YAĞMUR VE KOMÜNİZM

Yazının başlığı “Yağmur ve Şiir” olsa yazılacak çok şey olurdu…

Bir tarama yapılsa bizim şiirimizde en çok kullanılan sözcüklerden birinin yağmur olduğu sanırım görülecektir.

Bu belki bir çok ülke şiiri için de böyledir.

Yağmuru sever ya da sevmezsiniz.

Ama şairlerin yağmurdan şu ya da bu biçimde etkilendiklerinden kuşku yok.

Neruda otobiyografisinde şiirinin yağmurlardan doğduğunu söyler.

Bizimkilerden Attila İlhan yağmurdan en çok söz eden şair olsa gerek.

Gülten Akın şiirlerinden birinde yağmurun neyi anlattığını sorgular.

Fakat yağmur ve şiir denildiğinde benim favorim Necip Fazıl’ın “Bu Yağmur”udur…

O şiirde “kıldan ince, kılıçtan keskin” bir yağmurdan söz edilir…

Bu yağmur şairin “kanını boğan bir iplik, karnında acısız yatan bir bıçak, cinlerin beyninde yaptığı bir düğün”dür…

“Cinnetten üstün, karanlık düşüncelerden daha kovulmaz”dır…

“Bu Yağmur” bütün bir dünya şiirinde yağmur üstüne yazılmış herhalde en güzel şiirlerden biridir…

Fakat bu türden şiirlerini sonradan yadsımış olan şairin “mürit”lerinin de bu gerçekten çok güzel şiirden ne ölçüde haberdar oldukları, böyle bir şiirden zevk alıp almayacakları ayrı bir konudur…

***

Yazıyı buraya kadar okuyan okur “İyi de, yağmurla komünizmin ne ilgisi var?” diye haklı olarak soracaktır…

İlişkiyi kuran ben değilim…

Gözünüzden kaçmış olabilir, gazetelerimizden birinde, 22 haziran tarihinde bir haber vardı.

Buna göre, Düzce’nin Cumayeri Belediye Başkanı, HAS partili(artık AKP’li diye okuyabilirsiniz) Yakup Keleş, Cumayeri Çok Programlı Lisesinde “Yıl Sonu Etkinlikleri Şiir Programı”nı izledikten sonra Belediyenin internet sitesinde yayınladığı yazıda “Okulların Yıl Sonu Şenliklerine Dikkat!” dehşetengiz başlığı altında, şiir programında okunan şiirlerdeki “suratıma çarpan yağmura sövdüm”, “bir kadeh şarap, rakı beni teselli etti” gibi sözlerle komünizm propagandası yapıldığını ileri sürüyor.

Yakup Keleş’in herzelerinin bir bölümünü kendi sözleriyle izleyelim:

“Kahir ekseriyet, buna alt ve üst düzey yetkililer dahil, canla başla kutsal değerlerimize saygılı inançlı bir nesil yetiştirme gayretinde iken; maalesef hâlâ eski kalıntılar yıl sonu etkinlikleri adı altında adeta beyin yıkıyor, komünizm propagandası yapıyor ve pervasızca değerlerimize küfrediyor. ’Suratıma çarpan yağmura sövdüm’ demek nasıl bir özgürlükse? Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar."

Kelimelerinden kan damlayan Keleş "Bu tür davranışları, özgürlükler kapsamında yutturulmaya çalışılan, kamufle edilen, masum hareketler olarak” görmediğini belirttikten sonra, hızını alamayarak “bazı duyarsız ve etkisiz okul yöneticileri hatta İlçe Milli Eğitim Müdürleri sayesinde okullardaki sendikal sınıflaşmanın (ne demekse?!) tehlikeli boyutlar almaya başladığını, çoğu öğrenci ile veliler bu durumdan ciddi rahatsızlık duymakta olduğunu.” ileri sürerek muhteşem yazısını “bu yazımın sayın savcılarımıza suç duyurusu niteliği taşıdığını önemle arz ederim” cümlesiyle tamamlıyor…

***

Gâvur teknolojisinin olanaklarından yararlanarak “Belediyenin internet sitesi”nde yukarıdaki düşünce ve üslup bulamacını sergileyen, tehditler savuran kişinin kafa yapısını irdeleyip açımlamaya çalışmak boşuna bir çaba olur.

Çünkü onun kendi sözleriyle “kahir ekseriyet, buna alt ve üst düzey yetkililer dahil, canla başla kutsal değerlerimize saygılı bir nesil yetiştirme gayretinde”dir…

Bir başka deyişle, Yakup Keleş kafası, ülkenin zaten tepesindedir…

“Sayın savcılarımız” gereğini kuşkusuz ki yapacaklardır…