MEMLEKETİMDEN ÖLÜM MANZARALARI…

Memleketim ölümle, ölümlerle çevrili . En çok çocuklar, gençler ölüyor. Dağda ölüyorlar, ovada ölüyorlar, hapishanede ölüyorlar, hastanede ölüyorlar, emniyette ölüyorlar, işyerinde, şantiyede ölüyorlar, trafikte ölüyorlar…

Ölümlerden sonra, nedense hep sonra, ayni sözler, ayni demeçler! Oysa hepsi yalan! Hepsi sahte!

Sanki ortalık güllük gülistanlıkmış… Sanki her şey şahaneymiş… Ekonomimiz harika; demokrasimiz şahikaymış… Adalet, hukuk, eğitim, sağlık hizmetleri muhteşemmiş… Askeri operasyonlar durmuş; PKK silah bırakmış… Hükümetin başı, her şeye muktedir, tüm sorunları haletmiş, dünyayı hizaya getirmiş, komşularla sıfır sorunu sağlamış, vatanı cennete çevirmiş… Zaten Kürt-Türk sorununu sadece tek başına (!) o halledebilirmiş…

Bir gaz verme, bir pompalamadır gidiyor!

Oysa gerçekler öyle değil. Dağlıca’dan gelen ölüm haberini “8 asker şehit oldu; 18 terörist öldü” diye verdi gazeteler… İki tarafta da sadece analar ağladı! Başka kimse değil! Savaş hiç bitmemişti ve umut hala çok uzaklardaydı…

Analar ağlarken, şiddetti tırmandırmak isteyenler kolları sıvadı; nefret dili biraz daha bilendi; kısır döngünün çarkları ölüm kusmayı güçlendirdi… Oysa tek adamların gaza gelmesi değil, çok yönlü iç ve dış dinamiklerin harekete geçmesi gerekiyordu.

***

270 kişilik Urfa Cezaevine 50 derece sıcakta 1000’den çok insan kapatırsan; yerde yatmak için bile sıraya girmek zorundaysalar ölmelerine değil, ölmemelerine şaşmak gerek! Hele son bir yıl içinde defalarca bu konuda Adalet Bakanlığına raporlar verilmiş ve yok sayılmışsa!

Şimdi dikkat: İnsan Hakları Derneği Mersin şubesi, 650 kişilik Mersin Cezaevinde 1500 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu açıkladı… Bayrampaşa Kadın Cezaevinde de kapazitenin çok üstünde insan bulunduğunu ranzalarda birkaç kişi yattığını biliyoruz… Tekirdağ Cezaevinde, Diyarbakır Cezaevinde zulmün sürdüğünü de biliyoruz… Çağdaş Hukukçular Derneği son 10 yılda cezaevlerinde 2 bin kişinin öldüğünü bildiriyor… Ama gelin görün ki bunlar yokmuş gibi cezaevlerine “basın turu” bile düzenledi hükmet !

Yetti artık! Boşaltın hapishaneleri! Boşaltmak bir yana, rektöre hakaret etti diye; parasız eğitim istedi diye, bakana yumurta attı diye içeri tıkıyorlar çocukları!

Kadınlardan korkun!

(Bu ara başlık okurlara değil, hükümete sesleniyor… Bilginize!)

İşte memleket güllük gülistanlık olduğundan, hiç ama hiç sorunu kalmadığından hükümetin başı aklını kürtaja, kadınların kaç çocuk doğurması gerektiğine taktı!

Bu ülkede kürtaj gündemimizde değilken, onun dayatmasıyla gündemin başına oturdu. Kadın örgütleri seferberlik ilan etti. Bugüne dek 23ilde etkinlikler düzenlendi. Aniden dayatılan kürtaj yasağına kaşı çok kısa bir zamanda 55 000 den çok bireysel imza; Türkiye’den 680 örgütün imzası; 50 ülkeden 221 uluslararası örgütün imzasıyla desteklenen bir raporu Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Aile Bakanına yolladı!

Kürtajı yasaklamak ya da daha da kısıtlamak için başlatılan sürecin durdurulması isteniyor. Aksi halde ölümler daha da artacak! Hem kadın ölümleri hem de bebek ölümleri!

Varlıklı kesim hiç kuşkunuz olmasın nasılsa gerektiğinde, bir yolunu bulup kürtaj olacaktır. Tıp dışı, bilim dışı yollarla, gebeliğini sonlandırma yolları arayıp, ölecek olan yine yoksul kesim olacaktır.

Ara başlığa gelince: Hükümettekiler kadın ölümlerinin artmasından korkacak değil elbet. Ama Murat Gezici’nin bana yoladığı bir araştırma var ondan korkabilirler: Şöyle ki AKP’ye oy verenlerin %62’si kadın. (Heyhat!) AKP kürtaja yasak getirirse, oy veren kadınların %7.6’sı “bir daha vermem” demiş!

Üstelik bu araştırma, hangi ülkede hangi parti kürtajı yasaklamaya çalıştıysa, oyları kesinlikle düştüğünü ortaya koyuyor.

İşte AKP ölümlerden değilse de bundan korkar!