TEK YOL: ZORBALIĞA KARŞI SUSMAMAK!

Toplum daralmış durumda. Toplum bunalımda. Toplum depresyonda. Toplum, gerilimlerin en keskin ucunda. Toplumu germek için bir değil, binlerce neden var, kışkırtma var, tehdit var, ikiyüzlülük var, baskı var, adaletsizlik var, hainlik var, kin ve nefret var!

Birkaç gün uzaklaşmıştım ülkemden, kentimden, haberlerden… Döndüğümde patlamaya hazır ve yer yer patlayan toplumla karşılaştım.

***

Malatya’nın sürgü beldesinde yaşananlar…

Hükümet açıklaması: Efendim, münferit bir olaydır, davulcu tartışmasıdır. Sunniler – Aleviler kardeş kardeş yaşarız. Medya işi büyütüyor. Oha yani! Kimi kandırıyorlar! “Kardeş kardeş geçinirken”, 34 aydının yakıldığı bir ülkede yaşadığımızı, yakılanları anmanın bile neredeyse “suç” sayıldığını; onları ateşe veren canileri, bu hükümet üyelerinin savunduğunu; suçluların nasıl kollanıp korunduğunu bilmediğimizi mi sanıyorlar ?!

***

Dünkü gazetemizde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiyeyi mahkum ettiği kararın gerekçesi manşetteydi: “ İşkenceye ceza ertelenemez!”

AIHM , işkence yapan polislerin cezası ertelendi , hükmün açıklanması geri bırakıldı diye Türkiye’yi 45 bin 500 Avro cezaya çarptırıyor; ama daha bir hafta önce Türkiye hükümeti, işkenceciliği ve tecavüzcülüğü saptanmış, kanıtlanmış, kitaplarla, tanıklıklarla, yazılı belgelerle ortaya konmuş birini ödüllendiriyor, yüceltiyor, terfi ettiriyor! Adı: Sedat Selim Ay.

Önceki gün Işıl Özgentürk, Gazeteci Asiye Zeybek Güzel’in 1999’da yayınlanan , kendi başından geçenleri anlattığı “İşkencede bir tecavüz Öyküsü” kitabını sizlerle paylaştı.

“Münferit” bir olay değildi. Ülkemizde uygulanan sistematik işkencenin uygulayıcılarından sadece biriydi Sedat Selim Ay… Girin internete bakın, o ve ekibinin yaptığı işkenceler sayfa sayfa tüm ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz! İşkenceci olarak yargılanmış, bir yıl ceza almış, o da paraya çevrilmiş, sonra AIHM , Türkiyeyi yine cezalandırmış!

Ve şimdi Sedat Selim Ay İstanbul’da terörle mücadeleden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcılığına atandı. Oha! Yuh olsun! Toplum nasıl güvensin böyle bir Emniyete!

Kadın örgütleri “Biz bu katili işkenceciyi tanıyoruz” pankartları taşıyarak Emniyet önünde gösteri yaptı. Görevden alınıp yargılansın diye kampanya açtı. Ancak İç işleri Bakanına sorulduğunda, hiçbir şeyden haberi yok “incelemedim” diyebiliyor! Bir kez daha Oha! (Kampanyaya şu adresten katılabilirsiniz: http://imza.la/tecavuz-ve-iskence-hukumlusu-istanbul)

***

Bu hükümet de diğerleri gibi işkenceyi seviyor, işkenceciyi kolluyor, koruyor. Bunların ötekilerden farkı, “ileri demokrasi” safsatasını, “dini bütünlüğü”, “vicdan sahipliğini” işe katmaları… O nedenle ikiyüzlülük , riyakarlık daha da korkunç boyutlara ulaşıyor…

Leman Dergisinin son sayısının kapağı harikaydı: Polisler, apoletler sökük, sıraya dizilmişler, sırayla konuşuyorlar: “Bir genci öldüresiye dövdüm”diyor biri “biber gazı sıktım, öldürdüm “, “ ikisini astım” diyor ötekiler. Amir haykırıyor: “Susun Lan! AKP’li vekilin oğluyla hanginiz tartıştı?”

İşte aziz memleketimin hali.

Silivri’den Soner Yalçın’ın “Kimse var mı orada?” sorusunu duydunuz değil mi. Şükran Soner de,Hikmet Çetinkaya da haykırışı duyurdular.

İşkenceyi, işkenceye dönüşen tutukluluğu yok sayanlara lanet olsun!

Zorbalığa karşı her sessiz kalışta biraz daha öldüklerini fark etmiyorlar mı??? Oysa çıkış yolu tek: O da, zorbalığa karşı susmamak!

***

Not: Biliyorum, söz vermiştim size, Aix-en-Provence Festivalini yazacaktım. Ama gelin görün ki, bunları söylemeden , başka hiçbir şey söyleyemezdim…