NÜFUS SIKINTI, KÜRTAJ TAKINTI

Nikolay Çavuşesku diktasının hazırladığı « 770 Sayılı Kararname » Romanya’da yürürlüğe girdiğinde, Recep Tayyip Erdoğan henüz 12 yaşındaydı.

Başbakan Erdoğan, 2012 yılındaki « kürtaj cinayettir, katliamdır » açıklamasının mevta bir komünist diktatörün düşünceleriyle bire bir örtüştüğünü ve kürtajın kısıtlanmasına yönelik yasama iradesinin, Romanya’da 1 Ekim 1966’da uygulamaya konulan kararname ile aynı tahlilden kaynaklanıp, aynı amacı güttüğünü bilebilmiş olsa, kuşkusuz kendisi de pek şaşırırdı!

1957 yılında serbest bırakılan kürtaj, Romanya’da olağan bir doğum kontrol mekanizması haline dönüşmüştü. Dokuz yıl sonra yürürlüğe giren 770 sayılı kararnameyle en az 4 çocuk doğurmamış 45 yaş altı kadınlara kürtaj yasaklandı.

Romen çiftlerden en az 4 çocuk isteyen diktatör Çavuşesku’nun hedefi, ideolojisine sadık, ülkeyi çelik bileklerle yönetecek kuşaklar yetiştirmekti. Çavuşesku, nüfus projesine bir de ad vermişti: « Yeni İnsan ».

Romanya’nın « Yeni İnsan » kuşakları, « Müslüman ve kindar » değil de, sıkı komünist olacaklardı…

***

Çavuşesku’nun hem saplantı, hem de sloganı, « Büyük Nüfus, Genç Çoğunluk, Büyük Romanya » idi. 1966’dan 1969’a geçen üç yıl içinde fazladan 1 milyon doğum oldu. Bu çocuklar, « Kararname Çocukları » diye anıldılar.

Derken tablo karardı. Yasa dışı kürtaj, iktidar saflarında bile aldı yürüdü. Doğum oranı hızla düştü.

Çavuşesku diktası, yasa dışı kürtajla mücadele için seferber oldu: Örneğin fabrika yöneticilerine, kadın işçilerin doğum performansına göre prim dağıtıldı. İşyerlerine, çalışan kadınların hamile olup olmadıklarını denetleyen jinekologlar atandı. Yasa dışı kürtajla hayatı tehlikeye giren kadınlar, kürtajcıyı ihbar etmedikleri sürece tedavi edilmiyorlardı!

Kürtaj yaptırmayıp doğuran kadınlar arasında ölüm oranı, üçe katlandı.

Romanya’daki komünist dikta 1989’da kanlı bir halk ayaklanmasıyla devrildi. Ülkenin « tek adamı » Nikolay Çavuşesku, eşi Elena’yla birlikte isyancıların kurduğu Özel Yetkili Mahkeme’nin 25 Aralık gecesi verdiği idam kararından hemen sonra, yıkık bir duvarın önünde, kafalarına birer kurşun sıkılarak öldürüldü.

***

« 770 Sayılı Kararname », ilk üç yıl içinde 1 milyon fazladan doğum sağlamıştı ya? Çavuşesku’nun infazından sonra yapılan istatistiklerden anlaşıldı ki, 1966’dan 1989’a diktatörün koyduğu hedeften çok uzak, fazladan hepi topu 2 milyon çocuğun doğumuna ve…11 bin kadının ölümüne yol açmış!

Üstelik, çiftler bakamayacakları, tecavüze uğrayan ya da istemeden hamile kalan kadınlar da benimsemedikleri bu 2 milyon çocuğun çoğunu, tıpkı AKP hükümetinin « biz bakarız » dediği gibi; « biz bakarız » güvencesi veren Romen komünist diktasının, devlet yetimhanelerine bırakıp gitmişler.

Çavuşesku rejimi, 20 yıllık kararname sürecinde bu çocuklardan bırakın komünist rejime bağlı « Yeni İnsan » kuşağı yetiştirmeyi, kafasına kurşun sıkacak genç kuşağı büyütmüş olmalı ki… « 770 Sayılı Kararname », şaka değil, Çavuşesku’nun infaz edildiği gecenin sabahı, 26 Aralık 1989’da yürürlükten kaldırıldı. İptali, yeni Romanya’nın ilk yasaması oldu!

***

Ve dünya, Romenlerle birlikte onun ölümünden sonra televizyon kameralarından öğrendi ki, bu çocuklardan sakat doğan on binlercesini, aç bırakıp ölüme terkettiği hücre evlerde saklarmış, Çavuşesku rejimi…

Kararnamenin kaldırıldığı 1989 yılında, 545 kadın yasak kürtaj, 627 kadın da zorla doğumda can vermişti.

Bugün Romanya, kürtaj konusunda en libéral ülkelerden biri.

Kürtaj, 14 haftaya kadar sorgusuz sualsiz, yasal hak.

Ama son beş yılda 6000’den fazla kadının erkek eliyle dayak ve cinayetten öldüğü Türkiye’de doğum ve kürtaj ölümleri de yüzde 1400 artarmış, kimin umurunda?

İstenmeyen çocuklara gelince : Devletin bugün hapisane ve yetimhanelerinde olanlar, yarın olacakların zaten garantisi !

Ahlak kumkuması, cinayeti aşka yeğler. Çünkü cinayet çift
değil, tek kişilik bir zevktir.
ANONİM BİLGE

«G» NOKTASI

Türkiye’de oynanan monopoli, scrabble gibi tüm masa oyunları, yabancı kaynaklıdır. Galatasaray Oyun Klübü bir eksiği giderdi ve hem çok zekice hazırlanmış, hem de çok eğlenceli ilk Türk masa oyunu « CAMPUS GALATASARAY »ı yaratttı, piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Genç dehalarımız Aslan Evrim ve Mehmet Tetik’in hazırladığı projenin teknik tasarımını İletişim Fakültesi’nden Özgürol Öztürk, Barış Çelik, Öner Adıyaman, gerçekleştirdi. G.Ü. öğrencisi Ezgi Eren illüstrasyonları, G.Ü. mezunu fotoğrafçı Nur Acar görsellerini sağladı.

4 kişiyle oynanan CAMPUS GALATASARAY’da oyuncular üniversiteyi bitirmek için yarışıyor. Her dilde oynanıyor. Öğrencilik yıllarını özleyenlere hararetle öneririm, üstelik tiryakilik yaratan lezzette bir oyun.

Türkiye’ye ilk Türk masa oyununu kazandıran ekibe, projeye destek veren rektör yardımcısı Helen Zajdela, oyun yaratıcısı Clement Perillat ve ilk eli bizimle (hem de hırsla !) oynayan Fransız Büyükelçisi Eric Chevallier ve Başkonsolos Herve Magro’ya çok teşekkürler!