GÜNEŞ UFUKTAN ŞİMDİ DOĞAR MI?

Kaç zamandır gidip geliyor sancılar:

Ne kadar uzun sürdü bu doğum!

Kadın, bağırmadan, söylenmeden nasıl çekiyor bunu?

Daha kaç saat, kaç gün dayanabilir bu işkenceye,

her saniyesi yıl kadar uzun?

Başladığında biz ne umutlu, ne hevesliydik;

Çocuklar gibi şendik,

“Güneş, ufuktan şimdi doğar!” diyorduk.

Şimdi mi doğar?

Güneşin ufuktan doğması çok gecikti!

Artık,

Kuşkulu, hatta-birbirimize söylemesek de

Ananın sağlığından bile emin olamadan

Kapıda bekliyoruz.

“Neden uzun sürdüğünü o kadar çok tartıştık ki

“Bize bunu değil , nasıl biteceğini anlat!”

diyoruz bu konuda sözaçanlara.

Ve konuştukça anlıyoruz ki

Çok yanılmışız:

Ananın gözyaşlarını bastırıp

acısını böyle sessiz, itirazsız çekmesi,

eskiden sandığımız gibi,

kadınlara yakışan bir alçakgönüllülük değilmiş…

Mutlu sonu gelmez kılan,

yıllardır

doğacak güneşe

böyle hasret çektiren,

onun bu sessizliği, bu boyun eğmişliğiymiş!

Neredeyse tan ağaracak…

Bağır be kadın!

Sessiz durma artık,

böyle bekleme!

Kalk, bağır , isyan et, her taraftan duyulacak bir avazla doğur çocuğunu!