KISKANÇ KADIN, ÇARESİZ İKTİDAR

Bir ülkede meydanların çokluğu, ister faşist olsun, ister demokrat, devletin gücüne duyduğu güveni gösterir. Yokluğu ise ya rejimin gücüne güvensizliğin, ya da açık alan bırakmayacak kadar rant vurguncusu devletin, keşmekeşe teslim üçüncü dünya ülkesi olmanın ifadesidir.

Tüm Batı Avrupa başkentleri gibi devletin gücü kadar heybetli meydanlarla donanmış Paris’te, bu alanların toplumsal şifreleri vardır. Her önüne gelen meydana öylesine dökülmez, halk. Sendika yürüyüşleri Republique (cumhuriyet) meydanında başlar, Nation (ulus) meydanında biter, ya da tersi. Siyasal tınısı olmayan büyük şenlikler cumhuriyet meydanında yapılır. Sağın seçim zaferi Concorde (antlaşma) meydanında kutlanırken, iktidara gelen sol, 1789 Büyük Devrimi’nin simgesi Bastille’de toplanıp, coşar!

Şimdi anlatacağım öykü de işte böyle bir coşku gecesi, Bastille meydanında başladı.

***

6 Haziran 2012’de Bastille, meydana akın eden yüzbinlerce insan ve dünya solunun tüm renklerini taşıyan bayrakların dalgalandığı bir coşku deniziydi. Cumhurbaşkanı François Hollande, seçim zaferini kutlamak için toplanan halkın karşısına çıktığında geceyarısını biraz geçiyordu. Sosyalist Parti’nin ağır toplarıyla birlikte sahne aldı. Yanında şimdiki hayat arkadaşı Valerie Trieweiler, ağır topların arasında da elbette bir önceki seçimlerin mağlubu, 4 çocuğunun annesi Segolene Royal vardı. Bir ara, yeni cumhurbaşkanı eski eşiyle yeni eşi arasında buldu kendisini. Ve yeni eş Valerie Trieweiler, başkanın kulağına eğilip « Dudaklarımdan öp beni! » dedi. Hollande, eski eşinin yanı başında ve halkın karşısında, yeni eşini dudaklarından öptü.
Valerie Trieweiler, çocuklarının babasını elinden almasına rağmen deli gibi kıskanmaya devam ettiği Segolene Royal’e nispet yapıyordu.

***

Derken genel seçimler geldi çattı. Hollande, Sosyalist Parti’nin eski cumhurbaşkanı adayı Segolene Royal’e meclis başkanlığını söz verdi. Tabii ki Segolene’in tekrar milletvekili seçilmesi gerekiyordu. Ancak seçimlerin birinci turu, hiç de beklendiği gibi geçmedi. Bölgenin hizipçi sosyalist adayı Olivier Farloni, birinci turda Segolene Royal’den fazla oy, ikinci tur için de sağın desteğini aldı. Sosyalist Parti, «Er Royal’i Kurtarmak » operasyonu başlattı. Cumhurbaşkanı Hollande da partinin resmi adayı Royal’in sitesinde, « Charente Maritime bölgesinde SP’nin resmi ve cumhurbaşkanının desteğine sahip biricik adayı Segolene Royal’dir, » diye imzalı bir metin yayınladı.
Valerie Trieweiler, sevgilisinin eski sevgilisine kendisine sormadan verdiği bu destek metnini okuyunca, kırmızı görmüş boğaya döndü. Telefona sarılıp Cumhurbaşkanı Hollande’a, « Bunu sana ödeteceğim! » dedi ve dediğini de yaptı.
Amerikalıların « First Girlfriend » diye andıkları kıskanç Trieweiler’in, Sosyalist Parti’nin resmi adayına karşı rakibi Olivier Farloni’ye destek mesajı twitter’e düştüğünde, Segolene Royal seçim bölgesinde kendisine destek vermeye gelen partililerle birlikteydi. «Bölge halkının yanında yıllardan beri özveriyle mücadele eden Olivier Falorni’ye cesaret diliyorum, » yazılı twit’i okuyunca ellerini yüzüne kapattı. Yıkılmıştı. İlerleyen dakikalarda, ortalık yıkıldı zaten.

***

Sol Cephe, haddini bilmeyen Valerie Trieweiler’e ateş püskürüyor. Aşırı ve merkez sağ, Sarkozy’den daha ciddi bir cumhurbaşkanı olmak sözüyle iktidara gelen François Hollande’ın iki eşinin çekişmesi arasında yerlere düşen itibarıyla dalga geçiyor.

Ve bugün Fransa’da genel seçimlerin ikinci turu, bu skandalın gölgesinde yapılıyor. Segolene Royal, büyük olasılıkla milletvekili bile seçilemeyecek. Dolayısıyla onca yıldır mücadele ettiği Sosyalist Parti’nin meclis başkanı olamayacak.
Valerie Trieweiler ne olacak, bilinmez. Ama François Hollande, ülke ekonomisini tehdit eden krizden önce, dört çocuğunun annesiyle yeni eşi arasındaki krizi çözmek zorunda. Fransız halkı, biraz da gülerek, Elysee Sarayı’nda oynanan dramanın ikinci perdesini bekliyor.

Kıskançlık ateş gibidir. Boynuzları yakarak biraz kısaltabilir,
ama kötü kokutur.
JONATHAN SWİFT

«G» NOKTASI

Barış Terkoğlu’nun 17 Şubat’ta tutuklanmasıyla sonuçlanan sorgusu, 5 sorudan ibaretti:

  1. Odatv binasındaki odaları ve içindekileri anlatın.
  2. Yalçın Küçük’le ilişkinizi açıklayın.
  3. Coşkun Musluk’u tanıyor musunuz? (Odatv yazarı Musluk, 12 Mart’ta tahliye oldu)
  4. Abdullah Öcalan’ın açıklamalarını neden haber yapıyorsunuz?
  5. Ulusal Medya 2010, Hocadan notlar, Nedim.doc vb. gibi belgeleri daha önce gördünüz mü?

Ve Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve diğer Odatv gazetecileriyle birlikte, o gün bugündür Silivri’de yatılı…

Oysa suçlandıkları haberlerin, bilgisayarlara 2 saniyede yüklenen ve suç kanıtı oluşturan 116 dijital dosyadan ÖNCE yayınlandığı belgelendi.

Gazeteciliğin terörist etkinlik gibi yargılandığı Odatv davasının yarın duruşması var. Bugüne kadar vareste tutulan adalet, yarınki duruşmaya katılır diye bekliyoruz, umutla…