YOK HATIR, VAR SATIR!

İktidar sürecinde Türkiye’yi « dünyanın 18.inci büyük ekonomisi » basamağına taşımak ve Orta Doğu gibi önemli bir bölgede « liderlik » arayışına sokup başa güreştirmekle övünen AKP de haliyle « bir dünya partisi » olduğunu ileri sürüyor.

Diyelim ki haklıdır. Hatta üç seçimdir artan oy oranını %50’ye yükselterek başarmışsa 11 yıldır süren iktidarını, bu paye zaten hakkıdır.

AKP, dünya çapında bir parti olduğunu tescilledi de, acaba dünyanın haberi var mı, tanıdı mı böyle bir tescili, onayladı mı ilan edilen ölçüyü, biçilen çapı?

Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre, dünyada varlığı resmen tanınan ülke sayısı 191. Her ülkede bir iktidar, en az bir de muhalefet partisi olduğu varsayımından yola çıkarsak, yeryüzünde 382’nin epeyce üstünde siyasal parti var demektir.

Türkiye’nin 11 yıldır muktediri, “bir dünya partisi” AKP, olağan büyük kongresine en az 382 dünya partisi davet etmiştir, değil mi? Hiç kuşkusuz, hatta çok daha fazlasını çağırmıştır…

***

Peki hangi ülkelerden, kimler icabet etti bu olağanüstü davete, muhteşem AKP’nin ihtişam konseri, pardon kongresine?

Mısır 3, Irak 9, KKTC 4, Pakistan 2, Bosna Hersek 2 ve Almanya, AB, Asya Parlamentolar Asamblesi, Kırgızistan, Kazakistan, Sudan, Sırbistan, Bulgaristan, Tunus, Filistin, Endonezya, Kosova, Libya, Lübnan, Maldivler, Somali, birer temsilciyle katıldılar.

Sizin anlayacağınız, KKTC’nin 4 temsilcisi dahil, hepi topu 21 siyasal coğrafyadan 36 yabancı konuk vardı, AKP kongresinde.

Türkiye gibi bölge lideri bir ülkenin, hem de 11 yıldır iktidardaki “dünya partisi”nin hatırını saymak için biraz zayıf bir skor değil mi?

Hele temsil edilen ülkelerin niteliğine ve niceliğine yakından bakılırsa!

Eğer AB parlamenteri Jan Zahradil, ki salona girişinde hiç alkışlanmayan tek konuktu, 27 Avrupa ülkesini temsil ediyorsa… Eski Alman başbakan Gerhard Schröder kuşkusuz Rus doğalgaz konsorsiyumu Gazprom’un CEO’su olarak hazır bulunuyordu. AB üyesi Bulgaristan da başbakan yardımcısı düzeyinde, komşuluktan gelmişti.

***

Demem o ki, bu üç konukla sınırlı AB katılımı ile Avrupa kıt’asındaki Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek ve Asya bişibişisi dışında, KKTC zaten yavru vatan olup yabancı sayılmaz, AKP’nin muazzamasını alkışlamaya temsilci gönderen ülkeler, ne güçlü devlet, ne sarsılmaz demokrasi, zaten ne de “muasır medeniyet”ten nasibini almış olanlardı!

Dikkat ettim, ABD’den ne Cumhuriyetçi Parti bir temsilci göndermişti AKP kongresine, ne de Başbakan Erdoğan’a sık sık telefon eden Başkan Obama’nın Demokrat Parti’si. Rusya, Çin, Hindistan, Japonya’dan da özel bir konuk falan gelmedi.

Üstelik AKP’nin en yakın müttefikleri, Suudi Arabistan, Katar Emirlikleri, Bahreyn vb. de yokluklarıyla parladılar kongrede!

Ya Azerbaycan’a ne demeli? Sayın Erdoğan başkanlığındaki AKP bakanlar kurulunun hemen yarısının daha birkaç hafta önce ziyaret edip sürü sepet özel işbirliği anlaşması imzaladığı “bir millet, iki devlet”ten ikincisinin başkanı Aliyev kongreye gelmediği gibi, yardımcısını falan bile yollamaya gerek duymadı!

***

Fazla söze gerek yok. İster kişi olsun, ister devlet ya da siyasal parti davetine, davet sahibinin hatırı sayıldığı ölçüde rağbet edilir. Ya dünyanın AKP’nin “dünya partisi” olduğundan haberi yok, ya da hatırı sayılmıyor!

Hatırını sayanlara gelince…

Arkadaşının kim olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim, demiş birisi.

İktidar partisinin kongresine rağbet eden 36 yabancıdan çoğunun istikrarsız, yoksul, hatta açlık sınırında, iç savaş ya da etnik soykırım kurbanı, İslami dikta rejimi ülkeleri ve hatta Hamas lideri gibi “mücahit”, Barzani gibi “milisten bozma demokrat” olduğuna bakılırsa…

AKP’nin AB’den, AB’nin de AKP’den niçin umut kestiği çok belli. Türkiye için demokrasi umudu, yine ve hızla uzaklaşan bir hayal.

Bulunduğu makamdan kibir türetmek, makamın altında kaldığını ilan
etmektir.
MARİE LESZCYNSKA

«G» NOKTASI

AKP’nin isteyip, değnekçisi MHP’nin desteğiyle çıkarılan ve hükümete TSK’nı sınır dışı görevlendirme yetkisi veren tezkereye neden gerek duyuldu, anlayamadım. TSK’nın zaten operasyon modu değiştirilmişti, zaten saldırılara anında karşılık vermeye yetkisi vardı ve anladığım kadarıyla, veriyormuş da…

Üstelik, tezkereyi caydırıcılık anlamında istediklerini söylüyor, illaki kullanmayacağız diyorlar.

Tezkeredeki “sınırsız kullanım” sözü, ister istemez ABD’ne Afganistan konusunda göz kırpıldığını akla getiriyor. Çünkü Suriye’ye yapılacak olası bir askeri müdahalenin, AKP’nin hatırını sayan yandaki ülkeler dışında alkış toplayacağı epeyce tartışmalı. ABD ve NATO, Türkiye’nin Suriye ile arasında tampon bölge oluşturulması önerisini bile kabul etmedi. Doğrudan müdahaleyi nasıl onaylar?

Yine yalnızız, yıldızların altında…