ABD’DEN BAĞIMSIZ İSLAMCILIK KALDI MI?

Bazı yazılar vardır, bakar bakmaz, tümünü kavrarsınız.

Aslında bunlardaki hüner içeriklerinden çok başlıklarındadır.

Basınımızda ,İslami hareketin ve AKP’nin uzmanları arasında olan Ruşen Çakır’ın dünkü yazısı işte bunlardan biriydi.

“AKP’den bağımsız İslamcılık Kaldı mı?” başlıklı yazısında, Çakır, 2003 te Tayyip Erdoğan’ın, Irak politikasını eleştiren İslamcılar’ın çokluğuna karşılık, kimi marjinaller dışında bugün Ankara’nın Suriye politikasını eleştiren kimse kalmamasının nedenlerini irdelerken, sonucu daha başlıkta, ilan ediyordu:

  • AKP’den bağımsız İslamcılık mı kaldı?

Yazının bana çok ilginç gelmesinin nedeni onu biraz değiştirerek şöyle okumam oldu:

  • ABD’den bağımsız İslamcılık mi kaldı?

Bilmiyorum Ruşen Çakır yazısına böyle başlık atar mıydı, ama ben öyle okudum.

Gerçekten de, AKP’nin büyük başarısı, tutucu bir toplumda, dinsel tutuculukla, küresel kapitalizmin, ihtiyaçlarını politikalarında somutlaştıran ABD’nin çıkarlarını birbirleriyle fevkalade güzel bir uyuma ulaştırmasıdır.

***

“Ilımlı olun” derken aslında açıkça “uyumlu olun” çağrısı yapan ABD’nin dinci akımlara yaklaşımı her zaman dostça olmuştur.

AKP bu gerçeği iyi görüp, kendi açısından doğru değerlendirdiği için, eskiden, merkez sağ etiketi altında ortaya çıkanların yanına yamanıp, o sıralarda siyaset sahnesinde yaşam savaşı veren siyasal İslam, artık bütün tutucuları, hatta liberal etiketlilerini kendi çekim alanı içine , şemsiyesi altına topladı ve aynı zamanda Tayyip Bey dış politikasındaki bütün skandallara karşın evrensel bir rol modeli olmak olanağına kavuştu.

AKP bir yandan bunu becerirken, öte yandan İslami hareketin standardizasyonunu da sağladı ve sonunda AKP’den, yani ABD’den bağımsız İslamcılık kalmadı ortada.

Bu gerçeği anlamayanlar, anlayışsızlıklarının bedelini silinmeyle ödediler.

Karpuz gibi dışı yeşil, içi kırmızı benzetmesine muhatap olan Abdüllatif Şener, inadı yüzünden silinme akıbetinden kurtulamazken, eski söylemlerinin hepsini yalayıp, yutarak Tayyip Bey’in cazibe alanına giren Has Parti’nin has gülü Numan Bey de, bu yolla “kurtulmuş” oldu.

Şimdi şu soru gelebilir akla:

-Peki bunun dışında bir İslamcılık kaldı mı?

***

Sorunun yanıtı açıktır:

-Evet kaldı ama, onlar ılımlı yani meşru olmayan İslamcılık faslında mütalaa edilirler ve terörist damgasını yerler.

Burada terörist sıfatını hakketmiş olmak için, illa silaha sarılmak, güce başvurmak zorunluluğu yoktur. Yalnızca uyumluluk şartını yerine getirmemiş olmak yeterlidir.

Olaya bu açıdan yaklaştığınız zaman, her şey büyük açıklıkla gözler önüne seriliyor.

Göreceksiniz AKP yani ABD’nin dışında kalma gafletine düşecek olan İslami hareketler, yarın herhangi bir şiddet yöntemine başvurmasalar bile, bir zamanlar içindeki aykırı unsurlar çeşitli suçlamalarla tasfiye edilerek, ehlileştirilmiş kurum aracılığıyla, uysallaştırılıp, doğru yola getirileceklerdir.

Böylelikle, bir zamanlar laiklik güvencesi olarak görülmüş olanlar uyumluluğun güvencesi işlevini yükleneceklerdir.

Sistemin özü budur ve buradaki, İsrail’e kafa tutma gösterileri gibi kimi aldatıcı çıkışlara da aldanmamak gerekir.

Davos’ta “One minute” diye efelenen ile, uyumlu olmayan İslama karşı İsrail’i koruyacak füze kalkanını bir dakika bile tereddüt etmeden kabul eden zat aynı kişi değil mi?

Evet, gerçekten de, ABD’den bağımsız İslamcılık kalmadı. Kalanlarla hesaplaşma işlevi de, ABD’ye bağımlı İslamcıların sırtına yükleniyor.