BÜLENT ECZACIBAŞI: ‘TÜRKİYE’DE TASARLANMIŞTIR’ DEDİĞİMİZ GÜN…

Tasarım, Türkiye’deki sektörlerin uluslararası rekabet güçlerine baktığımızda en zayıf öğelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Oysa, yıllardır cari açık sarmalı ile boğuşan ülke ekonomisini düze çıkarabilecek katma değeri yüksek üretimin yapıtaşı tasarım. Türkiye’nin neden tasarımda büyük bir sıçrama yapamadığı sorusuna başta eğitim sistemimiz olmak üzere verilebilecek bir sürü yanıt var. Ancak benim bu yazıda dikkatinizi çekmek istediğim husus 13 Ekim’de kapılarını açacak ve 12 Aralık’a kadar sürecek olan İstanbul Tasarım Bienali. Bienal, İstanbul’da kültür ve sanatın öncüsü İKSV tarafından düzenleniyor. Geçen hafta İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu ile birlikteydik. Eczacıbaşı’nın “Bu bienalde masa, bardak gibi obje tasarımları görmeyeceksiniz. İnsanları, Türkiye’de tasarımın nasıl gelişeceği, nasıl fikir üretileceği konusunda düşünmeye sevk etmeyi amaçladık. Bienal öncü rol üstleniyor” diye başladığı sohbet, haliyle Çin’in tasarım atağına geldi. Eczacıbaşı, “Türkiye’de üretilmiştir, yerine Türkiye’de tasarlanmıştır dediğimiz zaman başardık demektir” derken, Özlem Yalım Çin’deki üniversitelerin endüstriyel tasarım bölümlerinden her yıl 400 bin öğrencinin mezun olduğunu hatırlatarak Çin’de bir ilin belediye başkanının artık tüm dünyaya made in China yerine design China olgusunu yerleştirecekleri sözünü verdiğini anlattı.. İstanbul’da ise mimarlık, moda, tasarım odaklı eğitim veren 70 bölüm bulunduğunu, ancak bu bölümlerin yılda ancak 15 ya da 20 öğrenci mezun edebildiğini öğreniyoruz Yalım’dan…

İlk kez düzenlenen ve hazırlıkları 2.5 yıl süren Tasarım Bienali’nin ana teması: Kusurluluk (imperfection).. Bu çerçevede 108 proje 2 farklı mekânda izleyicilerle buluşacak. 2 küratör kusurluluk temasını 2 farklı şekilde yorumlamışlar. Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği “MUSİBET”, 165 tasarımcı ve mimarın, bugünün İstanbul’unu mimari tasarım ve kentsel dönüşüm çalışmaları açışından irdeleyen ve sorgulayan 30’un üzerinde projesini İstanbul Modern’de, özel olarak tasarlanan 1400 metrekarelik bir mekânda bir araya getiriyor. MUSİBET’te yer alan projelerin, TOKİ’nin toplu konutları ve hızla ilerleyen “kentsel dönüşüm” adı altında talan edilen İstanbul’u başka kentlerle karşılaştıracak olması ise hayli ilginç bir zamanlama… Sulukule’de yaşananlar, Taksim Parkı’na yapılmak istenenler, Haydarpaşa Port projesi, 3. köprü ve daha diğerleri.. İnsan keşke bu bienal 4-5 yıl önce yapılsaymış diyor..,

Joseph Grima’nın küratörlüğünü üstlendiği ve başlığını bürokrasinin tam karşıtı olan “adhokrasi” kelimesinden alan diğer sergi ise Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında 2300 metrekarelik bir alana yayılarak 120’e yakın tasarımcı ve mimarın projesini bir araya getiriyor.

Benim ilgimi çeken bir husus da İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir ve Kıbrıs’ta bulunan 26 üniversitenin 76 bölümü Akademi Programı kapsamında bienale katılıyor olması.. Üniversitelerin ilgili bölümleri tarafından 2011-2012 akademik yılında bienal teması üzerine gerçekleştirilen atölyeler, projeler ve yarışmalarla ortaya çıkan ürün ve fikirlerin yanı sıra paneller ve kolokyumlarla Akademi Programı, bienal süresince 23 farklı mekânda izlenebilecekmiş.

Doğuş Otomotiv’den Sürdürülebilirlik Raporu

Uluslararası GRI standartlarında hazırladığı kurumsal sorumluluk raporunun üçüncüsünü yayımlayan Doğuş Otomotiv’in yönetim kurulu başkanı Aclan Acar, şirketin gelişimini toplumun gelişiminden ayrı tutmadıklarını söyledi. Doğuş Otomotiv’in KSS raporuna göre Şekerpınar’daki genel merkez’de, artık rüzgâr enerjisi kullanılmaya başlandı. Çevre dostu düşük emisyonlu araçların piyasaya sunulması ile araç başına karbon emisyonu bir önceki yıla göre yüzde 7.7 azaldı. Geri dönüşüm ile 8 bin 300 ağaç kurtarıldı. Trafik Hayattır Platformu kapsamında Türkiye genelinde 53 bin müşteriye ve 1114 Doğuş Grubu şirketleri çalışanına güvenli sürüş teknikleri eğitimleri verildi. Kurumsal sorumluluk raporu ile birlikte “Doğuş Otomotiv ve Doğuş Oto Çalışanlarını Kapsayan Etik Kodu”nu da yayımladıklarını söyleyen Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Aclan Acar, “Türkiye’de yurtdışından adaptasyon olmayan, ancak global örneklerle yarışabilecek standartta ve doğrudan kendi sektörümüzü odağına alan ilk etik kodu yayımladık. Bunun bizim için önemi büyük” diyor.