ÇOK ŞÜKÜR HENÜZ O NOKTADA DEĞİLİZ!

Sevgili,

Gazeteci, olayların faili değil, şahididir. Tanıklığını ettiği olay iyi değilse gazeteciye kızmak anlamsızdır. Ama yine kızılır; bir süre sonra da “şeamet tellalı olmakla suçlanır, bırakılır. Sanki o yazmasa herşey güllük gülistanlık olacak.

Bütün bunlardan dolayı, haftanın bir günü, pazarları sana yazdığım mektuplarda günlük siyasete dokunmamaya, genelde yaşamla ilgili diğer konuları işlemeye ve mümkün olduğunca da, iyimserlik aşılayacak olaylar anlatmaya, düşünceler geliştirmeye çalışıyorum.

Her defasında kolay olmuyor, zorlanıyorum.

İşlerin pek iyi gitmediği bir ortamda, yine de bardağın dolu tarafına bakmaya çalışmak iyi de, fazla abartmak da, iyimserlikle mesut şapşallığın sınırları karıştırmak oluyor.

Bu hafta da bu yanlışa düşmeden halimize şükrettirecek ne yazsam diye düşünürken, cuma günkü gazetelerden birinde, Kuzey Kore ile ilgili Güney Kore kaynaklı bir haber ilişti gözüme aşağıya aktarıyorum:

***

“Dış dünyaya kapalı olmasıyla tanınan Kuzey Kore’de korkunç bir infaz gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Güney Kore medyasının iddiasına göre,Kuzey Kore Silahlı Kuvvetleri’nin bir üyesi ‘Sevgili Lider’ namlı Kim Jong İl’in 17 aralık 2011 de ölmesinden sonraki 100 gün boyunca süren yas döneminde içki içti. Kim Çol adlı eski üst düzey subayın bu itaatsizliği ihbar edildi ve ülkenin yeni lideri Kim Jong -un (merhum Kim Jong İl’in muhterem mahdumu) bile haberi oldu. Bunun üzerine Kim Jong- un Kim Çol’un ‘bu dünyada hiç bir izi kalmamacasına infgaz edilmesi’ emrini verdi. Güney Kore medyası, bahtsız subayın bir noktaya konulduğunu ve üzerine top atışı yapılması suretiyle idam kararının infaz edildiğini yazdı.”

-Yahu bunun neresi iyimserlik aşılayıcı haber? dediğini görür gibiyim şimdi.

Oysa ben haberi okur okumaz, kendi kendime bir “çok şükür!”çektim.

Evet çok şükür bizler henüz o noktada değiliz.

Gerçi bizde de, içki içenler hor görülmekte, dışlanmakta, ötekileştirilmekte, giderek artan baskılar altında kalmaktalar.

Gerçi bizde de, insanlar inançlarından dolayı yargılanmakta beğenilmeyen inançlar yöneticiler tarafından aşağılanmakta.

***

Gerçi biz de, hapisteki gazeteciler konusunda birinci sırayı almış durumdayız.

Gerçi bizde de, dışarıdan bakıldığında akıl almaz görünen uygulamalar yapılmakta, örneğin Cumhuriyet’in ilanının 89 . uncu yılında vatandaşların kutlama yapması yasaklanmakta, en büyük ulusal bayramı kutlayacak olanların terorist muamelesi göreceği belirtilerek insanlar sindirilmekte.

Gerçi bizde de, tek bir adam yaşamın her alanına egemen olma tutkusuyla, tırmanacağı ne kadar makam varsa hepsini hedeflemekte, dört dörtlük bir tek adamlık tutkusu sergilemektedir.

Ama bizde henüz bunlara karşı çıkanlar, top ateşiyle, en ufak bir iz kalmayacak şekilde ortadan kaldırılmakla cezalandırılmayıp, tecridi aratmayan özel tipli cezaevlerinde yıllarca tutuklu tutulma, sonra özel yetkili mahkeme önüne çıkarılıp, hüküm giydirilip süründürülme yöntemleriyle yetinilmektedir.

Yani yine halimize bakıp, teselli bulabilir ve gönül rahatlığıyla şükredebiliriz:

-Çok şükür biz daha henüz o noktada değiliz.

Gerçi bu biraz da 100 katlı binadan düşerken, “çok şükür henüz 36. kat hizasındayım,” demeye benziyor ama, olsun! Yine de iyimserlik işte.

Bütün okurlarım gibi senin de yarınki Cumhuriyet bayramını candan kutlarım.