomist’in ev sahipliğinde bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Yılın Kadın Girişimcisi” yarışmasında birinci seçilen Nurcan Özdemir’i ve öyküsünü anlatmak… Özdemir ödülünü almak üzere kürsüye çıktığında o müthiş heyecanının arasında dinleyicilere şöyle seslenmişti: “İşini iyi yap. Altın bileziğin yoksa, kendi altın bileziğini kendin yarat” . 1973 yılında Ardahan’ın 70 haneli küçük bir köyünde doğar, 7 çocuklu bir evde büyür Nurcan Özdemir. 16 yaşındayken ailesi ekmek parası uğruna Bursa’ya göç eder. İmkânsızlıklar nedeniyle lise 1’de bırakır okulu ve bir perde fabrikasında işçi olarak çalışmaya başlar. 1992’de havalandırma ve yalıtım işi yapan küçük bir dükkâna sekreter olarak girer. Bu arada evlenmiştir. Kocasının maddi durumu fena değildir, buna karşın çalışmayı sürdürür. İzolasyon konusunda bilgisi arttıkça şirkette de adım adım yükselir. 8 yıl çalışır aynı firmada, ancak bir gün şirket kapısına kilit vurur. Bu durum üzerine “Neden kendi işimi kurmayayım ki, sektörde her şeyi öğrendim” diyen Özdemir ticarete atılmaya karar verir. Elindeki tek sermayesi elinde müşterilerin adres ve telefonlarının olduğu küçük bir defterdir. 1999 yılında kredi kartından avans çekerek kirasını ödeyebileceği 35 metrekarelik küçük bir dükkân açarak İzonur adını verdiği şirketini kurar. Isı, su, ses, çatı ve cephe kaplama konusunda, Türkiye genelinde uygulama ve satış yapmaya başlar. İş becerisi ve güler yüzü Özdemir’in yolunu açar. Artık kendi üretimini yapma zamanı gelmiştir. 2009’da Bursa’da EPSA Yalıtım ve Ambalaj Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurar. Ardından 2. yatırımını yine yalıtım alanında yapar. 35 metrekarelik bir dükkân ile başlayıp 14 bin metrekarelik, hem de bir değil 2 fabrikanın patronluğuna dönüşen bir başarı öyküsü Nurcan Özdemir’inki… Eşi ve babası ile katıldığı törende “Biliyorum çocuklarımın zamanını çaldım ama eşim ve ailemin desteği daima arkamda oldu” diyerek şu mesajı verdi: “İş hayatındaki kadınlar eşlerinin ve ailelerinin desteğini aldıklarında daha kolay ilerleyip, başarıya ulaşabilirler. Kadınların ülke kalkınmasında önemli sorumluluğu var. Ben bu başarıyı tüm çalışanlarımızla birlikte hak ettiğimizi düşünüyorum. Bu önemli proje insanlarımıza ve daha çok kadınlarımıza motivasyon oluyor.”

Haa bu arada; hayata bakışını “yenilenmezseniz yenilirsiniz” diye özetleyen Özdemir yarım bıraktığı ve içinde ukte kalan eğitimini açıktan tamamlamaya çalışıyor.

Nurcan Özdemir’in başarı öyküsü böyle… Ve ben Türkiye’nin bugün içine çekildiği noktada, kadının konumunun yeniden tanımlandığı, yeni eğitim sistemiyle beyinlerin “kadının yeri evidir” diye koşullandırılacağı bu düzenin içinde zaten sayıları çok az olan ‘yoktan var etmeyi başaran’ kadınların hızla azalacağından korkuyorum.