BAYRAM, ERDOĞAN VE NEFRET SUÇLARI…

Türkiye sınırları içinde yaşayıp birbirlerine tahammül bile edemeyen insanlar kurban bayramını kutladılar. Bayramlar, ortak değerlerin, kardeşlik, dostluk gibi bağların güçlenmesi gereken özel günler… Halbuki gittiğimiz istikamet tam aksi yöne… Ötekileştirmenin en uç boyutlarına doğru sürüklenen bir ülkeyiz ve toplumumuzun buluştuğu ortak nokta ne yazık ki artık nefret. Herkes birbirini sevmek zorunda değil, sevmeme hakkı da var; ama nefret bambaşka bir şey… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AKP kongresinde tuttu, nefret suçlarına karşı bir düzenleme yapılacağını duyurdu. Nefret suçuna karşı bir yasanın çıkarılması talebi yeni değil. Hrant Dink’in Ermeni kimliği nedeniyle hedef haline getirilip öldürülmesinin ardından, başta onun arkadaşları ve bazı akademisyenler bu konuda uzun süredir bir düzenleme yapılmasını istiyorlardı. Başbakan’ı galeyana getiren ise şüphesiz bu değildi; Batı’da gösterilen “Müslümanların Masumiyeti” filminin ardından çıkan olaylardan sonra yasa taslağını gündeme getirmiş ve “Dinlere hakaretin nefret suçu kapsamına alınması için öncülük edeceğiz” ifadesini kullanmıştı.

Nefret suçlarından bahsederken bir yandan da kendisi ve kabinesi sürekli nefret suçu işleyen bir başbakan ne kadar inandırıcı peki?

Tam da nefret suçları yasasından bahsettiği gün, aralarında Cumhuriyet gazetesinin de bulunduğu 5 gazeteye akreditasyon izni verilmemiş ve AKP kongresine alınmamışlardı. Aynı düşünceyi paylaşmadığı gazetecileri kongreye almamak da bir çeşit nefret söylemi değil mi?

Nefret suçu, bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi önyargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlar olarak tanımlanır. Terim, medyada ilk kez 1986’da Amerika’da, New York’ta beyaz bir grup öğrenci tarafından siyah bir kişiye yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırının haberlere yansıması sırasında yaygın olarak kullanılmaya başlanmış. ABD’de 1990’da federal düzeyde kabul edilen Nefret Suçları İstatistik Yasası’nın ardından 1994’te Nefret Suçlarında Ağırlaştırıcı Hükümler Yasası kabul edildi. 10 yıl kadar gecikmenin ardından 2007’de Senato’da onaylanan Nefret Suçlarını Önlemede Yerel Yasaların Güçlendirilmesi Yasası Başkan Barack Obama’nın onaylamasıyla 2009’da yürürlüğe girdi. AGİT üyesi 22 ülkede (Türkiye de dahil) ise nefret suçu yasası henüz yürürlüğe girmiş değil.

Tamam bunun yasalaşacak olması iyi hoş da, nefret suçlarını bizzat AKP hükümetinin politikalarının körüklediği gerçeğini de görmeliyiz. Sayın Başbakan’ın bizzat kendi ağzından çıkan “Biz Yezidi de olsa teröre bulaşmadığı sürece, insana insan olduğu için yine değer veririz” sözlerine ne demeli?

Van depreminin 1. yıldönümünde Erciş’te yaptığı konuşmada “Biz sizi Kürt olduğunuz için değil; sadece bizi yaratan Allah’tan ötürü seviyoruz” demesine peki? Yani Allah’ı sevmese Kürtlerden nefret mi edecek?

Ya devletin bakanı İdris Şahin’in kurduğu cümlesinde eşcinsellikten bahsederken bile “Affedersiniz eşcinseller” diyerek aşağılaması…

Evet bu ülkede nefret suçları giderek artıyor. Malatya’da Alevilerin kapılarının işaretlenmesi, kadınlara yönelik şiddetin artması en somut örnekler… İnsanların içlerindeki linççi her an tetikte… Önyargılar zaten kemikleşmiş, devletin ağzından çıkan küçük bir söz, ima hemen bunu harekete geçirmeye yetiyor. Minnacık bir anlaşmazlık kıvılcımı bile toplumsal lince dönüşebilecek bir potansiyele sahip… Önyargıdan kurtulmak ancak doğru bilgiye sahip olmakla, sorgulamakla, sevmese bile karşısındakini anlamaya hoşgörü ile yaklaşmaya açık olmakla yıkılır.

Biz ise birlikte yaşayabilme kültürünü hızla yok ediyoruz. Bu yüzden bu bayram yine onlarca bilim insanı, onlarca gazeteci demir parmaklıklar arkasında. Bu yüzden 51’i ölüm sınırında 1000’i aşkın insan açlık grevinde karşıladı bayramı.

Ne diyelim?