YAŞAM PATENTLENEMEZ TOHUM DA…

Tohum yaşamın başlangıcı Ama patentleniyor işte… Binlerce yıldır Anadolu topraklarında yetişen, evrile evrile bu toprakların zenginliği haline gelen tohumu bir avuç küresel şirket tekeline alıyor, patentini alıp köylüye “Dur bakalım tohumu üretmen, çoğaltman ve satman yasak, bizden alacaksın” diyor. Ne zamandan beri? AKP hükümetinin 2006 yılında yürürlüğe soktuğu 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Bugün dünya tohum piyasasının yüzde 57’si 10 şirketin elinde: Monsanto, Bayer, Cargill, Dupont… Bu şirketler aynı zamanda kimyasal ilaç satıcısı, üstelik aynı zamanda kanser ilacı satıyorlar. Hatta eylemlerde hak arayan göstericilerin üzerlerine sıkılan biber gazlarını bile onlar üretiyor..

Dün Dünya Gıda Günü’ydü… 2-16 Ekim arasında ise tüm dünyada tohum özgürlüğü için eylem günleri yapılıyor. Biz de hafta sonu Seferihisar Tohum Takas Şenliği için İzmir Seferihisar’daydık. Bu yıl 2. düzenlenen şenliğin öncüsü ve ev sahibi Seferihisar’ın CHP’li Belediye Başkanı Tunç Soyer. İlçe 2009’dan beri uluslararası Cittaslow (Sakin Kent) ağının üyesi. Soyer ise 5 hedef 41 proje ile “Geleceğin Türkiyesini” Seferihisar’da oluşturacaklarını söyleyecek kadar iddialı. Beş hedefi: 1. Yüksek yaşam kalitesi; 2. Aktif hemşerilik, her gün demokrasi; 3. Toplumsal barış; 4. Gelişen kültür ve yaşayan doğa; 5. Dünya vatandaşlığı olarak açıklayan Soyer, köylüyü koruyan, organik üretimi destekleyen yapıyı şimdiden oluşturmuş. Gittiğimiz 400 haneli Orhanlı köyünde kadını erkeği bütün köylülerle kurduğu diyalog ve güven gerçekten görülmeye değer. “Geçen yıl ev ev dolaşarak 220 tür tohum topladık; kimi ninelerin ceyiz sandığında, kimi mutfak kavanozunda… İçlerinden 84 türü çimlendirdik 20 bin fide yetiştirdik. Bunları tekrar köylüye dağıttık, hem yerel tohumları koruyup çoğaltıyor hem de organik tarım yapılmasına ön ayak oluyoruz” diyor. Bölgede mandalina önemli bir gelir kaynağı olduğu için belediye bir mandalina işleme tesisi almış ve mandalina üreticileri birliğine devretmiş. Amaç kaliteyi ve verimi artırmak, ihracat pazarlarını büyütmek. Ertesi gün ilçe merkezinde düzenlenen tohum takas şenliğindeydik. Yasa gereği tohum satışı yasak ama takas için henüz bir düzenleme yok. Bu yüzden üreticiler, köylüler, büyük kent yaşamından yorulup da kendilerine küçük bir tarla ve arsa alıp ekim dikime soyunanların buluştuğu bir pazaryeri burası. İnsanlar kendi tohumlarını (domates, biber, karpuz, bamya vs.) veriyor karşılığında başka tohumları alıyor. Geçen yılki şenlikte biriken tohumlarla belediye Seferihisar Can Yücel Tohum Merkezi’ni kurmuş. Bu yıl amaç bunu daha da geliştirmek. Oluşturulan kooperatifler ve üretici birlikleri ile tüccarın aradan çıktığı, ürünün doğrudan tüketiciye ulaştığı modelleri henüz sayıları çok az da olsa görebilmek önemli. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Tayfun Özkaya, adına Dayanışmacı Ekonomi dedikleri “Topluluk Destekli Tarım Uygulamaları’’nın tüm dünyada giderek yayıldığını anlatıyor. Örneğin artık Fransa’da süpermarketlerden gıda ürünü satın almak istemeyen 60 bin tüketicinin bu modelin içinde olduğunu söylüyor. Tüm bunlar, süregelen neoliberal ekonomik düzen karşısında yeni modellerin ortaya çıkmakta olduğunu göstergesi. Umarız hızla yayılır ve örnek olurlar..