MARŞINIZ DA… TEKBİRİNİZ DE…

Memleketim kan gölüne dönmüş. “Birkaç Mehmet öldü diye” toplanma gereği duymayan bir Meclis… Ölen Mehmetçiklerin sayısı hızla yükselmekte…

Mehmetçik olmaya gerek yok, bebek olmak, kadın olmak, erkek olmak, yaşlı ya da genç olmak yetiyor bombayla parçalanmaya… Bombayla mayınla değilse, virajı alamayan minibüs içinde ölüyor Mehmetçik ya da bebecik… Ve kimse kızmasın ama, AKP milletvekilinin önerdiği gibi “geberdi” diyemeyeceğim, onlarca yüzlerce çocuk ve genç ölüyor benim memleketlim, benim ülkemin vatandaşı… Ağlarsa analar ağlıyor, gerisi on yıllardır tekrarladıkları sözleri tekrarlıyor. Washington’da kurgulanan oyunlar ayyuka çıkıyor ama yine de ülkemde şiddet ve nefret söylemi tırmandırılıyor…

Memleketimin bu durumu, farkındaysanız artık olağan karşılanır oldu. Sıradan bir durummuş gibi… Ve bu sıradan, bu olağan durumda her aklı başında insanın daha birleştirici, daha bütünleyici bir söylem benimsemesi gerekirken… Aklı başında her insanın söylemiyle ve eylemiyle ayrımcılığa karşı çıkması gerekirken…

Ertuğrul Günay kendinizi seyreder misiniz?

Televizyonda o sahneyi birkaç kez izledim ve inanamadım.

Ertuğrul Günay, “Halk tekbir getirecek, kesin” diye sağa sola emirler veriyor.

Uludere’de devrilen minibüste hayatını kaybeden jandarma çavuşun cenaze töreninde, her şehit cenazesinde olduğu gibi, askeri bando Chopin’in cenaze marşını çalıyor. Bakan sinirli, çevresindekilere bir hışım, bir azar! “Durdurun şunu!” diyor, “Kesin!” diyor… Karşısında el pençe komutan şaşkın, polis şaşkın, etrafını saran şakşakçılar şaşkın! Bakan Bey’in emri anında hedefe ulaşamıyor. Bandoyu anında, emir ağızdan çıktığı anda susturmak zor! O kükrüyor: “Halk tekbir getirecek, kesin!” Bakanın hali, tavrı inanılacak gibi değil!

Söylenecek çok şey var: O sahneleri izlediğimden beri yutkunuyorum.

Nereden nereye demeyeceğim… Ben sadece şunu söylemekle yetineceğim:

Ertuğrul Günay, siz bu ülkenin Kültür ve Turizm Bakanı’sınız. Öyle değil mi?

Bizim gördüğümüz o sahneleri bir de siz izler misiniz lütfen? Kendinizi seyreder misiniz? (Tiyatro sanatında kötü oyunculara önerilen bir yöntemdir bu!) Gördüğünüzü beğenecek misiniz bakalım? Kendinize ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışıyor mu?

Özrünüz, kabahatinizden büyük.

Tepkiler yağmaya başlayınca açıklama yaptı bakan. Kentlerde cenaze marşı olabilirmiş ama köyde ters olurmuş… Daha doğrusu halk tekbir getirmek istemiş de…

Bence, özrünüz kabahatinizden daha büyük… Orda olur, burada olmaz sözü ayırımcılıktır. (Bana hep Madımak katliamını çağrıştırır.)

Bugüne dek ülkenin neresinde olursa olsun köy ya da kentlerdeki cenazelerde marş da tekbir de bir arada süregelmiştir, süregelmektedir.

Şimdi ikisi bir arada olmaz demek, inanın, birçoğumuzun aklına, sizin kraldan çok kralcı geçinmenizi, birilerine mesaj vermek, alkış tutmak isteğinizi getirdi… Nitekim ne çok övgü, ne çok alkış aldınız sanal âlemde marşı susturup tekbire yol açtınız diye! Gerçekten dehşet yorumlar okuyoruz! Bravo size!

“Halk tekbir getirmek istiyor.” Çok tehlikeli sözcükler bunlar… Orada bulunan gazeteciler halkın değil sizin tekbir getirmek istediğinizi söylese de ben kulak asmıyorum… Ama şunu da soruyorum:

Tekbir getirerek, insan ve hayvan katledilen, tekbir getirerek kadın dövülen, sakat bırakılan bir ülkede, halk, tüm çocukların, sadece imam hatibe gidenlerin değil, tümünün tekbirle okula başlamasını da isteyebilir… Ne dersiniz?

Bugün bandoyu, marşı susturan “Kültür” Bakanı acaba yarın neleri susturur?

Ve memleketim kan çanağına dönmüşken, bana bu yazıyı yazdıranlara, marşınıza da, tekbirinize de dememek için kendimi zor tutuyorum…