NAZIM HİKMET GELİYOR!

Dikili pek çok zaman bağlı olduğu İzmir’i geride bırakabiliyor. Dikili Ege’de bir sahil yerleşiminden ziyade özel bir “demokrasi havzası” gibi algılanabiliyor. Kendine özgü kanunları falan yok elbette… Netice itibarıyla Türkiye sınırları içinde yer alıyor. Ancak bulunduğu zaman diliminin ötesine geçebiliyor.

1980’lerin ikinci yarısı Türkiye’de demokrasinin nabız atışları Dikili’den doğru ülkeye yayılmaya başlamıştı. Dikili Festivalleri, demokrasinin en istekli biçimde savunulduğu platform haline gelmişti.

Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Muzaffer İzgü, Oktay Akbal, Ali Sirmen bu panellerin cesaretli konuşmacılarıydılar.

Dikili bugün de aynı çizgisinde yoluna devam ediyor.

1 Eylül Dünya Barış Günü…

Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, barışa en çok ihtiyacımız olan bugünlerde barışın şairi Nâzım Hikmet’i kalıcı olarak Dikili’ye getiriyor.

Dikili Sahilindeki geniş alan düzenlemesini yaptı. Çınar ağaçlarının süslediği parkın tam ortasına da Nâzım Hikmet’in büstünü yerleştirdi. Bu özel alanın adını da tahmin ettiniz her halde: Nâzım Hikmet Parkı!

Bu anlamlı günde Dikili’ye sadece Nâzım Hikmet gelmiyor. İçlerinde Nâzım’ın yakın dostları, on bizzat görüp konuşup yemek yiyip içecek kadar yakınında olmuş arkadaşları da geliyor. Mesela Hıfzı Topuz bunlardan biri… Barış Ödülü’nün sahibi Yaşar Kemal de Dikili’de olacak. Sonra Doğan Hızlan, Tarık Akan, Rutkay Aziz, Kıymet Coşkun, Orhan Alkaya, siyasetin hep sol yanında yer alan politikacılar da Dikili’de olacaklar. Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Yakup Kepenek, Hakkı Ülkü, Yunanistan Sol Parti’den Trigazis Panos Dikili- Nâzım Hikmet buluşması için geliyorlar.1 Eylül gecesi İZ TV’nin Nâzım Hikmet belgeseli “Rüzgara Karşı Yürüyen Adam” gösterilecek.

Ardından da büyük sanatçı Genco Erkal, tek kişilik gösterisiyle sahneye gelecek. Finali Moğollar ve Melike Demirağ yapacaklar.

1 Eylül’de Türkiye’nin dünyanın değişik yerlerinde Barış Günü etkinlikleri düzenleniyor. Bana sorsalardı “nerede olmak istersin?” hiç duraksamaksızın “Dikili” derdim. Çünkü bu şirin Ege ilçesinin her yerden farklı bir özelliği var:

-Dikili’ye Nâzım Hikmet geliyor!

Bisikletçi Şerif Usta

Dikili coğrafi olarak bisiklet cenneti olmaya çok uygun. Zaten kentin devamlı yaşayanları için bisiklet bir ulaşım aracı Dikili’de… Bisiklet için ayrılmış yollar da var ama ilgiye muhtaç… Balon lastikler için sorun yok.
Peki sorun olursa?

O zaman da Bisikletçi Şerif Usta var. Eşi Naciye Hanımla birlikte Dikili’nin bütün bisikletlerine yetip de artıyorlar. Şerif Usta tam 46 yıldır, bisiklet bakımı ve onarımı yapıyor. Satış da yapabilir mi? Yok, onu yapamaz!

Neden mi? Şerif Ustanın para ile fazla ilgisi yok. Şerif Ustadan bisiklet kiralamak için alıp gitmek yeterli. Oysa büyük şehirlerde bisiklet kiralamak için nüfus kağıdı, ehliyet, pasaport gibi belgeler bırakmak gerekiyor.

Kiraladığınız bisikleti iki gün sonra getirip bıraktığınızda “neredeydin?” bile demiyor. Özetle başka zamanlardan kalma, değerli bir meslek erbabı, has insan!

Zaman Kızılay’ı yalanladı

Suriye’deki “Amerikan Baharı” başladığında çatışmalar sonucu ilk mülteciler Türkiye’ye geldiğinde, kamplarla birlikte Kızılay Başkanı Ahmet Lütfü Akar bir basın taarruzuna başladı.

Bu mektuplardan bir tanesi de bu sütuna ulaşmıştı. Kızılay Başkanı Akar, Times Gasetesi ve Reuters ajansının yaptığı haberlere çok üzülmüştü. Önce haberlere göz atalım:

“Teröristler Kızılay cadırında.”

“Katliamcılar Kızılay Çadırında.”

Kızılay Başkanı bizlere yolladığı kağıt mektubunda diyordu ki:

-Yabancı Ajans ve gazetelerdeki resim (fotoğraf olacak) bilgilerden üretilen haksız ve mesnetsiz haberlere karşı Türk Kızılayı sizin desteğinizi beklemektedir.”

Haberler için Başkan “yalan” diyordu uzun mektubunda…

Sonra ne oldu?

Kızılay Başkanı’ndan daha üst düzeydeki yetkililer, mesela Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu haberleri yüzlerce kez doğrulayan açıklamalar yaptılar, yapıyorlar…

Baktık ki, Kızılay Başkanı artık Özgür Suriye Ordusu’nun eli silahlı adamları için açıklama falan yollamıyor, o zaman eskileri dosyadan çıkartıp ortaya koyalım dedik.

Ayrıca bir de hal-hatır soralım:

-Başkan nasılsın, iyi misin?