MİZAH VE CESARET

“Mizah” kelimesi sözlüklerde “şaka”, “latife”, “nükteli söz” vb. kavramlarıyla karşılanıyor.

Arılaştırılmış Türkçemizde, yanılmıyorsam Aziz Nesin’in önerisidir, “gülmece” diyoruz.

Mizah sanatı bana kalırsa bütün bu kavramları içermekle birlikte daha geniş bir anlam alanını kapsıyor.

Onu sadece bir güldürme sanatı olarak tanımlamak eksik kalır.

***

Gülebilmek önemlidir…

Giderek daha az gülen bir toplum olduğumuzu biliyoruz.

Hele kahkahalara gülen insana neredeyse rastlanmaz oldu.

Bunun başlıca nedeni, daha az mutlu bir toplum olmamız değil mi?

Mutsuz bir toplumu nasıl güldüreceksiniz?

Bizimki gibi toplumlarda mizah sanatının yanıtlaması gereken başlıca soru bu olsa gerek…

***

Toplumsal sorunları dile getirmenin çeşitli yolları var.

Sanatın bütün alanlarında bunu bir biçimde başarabilirsiniz.

Mizaha gelince iş karışıyor…

Çünkü mutsuzluğun nedenlerini açıklarken, aynı zamanda da, okuru, izleyiciyi, dinleyiciyi güldürmek nasıl başarılacak?

Mizahın söz kon usu olduğu bütün sanatlarda, edebiyatta, sinemada, tiyatroda, karikatürde…..usta mizahçı bunu başarabilen kişidir…

***

Dünyadan ve bizim mizah sanatımızın her alanından bu başarıyı kazanmış sayısız örnek sıralayabiliriz…

Bu yazıda ben çağdaş mizah sanatımızın ustalarından Levent Kırca’dan söz etmek istiyorum.

Böyle bir ustayı birkaç fırça darbesiyle betimlemek olanaksızdır…

Yine de deneyelim…

***

Öncelikle, büyük bir aktör…

Kişilikten kişiliğe girmenin ve görüntü olarak girdiği kişiliğe öykünmenin(taklidin), denebilirse rakipsiz ustası…

Fakat gerek yasaklanmaları delerek yeniden gösterimi başlayan “olacak o kadar” TV programlarında,gerekse 26 Ağustos gecesi binlerce kişiyle birlikte izlediğimiz “Azınlık” adlı sahne gösterisinde, bu ustalığıyla yetinmiyor.

Mizahı sadece güldürmek için yapmıyor…

Zaten öyle olsa sadece tuzu kuruları güldürür, onların sanatçısı olurdu…

O, kaynağında, kökeninde bir halk sanatı olan mizahı, bu kaynağın açık sözlülük, yalınlık, sözünü sakınmazlık gibi özellikleriyle beslerken, toplumsal yaşamın sorunlarını gözü pekçe dile getiriyor….

Güldürürken düşündürüyor,..

Güldürmenin bir boşaltma, rahatlatma aracı değil; tam tersine, güldürürken düşündürme, bilinçlendirme sanatı olduğunu örnekliyor…

Bunu başarmakla da, mizah sanatıyla gözü peklik, cesaret arasındaki ilişkiyi örneklemiş oluyor…

Pısırık bir mizahla, laf ve görüntü cambazlıklarıyla da insanları güldürebilirsiniz…

Levent Kırca, tüfeği sonuç olarak konfetiler ve kahkaha baloncuklarıyla da dolu olsa, o tüfeği hedefinin en can alıcı yerine doğrultmakla, izleyicilerine cesaret ve umut aşılıyor…