SANAÇILARINA DÜŞMAN DEVLET!

İçinde bulunduğumuz hafta iki sanatçımız daha mahkeme huzura çıkırtıldılar. Fazıl Say İstanbul’da, Pınar Aydınlar Malatya’da yargılandılar. Say için büyük bir sanatçı desteği vardı Çağlayan Adliyesi’nde… Malum burası “Avrupa’nın En Büyük” adelet sarayı olarak ilat edilmişti, inşaatı sırasında…

İnşaat konusunda iş başındaki iktidarın hakkın teslim etmek gerek: Betonu çok seviyorlar!

Onun için her yeri batonluyorlar. Dincilerin gökdelenleri ötekilerin plazalarını katladı. İyi-güzel ama bunun demokrasiyle her hangi bir ilgisi bulunmuyor ki!

Çağlayan Adliyesi’nin inşaat kalitesi ile içinde gerçekleşmesi beklenen “adalet” yüz seksen derecelik açı yapıyor!

Fazıl Say’a kendisine gelen bir mesajı sosyal medyada takipçilerine yönlenderdiği için “gel bakalım” dediler:

-Sana dava açtık!

İktidarda bulunanlar Cumhuriyet tarihi bakımından “yeni ekolü” temsil ediyorlar. Demokrasi ve ifade özgürlüğü için gelmişlerdi, kendileri için bunu sağladılar! Diğerlerine aynen eski paslı yoldan “devam” işareti verdiler.

Geriye doğru bakınca bu “paslı yolda” kimlerin cile izleri yok ki?

Mesela Nobelli yazarımız Orhan Pamuk da yargılanmıştı “Türklüğe hakaret” etmekten… Türkiye dışında hiçbir yerde adı sına bilinmeyen yetkililer Pamuk’u “Türk düşmanı” ilan etmişlerdi. Oysa o sırada İsveç’te bir okulda öğretmen sırf Türkiyeli olduğu için bir öğrencisini yanına çağırıp sınıf şöyle demişti:

-Bugün bir Türk yazarı Nobel aldı. Arkadaşınız da Türk onu alkışlayın!

Türkiyeli olmayı ifthar kaynağı haline getiren yazarına “Türklüğü korumak” adına dava açan bir devletin ruh sağlığı acaba nasıl olabilir?

Biraz öncesinde bir başka dünya çapında edebiyat devimizin izi var. Almanya’da yayınlanan Der Spiegel dergisine yazdığı “70 Yıllık Zulüm” yazısı nedeniyle mahkeme huzuruna çıkartılmıştı. O zaman da koalisyon iktidarının adalet bakanlığında sosyal demokrat bir milletvekili oturuyordu. Yaşar Kemal’in aynı “suçtan” ikinci defa yargılanması için özel izin bile vermekten kaçırmamıştı. Yaptığını açıklarken de büyük bir pişkinlikte şöyle demişti:

-Eşit davranmak izin verdim!

Negatif inisiyatif kullanmak bu devletin hücre yapısında var.

Dünya çapında sanatçılarına olmadık çileler çektirme kulvarının en büyük halkasını Nazım Hikmet oluşturuyor. Uyduruk bir suç oluşturularak tam 13 yıl kesintisiz hapisanede kalması sağlandı.

Eğer yurt dışına kaçıp kendini kurtarmasaydı, onu askerlik görevi sırasında tel boyu nöbetinde “kaçıyor” diye vuracaklardı. Bu plan bile hazırlanmıştı.

Fazıl Say’ın davası yeni yıla ertelendi. Şubat 2013’te tekrar adaletsiz adalet sarayına yolu düşecek… Pınar Aydınlar ise tam üç yıl “o suçu” işlmezse, kurtaracak!

Neydi Pınar’ın suçu?

Kızıl Gül türküsünü söylemek… Üç yıl söylememe cezasını biz bugünün koşullarında “iyi bir şey” olarak kabul ediyoruz: En azından hapiste değil!

Nazım Hikmet hapisteyken tek parti iktidarı hüküm sürüyordu. Bu rejim bitti, tek parti gitti, çok parti geldi. Uygulamalar katiyen değişmedi, çünkü ruhu hep aynı:

-Sanatçılarına düşman devlet!

Düşman

Bursada havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir-köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman…

(Nazım Hikmet/ Saat 21.00- 22.00 Şiirleri 7 Aralık 1954)

Batman’da gazetecilik

Batman uzun yıllar Türkiye’nin “korku tüneli” içinde yer aldı. Oraya gidebilmek başlı başına bir cesaret olarak kabul edildi.

Basit bir nedeni vardı: Bu kentimizde devlet düzenli olarak insan öldürme programı uyguluyordu. Devlet destekli Hizbul-kontra bu kentte emeklemeye başladı. İlk cinayetlerini Batman’da işledi.

Böyle bir ortamda gazetecilik yapmak hiç de kolay değildi. Ama Batman’da gazetecilik ve gazeteler hep var oldular.

Haber yapmak için ölümü göze alan arkadaşlarımız Batman’ın Türkiye’den kopmamasını sağladılar. Bazen gözaltına alındılar, bazen binaları bombalandı, bazen faili meçhule kurban gittiler.

Ama gazetecikten asla vazgeçmediler.

Bugün Batman Gazeteciler Cemiyeti “Güneydoğu’da Gazetecilik ve Kürt Sorunu” başlıklı bir panel düzenliyor. Saat:12.00’de Kültür Sarayı Küçük Konferans Salonu’ndaki toplantıyı Batman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Arif Aslan yönetecek. Konuşmalar ise Batman’nın yetiştirdiği iyi gazetecilerden Latif Yıldız ile bu satırların yazarı olacaklar.

Batmanlı dostlarımızı toplantıya bekliyoruz.