HİÇBİR İDEOLOJİ, HİÇBİR POLİTİKA…

Almina Melisa 1.5 yaşındaydı. Otomobilde ana kucağındaydı. Dayısının kızı Sevgi 11 yaşında. Otomobili askerden izinli gelen baba kullanıyordu. Bayram yemeğini dayılarda yiyeceklerdi… . Süleyman 3 yaşındaydı anne ve babasıyla yürüyerek, akrabalara el öpmeye gidiyordu… Sena 12 yaşındaydı ve biraz önce o otobüse yetişebilmek için annesi ve kardeşleriyle amma da hızlı koşmuştu…

O anda değil de birkaç dakika sonra hareket etseydi o otomobil… Bir kırmızı ışığa takılsaydı mesela… Koşup da düşseydi kardeşlerden biri, yetişemeselerdi o otobüse… Evden birkaç dakika önce ya da sonra çıksalardı…

***

Yaşamak ya da yok olmak… Patlayan bombalarla, mayınlarla kan gölünde parçalanıp gitmek… “Keşke”lere, rastlantılara sığınmak… Pamuk ipliğine bağlı olarak hayatta kalabilmek… Birkaç dakika önceye ya da birkaç dakika sonraya yaşamı borçlu olmak… O anda tam da o anda, burada değil de orada, tam o noktada bulunmak…

Yaşamak ya da yok olmak, bu yukarıdakilerin hükmündeyse… Öyleyse önceki günkü lanet olansı terörist saldırıda ölen sadece dokuz vatandaşımız değildi. Ölen bütün bir toplumdu. Yok edilen hepimizin geleceğiydi!
Hiçbir ideoloji, hiçbir politika , hiçbir tutku , Melisa’ların, Sevgi’lerin, Süleyman’ların, Sena’ların ve geleceğin yok edilmesini açıklayamaz!

***

Geçen yıl, önceki yıl, daha önceki yıl, her bombalı saldırıdan sonra söylenen hamasi lafları ülke yöneticileri bu kez de tekrarladılar…

Ama bu çocukların neden öldüğünü anlatamadılar.

Ve onlar ayni sözleri tekrarlarken, nedense benim kulaklarımda zonklayan tümceler, o hamasi sözler değildi. Artık o sözler kulaklarıma erişmiyor bile!

Kulaklarımda zonklayan , tekrar ve tekrar “Birkaç Mehmet şehit oluyor diye… başlayan cümleydi!

Beynime ve yüreğime saplanan düşünce ise komşularla sıfır sorundan nasıl tüm komşularla savaş haline düştüğümüzdü…

İçimi kemiren duygu, başımızdakilerin “Özgür Suriye Ordusu” dedikleri ve destekledikleri ve silahlarla donattıkları insanların, aniden çark edip düşman ve hain ilan etimiz Esad’a göre “terörist” olduğuydu…

***

Siz “Birkaç Mehmet şehit oluyor diye” meclisi toplama gereği görmezken…

Ortadoğu’nun emperyal güçler tarafından yeniden paylaşılmasını izlerken…

Bu paylaşımdan bir halife rolü, fatih rolü kapmaya çalışırken… Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasındaki sürekliliği bir çırpıda sekteye uğratırken… Şan şöhret ve gösterişe dayalı bir hırs içinde, kendi ülkenizdeki sorunlara sırt çevirip dünyanın öteki Müslümanlarına yardım diye kendinizi tatmin ederken… İkiyüzlü ilişkileri , yalana dolana dayalı ilişkileri eleştirenleri, sorgulayanları hapislere tıkarken… Sizi alkışlamayan medyayı düşman ilan edip onlara savaş ilan etmişken… Allayıp pullayıp millete yutturduğunuz o “ekonomimiz harika gidiyor” balonu da havasını kaçırmaya başlamışken…

Bütün bunlar olurken benim aklıma gelen, herkesin aklına geliyor:

“AKP’yi olsa olsa bir savaş kurtarır” düşüncesi!

Öyleyse haydi tırmandırın düşmanlığı! Tırmandırın nefret söylemini! Çok kolay: Daha çok düşmanlık , daha çok kin, öfke , ne çok nefret , daha çok kışkırtma!

İstediğiniz gerçekten bu mu?

Çünkü , şu anda yaptığınız sadece bu!

***

Sahi neden öldü bu çocuklar? Neden geleceğimiz can çekişiyor?

“Terörist bomba yüzünden öldüler” demek işin kolayı…

Ama zor olan çözüm için bir araya gelebilmek. Zor olan diyalogu kurabilmek.

Zor olan yok etmenin dışında yollar arayabilmek…

Zor olan hiçbir ideoloji, hiçbir politikanın yok etmeyi açıklayamayacağını bilinçlere, bilinç altlarına yerleştirebilmek.

Bugüne dek kolay olanı yaptınız! Şimdi sıra zor olana yönelmekte!